Github vs. Gitlab

Git nedir?

Git, Linus Torvalds tarafından tasarlanıp ve geliştirilmiş olup, yazdığımız projeleri veya uygulamaları, bilgisayarımızda ya da harici disklerde değil; internet üzerinde saklamamızı ve yönetmemizi sağlayan bir versiyon kontrol sistemidir.

GitHub nedir?

Github, sürüm kontrol sistemi olarak Git kullanan yazılım projeleri için bir depolama servisidir. Açık kaynak kodlu projeler için ücretsiz sürüm sunan Github, özel depolar için ücretli üyelik seçenekleri sunmakta. Ayrıca Github, öğrenciler için özel üyelik seçeneği “education” ile ücretsiz özel depo hizmeti vermekte:

education.github.com

GitLab nedir?

GitLab, GitHub’ın kullanıcılarına sağladığı işlevlerin tamamını sunan bir Git hizmetidir. Açık kaynak projelerinizi bu servis üzerinde ücretsiz olarak oluşturabilir ve yönetebilirsiniz. GitLab, ücretsiz sürümünde sunduğu, sadece kurum içi kullanıcıların erişebileceği bir GitLab servisi imkanı sunduğundan, daha çok firmalar tarafından tercih edilmektedir.

GitHub vs. GitLab

Felsefe

GitLab, profesyonel bir Git deposu yöneticisidir. Uygulamalarınızı test edebilmeniz adına bir çok araç sunar. Kendi sunucularında barındırabilme hakkı en büyük avantajı.
GitHub ise, daha çok sosyal ağ gibidir. Neredeyse her büyük açık kaynak kütüphanelerini, araç kitlerini ve frameworkleri içerisinde barındırır.

GitLab;

  • Güçlü CI araçları
  • Ücretli ve ücretsiz Docker kayıt defteri
  • Ücretsiz özel depolar gibi özellikler sunmaktadır ama;

Eğer sıfırdan bir proje kodlamaya başlayacaksanız, GitHub sizin için daha iyi bir seçenek olacaktır. GitHub, daha çok bir sosyal ağ gibidir. Bu özelliği sayesinde projeniz üzerinde yardım alabileceğiniz daha çok muhatap bulabilirsiniz.

Spotify Premium uygulaması makyaj tazeledi

Müzik severlerin, sevdikleri müziği keşfetmeleri ve daha çok keyif almaları için en iyi yolları aradığını belirten Spotify, ücretli aboneleri için geçerlitasarımsal değişiklikler yapacak.

Spotify Premium, bu değişikliklerle daha fazla kişisel ve sezgisel bir deneyim sunmak istiyor.

Güncellemenin ilk fark edildiği yer, uygulamanın navigasyon kısmı;

Önceki versiyonunda; “Ana Sayfa“, “Gözat“, “Arama“, “Radyo” ve “Kitaplığım” adında 5 adet gezinme düğmesi bulunan Spotify, bu fazlalılığın ortaya çıkardığı dağınıklıktan kurtulmak adına düğme sayısını 3’e indirdi: “Ana Sayfa“, “Arama” ve “Kitaplığım“.

Güncellemeden sonrasında “Keşif“, Arama tarafından desteklenirken, “Öneriler”, “Ana Sayfa“‘nın kapsamı altında bulunacak.

Radyo bölümü de revizyon aldı;

Güncelleme sayesinde, favori bir müzik grubu ya da şarkıcıyı aratabilir, hemen ardından “Artist Radio” çalma listelerinden birisini dinlemeye başlayabilirsiniz. Spotify Premium değişiklik notlarına göre; bu çalma listeleri, sizin zevkinize göre kişiselleştirilecek ve taze kalmak için sürekli güncellenecek.

Spotify, bu değişikliği yaparak, kullanıcıların düzinelerce çalma listesi oluşturması yerine, kişiselleştirilmiş radyoların kullanılmasını amaçlıyor.

Yeni versiyonunun dağıtımına başlayan Spotify, ayrıca, güncellemenin kendi sunucuları üzerinden yayınlanacağını, kullanıcıların herhangi bir “App Market” üzerinden güncelleme yapmalarına gerek olmadığını belirtiyor.

 

Spotify Premium güncelleme notları: newsroom.spotify.com/2018-10-18/whats-new-with-spotify-premium/
Ayrıca bakın;
Wear OS için Spotify: newsroom.spotify.com/2018-10-17/hello-wear-os-by-googletm-spotify-here/

Facebook ve FB Messenger’ın şaşırtıcı 2018 istatistikleri

Temel noktası insanların başka insanlarla iletişim kurması üzerine olan Facebook hakkında, son yıllarda yaşadığı veri ihlalleri soruşturmalarından dolayı, büyük oranlarda kullanıcılarını kaybettiği düşünülse de, istatistikler hiç oralı değil. İnternet aleminde, tam anlamıyla paralel bir internet alemi oluşturmuş olan Facebook büyümeye devam ediyor.

Blog yazarı Sibel Hoş‘un derlediği, Facebook’un, 2018 yılına ait istatistikleri;

  • Facebook aylık aktif kullanıcı sayısı: 2.234 milyar.
  • Facebook günlük aktif kullanıcı sayısı: 1.471 milyar.
  • Facebook kullanıcılarının %66’sı her gün Facebook kullanıyor.
  • Her gün dijitalde geçirilen sürenin %3’ü Facebook’ta geçiyor. (11.04.2018)
  • 16-64 yaş arası Facebook kullanıcılarının %23’ü, Facebook’a günde bir kereden fazla giriş yapıyor.
  • Facebook Stories’in (Hikayeleri) günlük aktif kullanıcı sayısı: 150 milyon. (13.08.2018)
  • Facebook Events (Etkinlik) kullanıcı sayısı: 700 milyon. (06.08.2018)
  • Aktif Facebook kullanıcılarının %51 ‘i, Facebook’u günde birkaç kez ziyaret ediyor. (01.03.2018)
  • Facebook mobil aylık aktif kullanıcı sayısı: 1.74 milyar. (01.02.2017)
  • Facebook mobil günlük aktif kullanıcı sayısı: 1.15 milyar. (01.02.2017)
  • Facebook reklam gelirlerinin %89’u mobil reklamlardan geliyor. (31.01.2018)
  • Facebook’taki işletme sayfalarının sayısı: 80 milyon. (03.05.2018)
  • Canlı video yayınladığında Facebook’taki etkileşim oranı %600 artıyor. (22.01.2018)
  • Bir işletme canlı video yayınladığında Facebook’taki etkileşim oranı %31 artıyor. (22.01.2018)
  • Facebook’ta 4 milyon reklam veren var. (10.02.2017)
  • Global dijital reklam pazarının %19.7’si Facebook’ ait. (28.03.2018)

Ayrıca, Facebook kullanıcıları arasında mesajlaşabilmemiz için Facebook aplikasyonundan ayrı olarak aplikasyonunu indirmemiz gereken Facebook Messenger’ın şaşırtıcı istatistikleri:

  • 1.3 milyar kişi Facebook Messenger kullanıyor. (13.12.2017)
  • Messenger Kids indirilme sayısı: 1.4 milyon. (13.08.2018)
  • Yaklaşık 20 milyon sayfa mesajlaşma uygulamasını kullanıyor. (31.05.2017)
  • Facebook Messenger’ı aylık aktif kullananlar dünya nüfusunun %11’ini oluşturuyor. (07.01.2016)
  • Her ay Facebook Messenger’dan 17 milyar fotoğraf gönderiliyor. (21.11.2017)
  • Her ay 400 milyon kişi Facebook Messenger’dan video arama yapıyor. (01.02.2017)
  • Facebook Messenger’da işletmeler ve kişiler arasında aylık ortalama 8 milyarlık mesaj trafiği oluyor. (01.05.2018)
  • Aylık aktif Facebook kullanıcılarının %64’ü Messenger kullanıyor. (12.04.2017)
  • 60 milyon işletme Facebook Messenger kullanıyor. (04.18.2017)
  • Facebook Messenger’da her gün 5 milyarın üzerinde emoji gönderiliyor. (17.07.2017)
  • Facebook Messenger’da her dakika ortalama 25 bin GIF gönderiliyor. (14.06.2017)
  • Facebook Messenger’daki en popüler reaksiyon: Love.

Bu istatistiklerin arkaplanında, kullanıcıların, her hareketinin izlenildiğini düşünmemek elde değil.

İstatistikler, kişisel blog yazarı olan Sibel Hoş tarafından derlenmiştir.
Buradan kişisel blog sayfasına göz atabilirsiniz.

Network (Ağ) mühendisi ne iş yapar?

Bilgisayarın, hayatın her alanına girmesiyle birlikte, gerek ofis içinde, gerekse daha geniş bir fiziksel alan içinde, var olan bilgi kaynaklarının diğer sistemlerle uyumlu bir şekilde entegrasyonu önem kazanmaya başlamıştır. Hedef, bilgisayarda üretilen bilginin ortak bir havuzda toplanarak daha rasyonel kullanılmasıdır. Buna ilaveten, ana elektronik gücün daha rasyonel kullanılması esas sorunu oluşturacaktır. Maliyet unsurlarının minimize edilerek bilgiye daha ucuz ve yaygın şekilde ulaşılmak istenmesi ve bilgi sistemleri arasındaki bağlantının kurulmasının zorunlu hale gelmesi network mühendislerine duyulan ihtiyacı artıracaktır.

Network mühendisi, bilgisayar ağırlıklı sistemler arasında, en uygun haberleşme yöntemini saptar (En uygun network ağını seçer). Sistemi kurar ve işletime açar.

İyi bir network mühendisi olabilmek için analitik düşünme yeteneğine ve yaratıcı bir kişiliğe sahip olmak gerekmektedir. İyi bir network mühendisi, ekip çalışmasına yatkın ve insan ilişkilerinde başarılı olmalıdır.

Görev ve Faaliyetleri

  • Ağ konusundaki fiziksel bağlantılar, 2. Katman ve 3. katman topolojilerini tasarlamak ve uygulamak
  • DNS, DHCP, Firewall, Saldırı Önleme Sistemleri ve Proxy Sunucu desteği tasarlamak ve uygulamak.
  • Ağ performansı ölçümlerini analiz etmek.
  • Ağ tasarımlarının Servis Seviyesi Anlaşmaları ile uyumlu olmasını sağlamak.
  • Ağ tasarım standartlarına teşvik etmek ve uygulamak.
  • OSPF, BGP, HSRP, VRRP, Spanning Tree ve Etherchannel gibi teknolojileri tasarlamak ve uygulamak.
  • QOS(Quality of Service – Servis Kalitesi) politikasını tasarlamak ve uygulamak.
  • Ağ donanımını yükseltmek ve değiştirmek.

Network mühendisleri, başta finans sektörü olmak üzere bilgisayar ağına geçmeyi planlayan, çok şube ile çalışan tüm işletmelerde çalışabilirler.

Network mühendislerinin, bilgisayar mühendisliği veya elektronik mühendisliği formasyonuna sahip olmaları gerektiği düşünülse de son yıllarda yönetim bilişim sistemleri bölümü mezunlarının da network mühendisi (uzmanı) olarak çalıştığı görülmektedir.

Kullanılan Kaynaklar
Bilişimde Kariyer: goo.gl/pz8ndB
Görsel: bandarit.com/support

 

PHP öğrenmek hala değerli mi?

Bu yazı, Dev.to platformunda Mike Oram tarafından yayınlanan “Is PHP relevant?” adlı yazının Türkçe çevirisidir.

 

Bana akademisyenler, iş başvurusu yapanlar hatta diğer geliştiriciler tarafından en sık sorulan sorulardan biri “Neden PHP öğretiyorsun?” hatta bazen “PHP ölü bir dil değil mi?” sorusudur.

En başından bu konuda gayet açık olayım. PHP ÖLÜ BİR DİL DEĞİLDİR.

2017 yılının aralık ayında, PHP internette server tarafında kullanılan programlama dillerinin %83’ünü oluşturuyordu. Bu sonucu PHP tabanlı WordPress gibi içerik yönetim sistemlerine borçluyuz, ama bu hazır içerik yönetim sistemlerini bu orandan çıkarsak dahi, PHP web’in %54’ünden fazlasına güç vermekte. Zaten, aşağıdaki grafiğe bakarsanız, PHP’nin market payı 2017 yılında gayet tutarlıymış hatta artış göstermiş.

Eylül ayında ‘IT endüstrisi için uygun’ yetenek ve teknolojiler hakkında bir blog yazısı yazmıştım. O blog yazısını yazdığım sırada, PHP ve Javascript iş pazarında açık ara aranan özelliklerdendi. Hala da böyledir. Tesadüfi olmayan bir şekilde, akademide en çok vakit ayırdığımız iki dil de PHP ve JavaScript’tir.

Şimdi, yeni programcılara en çok öğretilen diğer dillerin kullanım istatistiklerine bir göz atalım. Üniversiteler Java veya C’ye odaklanmaya yatkınlar. Bunun sonucunda bir çok girişim uygulamalarını bu dilleri kullanarak geliştirmekte. Tüm bu çabaların sonucunda Java server tarafındaki uygulamaların %2.5’una güç veriyor. C hiç bir yerde görülmemekle beraber, bazen üniversitelerde öğretilen ASP.NET %14.2 oranına ulaşabilmiş. Programlama workshoplarında en popüler olan Python, Ruby veya sunucu tabanlı JavaScript dillerinin hepsini birden topladığımıza, internettin sadece %1.2’sine güç verebilmişler. Sunucu taraflı JavaScript (node.js) en hızlı artan sunucu taraflı teknoloji olmasına rağmen halen az kullanılıyor ancak tabiiki öğrenilmeli. (Biz akademik takvimimizde Node.js öğretmeye 1 hafta ayırıyoruz)

Peki neden bir sürü kişi PHP’nin uygunsuz ya da ölü bir dil olduğunu iddia ediyor?

Bunun, benim gördüğüm iki ana nedeni var. Birincisi, bu geliştiriciler arasında dolaşıp duran bir söylentiden ibaret. PHP, ilk zamanlarında görece olarak yavaş, nereye gittiği belli olmayan ve bir sürü tutarsızlığa sahip bir dildi. Yıllar boyunca PHP bayağı bir gelişti, hatta 2009 yılında 5.3 sürümünün yayınlanmasından beri, eski şikayetlerin çoğu düzeltildi. En son sürüm (7.1) son derece hızlı, modern ve güçlü bir şekilde nesne yönelimliliğe odaklanan bir dildir.

İkincisi, PHP esnek ve “loosely typed” yani kesin tür belirtilmemiş bir dildir. Bu, metin editörünü açıp hızlı yazılım geliştirmeye olanak verse de, kolayca kötü kod üretmeye de yol açmakta. Yani kendi başarısının bir kurbanı olduğunu söyleyebilirsiniz. Ancak, düzgün bir şekil yazıldığında, ve DRY, SOLID ve MVC gibi (bizim de akademide öğrettiğimiz) metodolojiler kullanıldığında, PHP gerçekten güçlü, iyi bir çeşitliliğe sahip, bir çok şeyleri sunabilecek hızlı bir dildir.

Yani, PHP ölmedi. Her dilde olduğu gibi kendine özgü kusurları olsa da, bırakalım istatistikler bizim yerimize bu iddialara cevap versin.

 

Orjinal dilinde yayımlanmış hali:  https://dev.to/mporam/is-php-relevant–1np
Çeviri sahibi:  mynameismidori.com

Kağıtsız Yaşam: Ağaç Katili Olmayın!

Milyarlarca insan, her yıl milyonlarca kağıt, karton ve ürünlerini kullanıyor. Bu tüketim, içerik ve veriyi sanallaştıran teknolojiye rağmen azalma göstermiyor. Eğitimde, iş yerlerinde ve evlerde kullanılan fotokopi kağıtları, faturalar, gazeteler ve daha fazlası. Aklınıza gelen tüm kağıt ve karton türevi ürünler için ağaç kullanılıyor ya da geri dönüşümle tekrar kullanılabiliyor.

Peki, elimize aldığımız bir kağıdın, aslında bir ağacın kendisi olduğu gerçeğini unutuyor muyuz? Kağıt ürünlerini kullanmadan önce aklımıza gelmesi gereken birkaç istatistik:

  • Türkiye genelinde kağıt-karton tüketimi yıllık yaklaşık 6 milyon ton. Kişi başı tüketim ise 70 kg.
  • Geri dönüşüm oranımız % 40 seviyesinde ve hedeflenen ise 5 yıl içinde bunu % 60 seviyesine taşımak.
  • Her yıl kağıt, karton ve yaşamsal ihtiyaçlarımız için kişi başı ortalama 7 adet ağaç tüketiyoruz. Bu demek oluyor ki her sene doğaya en azından 7 fidan dikebiliriz.
  • 1 hektar alan içinde iğne yapraklı ağaçlar yılda 30 ton, geniş yapraklı ağaçlar ise 16 ton oksijen üretebiliyor.

  • Yetişkin bir kayın ağacı 1 günde yaklaşık 1000 kişinin çıkardığı karbondioksiti yok edebiliyor. Aynı zamanda yılda 7 kg toz ve yaklaşık 300 kg zehri süzebiliyor. Buna bağlı olarak da hava kirliliğinin yaklaşık % 50’si ormanlar sayesinde temizlenmiş oluyor.
  • 10 m2 alan içinde bulunan 25 metre boyunda 100 yaşında bir kayın ağacı yılda 30.000 lt. su emebiliyor bu da toprak kaymasını engelleyerek verimli toprakları korumuş olur.
  • 1 hektar alan içinde yaklaşık 10.000 ağaç bulunabilir, 10.000 ağaç ise günlük 30.000 insanın tükettiği oksijeni üretebilir. Dünyada herkes tükettiği kağıt miktarını yarı yarıya azaltırsa yılda 8 milyon hektar orman korunabilmekte ve bu rakamlar düşünüldüğünde yapılacak tasarruf ile ciddi seviyelerde fayda sağlanabiliyor.
  • Geri dönüşüm oranını artırarak kağıt ithalatı azaltılabilir ve ülke ekonomisine fayda sağlanabilir. Böylelikle kağıt üretim için harcanan yüksek enerji ve su tüketiminden tasarruf sağlanmış olur.

  • Geri dönüşüme kazandıracağımız 70 kg kağıt ile 1 ağaç kurtarabiliriz. Kurtardığımız 1 ağaç ise günde 3 insanın tükettiği oksijeni üretebilir.
  • 1 ton kağıt hamuru için 2 ton ağaç gerektiği bunun için de 20 ağacın kesildiği ve kesilen 20 ağaç ile sadece 200.000 sayfa yani 80 koli A4 fotokopi kağıdı üretilebildiği bilinmelidir.
  • Çevre ve Orman Bakanlığı verilerine göre boş yere yapılan yazışmalar olmasa 2 milyon ağaç kurtarılabilir. Ortalamaya göre bir ofis çalışanı yılda yaklaşık 80 kg. kağıdı çöpe atıyor. Bu rakamın 1 ağaçtan elde edilen kağıda eşit olduğu düşünülürse geri dönüşümün önemi daha da ön plana çıkıyor.

Dijitalleşerek kağıt tüketimini azaltabiliriz!

1. Not Tutma:

Akıllı telefonların yaygınlaşması sayesinde dijitalleşmek zor değil. Ders notu, alışveriş listesi, çalışırken ve benzeri durumlarda not defteri kullanmak yerine, akıllı telefonumuza yükleyeceğimiz Evernote ve benzeri bir uygulama kullanmak kağıt tüketimini azaltacaktır. Üstelik, bize, not alırken daha fazla işlevsellik sağlayacaktır. 

2. Bankacılık işlemleri, Faturalar ve Ektreler

Bankacılık işlemleri için şubeye gidip sıraya girmenize gerek yok. Bankanızın, mobil şube uygulamasını telefonunuza indirerek, -neredeyse bütün- bankacılık işlemlerinizi kağıt kullanmadan halledebilirsiniz. Ayrıca, hizmet sağlayıcınıza vereceğiniz e-Posta adresi ile bütün faturalarınızı e-Fatura‘ya dönüştürerek kağıt tüketimini azaltabilirsiniz.

3. Kitaplar, Dergiler, Gazeteler ve daha fazlası

Yaygınlaşan PDF’ler sayesinde kitapları, dergileri ve gazeteleri telefonumuzdan okuyabiliriz. Üstelik okunması ve taşınması basılmış halinden çok daha kolay. Okuyacağınız metnin, boyutunu, yazı tipini ve rengini kendinize göre ayarlayabiliyorsunuz. Ayrıca, bir kitap parasından daha ucuza aylık abonesi olarak, neredeyse bütün dergi ve gazetelere ulaşabileceğiniz hizmetler var. (Örn, Turkcell Dergilik) Kağıt kullanımını azalttığımız gibi paradan da tasarruf sağlayabiliriz.

4. Geri Dönüşüm

Yukarıdaki kağıt tüketimi istatistiklerine tekrar göz gezdirin: “Her yıl kağıt, karton ve yaşamsal ihtiyaçlarımız için kişi başı ortalama 7 adet ağaç tüketiyoruz. ” Bireysel olarak, artık kullanılmayacak kağıtları çöpe atmaktansa evimizde biriktirip geri dönüşüme verebiliriz. Özellikle, kurumların, 70kg. kağıt atığı geri dönüşüme kazandırması 1 ağacın kesilmesini önleyebilir. Unutmayın, kağıt kullanımını azaltarak ağaçları koruyabileceğimiz gibi, su ve gübre kullanımını da azaltmış oluyoruz. Bu da bütün milli ekonomiye pozitif etki edebilir.

 

Bu yazıda paylaşılmış olan kağıt tüketim istatistikleri AvansasBlog’dan alıntılanmıştır:
Rakamlarla Kağıt ve Ağaç Tüketimi

Xammp nedir? Xammp nasıl kurulur?

XAMPP, ücretsiz ve açık kaynaklı olarak geliştirilen, kolayca yüklenerek hazır hale getirilebilen bir web sunucusu yazılım paketidir.

Xammp’ın diğer sanal web sunucularından farkı nedir?

XAMPP’ın diğer web sunucusu türleri olan LAMP, MAMP ve WAMP’dan en büyük farkı, içerisinde barındırdığı yazılım elemanlarının farklılığı ve XAMPP’ın çapraz platformlu yani tüm işletim sistemleri üzerinde çalıştırılabilir olmasıdır.

XAMPP, diğer web sunucularından farklı olarak içerisinde web sunucusu için Apache, veritabanı yönetimi için MariaDB, geliştirme içinse PHP ve Perl’i barındırır. Taşıdığı bu özellikler ve kolay kullanımı sayesinde diğer sanal web sunucuları yerine tercih edilebilir.

Xammp Kurulumu

Xammp, çapraz platform destekli yazılım olduğu için her işletim sisteminde farklı kurulum adımları izlemek gerekebilmekte. Bu nedenle, kullanıcı, aşağıdaki 3 ayrı kurulum anlatımından kendisine uygun olanını seçerek, kurulum talimatlarını inceleyebilir.

Windows için Xammp Kurulumu

İndirdiğiniz Xammp yazılım paketini, kurmak istediğiniz disk sürücüsü dizinine (Genellikle C:) çıkartın. Ardından “setup_xampp.bat” dosyasını çalıştırarak kurulumu tamamlayın. Eğer dilerseniz XAMPP paketi içerisinde yer alan Installer’ı da kullanarak kurulumu tamamlayabilirsiniz.

Linux için Xammp Kurulumu

Kullandığınız Linux işletim sistemine ve işlemci mimarisine uygun yazılım paketini dosyasını indirin. Kurulum başlatıcı dosyanın dosya izinlerini terminal yardımıyla 755 olacak şekilde ayarlayın. Bu ayarlamayı yapmak için;

chmod 755 xampp-linux-*-installer.run

Komutunu kullanabilirsiniz. Daha sonra kurulumu başlatmak için aşağıdaki komutu kullanabilirsiniz;

sudo ./xampp-linux-*-installer.run

kurulum işlemi tamamlandığında tüm gerekli dosyalar /opt/lampp dizinin içerisine gelecektir.

MacOS için XAMMP Kurulumu

İndirdiğiniz DMG uzantılı dosya imajını çalıştırın, ardından kurulum yardımcısına çift tıklayarak kurulum işleminin başlamasını sağlayın. Kurulum tamamlandığında XAMMP, tüm dosyalarıyla birlikte Applications/XAMPP klasörünün içerisinde yer alacaktır.

Xammp İndir

Xammp’ı, kendi işletim sistemi ve işlemci mimarisine uygun indirmek için buraya tıklayarak Xammp’ın resmi sitesine ulaşabilirsiniz. Ayrıca, sitede bulunan “What’s Included” yazısına tıklayarak, indirmek istediğiniz yazılım paketi içerisindeki özellikleri inceleyebilirsiniz.

Dikkat Edilmesi Gereken 4 Online Öğrenme Trendi

Online öğrenme program ve kursları şu anda herkesin dilinde. Teknoloji temelli yapısı nedeniyle bugünün teknoloji bilen dünyasında etkili olmalarını sağlıyor. Buna neden olan faktörler arasında, şirketlerin hazır online platformları kullanarak maliyetlerini azaltması ve geleneksel sınıflarda uygulanacak programlara harcanan zaman ve çabadan tasarruf sağlamak yer alıyor. Farklı online öğrenme gelişim trendleri, katılımcıların etkileşimini arttırma ve eğitim materyallerini daha fazla elde tutmasını sağlayarak öğrenme programlarının başarı oranlarını arttırmada yardımcı oluyor. Online öğrenme hiç şüphesiz çalışma ve eğitim algımızı etkileyen teknolojinin bir yansıması.

İşte online öğrenme endüstrisinin dikkat ettiği en son trendler.

1. Mobil Öğrenme

Artan mobil cihaz kullanımı gözardı edilemez. Mobil cihazlar hayatlarımızın temel bir parçası oldu, ve insanların önemli görev ve sorumluluklarını yerine getirmesine yardımcı oluyor. Mobil öğrenme pazarındaki artışın sebebi de bu. Online bankacılık, alışveriş, oyun, ya da önemli dosyalara ulaşıp ulaşmamak olması fark etmiyor; elde bu kadar bilgi olması oldukça değer görüyor. Ayrıca mobil öğrenme, hakkında görüş ve öneri verilebilecek öğrenci projeleri ve yazı ödevleri için harika bir konu haline geldi. Online ya da elde taşınan öğrenmenin öne çıkan yararları aşağıdaki gibi sıralanmıştır:

  • Programlanmış esneklik
  • Taşınabilirlik.
  • Ulaşım kolaylığı.
  • Dikkat dağıtıcılar olmadan öğrenme.
  • Bir tuşla erişilebilen bilgi.
  • Eğitim materyaline hızlı erişim.
  • Öğrenme konseptlerinin kısa sunumu.

Online öğrenmenin birçok başarı faktörü olan bir trend olduğu şüphesiz. Her an heryerden erişilebilen öğrenmenin uygunluğu gözardı edilemez ve eminiz ki insanların giderek vazgeçilmez olacak.

2. Uyarlanabilen Programlar

İsimden anlaşılacağı üzere, bu programlar deneyimli çalışanları yeni konseptlere hızlıca adapte edebiliyor. Uyarlanabilir programların kullanımıyla, çalışanlar daha önce bildikleri şeylere çalışmak için zaman kaybetmiyor. Uyarlanabilir programlar çalışanlar için öğrenme sürecini hızlandırma ve üreterek öğrenmelerini mümkün kılıyor. Örneğin, Infografiklerin kullanımının çok etkili olduğu kanıtlandı. Bu programlar dünyanın birçok yerinde uygulanıyor. Çok kısa bir zaman içinde, yetenek odaklı online öğrenme programları online öğrenme pazarındaki rakiplerini geride bırakacak. Her öğrenciyi dahil etme odaklı uyarlanabilir online öğrenme programı olan Smart Sparrow buna iyi bir örnek.

3. Oyunlaştırma

Online öğrenme ile oyunlaştırma tekniklerini birleştirdiğinizde, konsepti yepyeni bir seviyeye taşıyosunuz! Oyunlaştırma bir süredir sahnelerde ve en güçlü online öğrenme trendlerinden biri oluyor. Öğrenmeye interaktif ve eğlenceli bir yaklaşım getiren oyun mekanizmalarını kullanan bir konsept. Oyunlaştırma trendleri çalışan katılımını ve odak muhafazasını arttırma konusunda oldukça başarılı. Çalışanlar sadece konuları daha hızlı anlamaya eğilimli olmakla kalmıyor, ayrıca etkili öğreniyorlar.

Ünlü fast-food zinciri McDonald’s da, çalışanlarını yeni kasa sistemleri konusunda eğitmek için oyunlaştırma temelli öğrenim kullanıyor. Oyun yeni kasa sisteminin çalışma şeklini simüle ediyor ve çalışanların müşterilere kaliteli hizmet sunma bilgilerini göstermelerini sağlıyor. Bu öğrenme süreci hem eğlenceli ve interaktif, hem de gerçek çalışma ortamı sunuyor. Motive edici, ve konu müşteri hizmetleri olduğunda çalışanların en iyi performanslarını göstermelerine yardımcı oluyor.

4. Automated Technology Otomatik Teknoloji

Otomatik teknolojiler, farklı online öğrenme derslerindeki çalışma materyalleri olan testler, alıştırmalar, değerlendirmeler ve oyunlara yardımcı olur. Şirketle bu teknolojileri kullandığında zamandan önemli ölçüde tasarruf sağlıyorlar. Dahası, öğrenme programı yaratmak için harcanan parada da önemli bir azalma oluyor. Otomatik teknolojilerle, online öğrenme derslerini içerik açısından zenginleştirmeye odaklanmak daha kolay oluyor. Daha fazla bilgi sağlamaya odaklanmak yerine daha kaliteli bilgi sağlamaya odaklanılıyor.

 

Kaynağı,hizmetleri ve daha fazlasını görüntülemek için;
Dikkat Edilmesi Gereken 4 Online Öğrenme Trendi
enocta.com