Etiket arşivi: teknoloji

Github vs. Gitlab

Git nedir?

Git, Linus Torvalds tarafından tasarlanıp ve geliştirilmiş olup, yazdığımız projeleri veya uygulamaları, bilgisayarımızda ya da harici disklerde değil; internet üzerinde saklamamızı ve yönetmemizi sağlayan bir versiyon kontrol sistemidir.

GitHub nedir?

Github, sürüm kontrol sistemi olarak Git kullanan yazılım projeleri için bir depolama servisidir. Açık kaynak kodlu projeler için ücretsiz sürüm sunan Github, özel depolar için ücretli üyelik seçenekleri sunmakta. Ayrıca Github, öğrenciler için özel üyelik seçeneği “education” ile ücretsiz özel depo hizmeti vermekte:

education.github.com

GitLab nedir?

GitLab, GitHub’ın kullanıcılarına sağladığı işlevlerin tamamını sunan bir Git hizmetidir. Açık kaynak projelerinizi bu servis üzerinde ücretsiz olarak oluşturabilir ve yönetebilirsiniz. GitLab, ücretsiz sürümünde sunduğu, sadece kurum içi kullanıcıların erişebileceği bir GitLab servisi imkanı sunduğundan, daha çok firmalar tarafından tercih edilmektedir.

GitHub vs. GitLab

Felsefe

GitLab, profesyonel bir Git deposu yöneticisidir. Uygulamalarınızı test edebilmeniz adına bir çok araç sunar. Kendi sunucularında barındırabilme hakkı en büyük avantajı.
GitHub ise, daha çok sosyal ağ gibidir. Neredeyse her büyük açık kaynak kütüphanelerini, araç kitlerini ve frameworkleri içerisinde barındırır.

GitLab;

  • Güçlü CI araçları
  • Ücretli ve ücretsiz Docker kayıt defteri
  • Ücretsiz özel depolar gibi özellikler sunmaktadır ama;

Eğer sıfırdan bir proje kodlamaya başlayacaksanız, GitHub sizin için daha iyi bir seçenek olacaktır. GitHub, daha çok bir sosyal ağ gibidir. Bu özelliği sayesinde projeniz üzerinde yardım alabileceğiniz daha çok muhatap bulabilirsiniz.

WooCommerce vs. Shopify

Statista‘nın verilerine göre, 2021’de internetten yapılan satışlar %95 artacak ve 4.7 trilyon dolar’a ulaşacak. Yani kişiler, alışverişlerinin çok daha fazlasını cep telefonundan ve bilgisayardan yapacak.

Her girişimci, böylesine büyüyen bir pazar içerisinde yer alabilmek için araştırmalar yapıyor. Araştırma sonunda ise WooCommerce, Shopify, Opencart, Magento vb. gibi terimlere ulaşılıyor. Biz de, bu altyapı sağlayıcılarının arasında, WooCommerve ve Shopify arasındaki farkları öğrenebilmek adına kıyaslama yapacağız.

WooCommerce nedir?

WooCommerce, ilk kez WordPress için tema geliştiricisi WooThemes tarafından Eylül 2011 tarihinde piyasaya sürülmüştür. Platform olarak açık kaynak kodlu CMS* olan WordPress’i altyapı olarak kullanan WooCommerce, Mayıs 2015 tarihinde -ayrıca WordPress sağlayıcısı da olan- Automattic tarafından satın alınmıştır. WooCommerce, açık kaynak kodlu bir platform üzerine inşa edilmiş, e-ticaret altyapısı sağlayan WordPress eklentisidir.
*İçerik Yönetim Sistemi

WordPress kullanan işletme web siteleri doğal olarak WoCommerce’a eğilimlidir. Uyumluluk ve kullanım kolaylığı nedeniyle, birçok WordPress kullanıcısı WooCommerce tercih etmektedir. Online mağaza kurma ve ürün ekleme işlemleri oldukça basittir. WordPress tabanlı web sitenizde yazı veya resim ekleme sürecinden farkı yoktur.

Shopify nedir?

Shopify, 2004 yılında Kanada’da kullanıma sunulmuş olan bir e-ticaret altyapısı sağlayıcısıdır. Küçük işletmeler için, online mağaza yönetimini basitleştirmek için ortaya çıkmıştır. Ödemeler, nakliye, pazarlama, müşteri katılımına özel paketler sunarak, girişimcilere altyapı sağlamaktadır.

Shopify, 70’ten fazla ödeme ağ geçidini 50’den fazla dilde bulunan check-out’larla entegre eder (Stripe, Paypal vs. gibi) ve bu da dünyanın her yerinden müşterilere ürünlerinizi satmayı kolaylaştırır.

WooCommerce Kullanmanın Avantajları

  1. Kolay kurulum ve kodlamaya gerek olmaması,
    WordPress ve WooCommerce, online mağazanızı, internet ortamına fotoğraf yüklemekten çok daha zor olmayan işlemlerle açmanızı sağlar.
  2. Eklenti imkanının fazla olması
    Güvenlik, veri depolama, otomatik mail işlemleri, spam yönetimi vb. binlerce özellik için ihtiyaçlarınızı karşılayabilecek binlerce eklenti mevcut.
  3. Tema Çeşitliliği ve Kolay Tasarım
    Bir kaç fare tıklaması sonucunda ücretsiz/ücretli temaların kurulumunu gerçekleştirebilirsiniz.
  4. Arama Motorlarına İndekslenmek
    WordPress eklentilerini kullanarak Google, Yandex vb. arama motorlarında üst sıralarda kendinize yer bulabilirsiniz.
  5. Kontrol Paneli Kullanımının Kolay Olması
    WordPress yönetim paneli sayesinde web sitenizde bir düzenlemeye gitmek istediğiniz zaman, sayfaların içerik yönetimi, görsel eklemek, butonların, formların ve çeşitli ayarlamaların düzenlenmesi hızlı bir şekilde gerçekleşebilecek adımlardır.
  6. Ücretsiz Olması
    WooCommerce kullanımı için hiçbir ücret ödemenize gerek yok. Bir çok eklenti, hizmet ve yazılımın ücretli aboneliklerinin olmasının yanı sıra ücretsiz paketler de mevcut.

Shopify Kullanmanın Avantajları

  1. Hızlı kurulum
    WooCommerce’de olduğu gibi, Shopify’da da hiçbir kodlama bilmeden online mağazanızı açabilirsiniz.
  2. Tüm İhtiyaçların Tek Çatıda Toplanmış Olması
    Ödeme yöntemleri, temalar, uygulama vb. online mağazacılık için tüm gerekli şeyler tek çatı altında.
  3. 14 Günlük Deneme Süresi
    Shopify, ücretli abonelik sunmakta. Ancak 14 günlük deneme süresi güzel bir imkan.
  4. Hosting , Sunucu ile Uğraşmanıza Gerek Yok
    Shopify, sunduğu abonelik paketi içerisinde bu tür işlemleri halletmekte.
  5. Güvenilirliğini Kanıtlamış Olması
    2017 başında 5 Milyar Dolar şirket değerine ulaşan Shopify, dünyanın en büyük bulut tabanlı e-ticaret altyapı sağlayıcısıdır.
  6. Yeni Satış Kanalları
    Dilerseniz Facebook mağazanızı Facebook sayfanızda açıp satış yapabilir, dilerseniz mevcut blog’unuza “satın al” düğmesi ekleyerek direkt satış imkanı kazanabilirsiniz.

WooCommerce Kullanmanın Dezavantajları

  1. İşlemciyi Fazla Yoruyor Olması
    Hostinginizi almadan önce dikkat etmeniz gereken en önemli unsurda bu yüzden hostinginizin CPU kullanımıdır. Olabildiğince yüksek CPU kullanım alanı bulunan hostingleri tercih etmenizi tavsiye ederim.
  2. Verilerinizin Gizliliği
    Son zamanlarda WordPress güvenlik sorunlarını yaptığı güvenlik sorunlarıyla çözüyor gibi gözükse de; adı çıkmış dokuza, inmez sekize.
  3. E-Ticaret
    WordPress alanının bir numarası olabilir. Ancak e-ticaret konusunda kesinlikle akla gelen başka isimler var.

Shopify Kullanmanın Dezavantajları

  1. Ücretli Abonelik
    Shopify, sunduğu hizmetler karşılığında satış yaptığınız ürünler üzerinden komisyon ve aylık $29 ücret talep etmektedir.
  2. Tema Problemi
    Bir çok tema seçeneği var gibi gözükse de, ücretli temaların ücretinin yanı sıra ücretsiz temaların azlığı problem yaratmakta.
  3. Sınırlı Raporlama Seçeneği
    Basit bir örnek: Ödemesini gerçekleştirmemiş bir müşteri, müşteri olarak sayılmayabiliyor. Bu 3. taraf uygulamalar tarafından yaptığınız analizlerin tutarlılığını etkileyebilir.

Sonuç

WooCommerce ve Shopify ile yaptığımız karşılaştırmayı bir sonuca bağlayacak olursak;

  • Kurulum kolaylığı açısından, hosting, sunucu bakımı, SSL gibi terimlerle uğraşmadan kurulum yapmanızı sağlayan Shopify’ın tercih edilmesi,
  • Maliyet açısından, hiçbir ücret ödemeden online mağazanızı açabilme imkanı sunan WooCommerce’un tercih edilmesi,
  • Kullanım Kolaylığı açısından incelendiğinde, WooCommerce’de ihtiyaçlarınızı karşılayacak eklentileri bulmakla uğraşmak yerine sürükle bırak kullanım arayüzü sayesinde Shopify’ın tercih edilmesi,
  • Ödeme Yöntemleri açısından yaklaştığımızda, her ne kadar komisyon alıyor olsa da, 70’ten fazla dilde sunduğu ödeme yöntemi ile Shopify tercihi,
  • Eklentiler ve Entegrasyonlar tarafında ise, 55.000’den daha fazla eklentiyi içerisinde barındıran WordPress tabanlı WooCommerce’nin tercih edilmesi doğru karar olacaktır.

Kişisel tercihim ise, daha çok özgürlükçü platformda, dilediğim hizmetleri kullanarak herhangi bir komisyon ödemeden online mağazamı açabileceğim WooCommerce’yi tercih etmek olacaktır.

WooCommerce, SSL, Hosting, sunucu yönetimi, optimizasyon, ödeme yöntemlerine başvurmak gibi süreçlerden geçerek online mağazanın açılmasına olanak sağlamaktadır. Eğer bunlara harcayacak bir zamanım ve teknik bilgim olmasaydı, bu hizmetlerin karşılığı olarak abonelik ücretini ödeyerek Shopify kullanmayı tercih ederdim.

Z Kuşağı Türkiye Araştırması Sonuçları

Teknoloji odaklı bir düşünce yapısı geliştiren Z kuşağı, iş dünyasına yeni bir soluk katmaya hazırlanıyor. Yakın zamanda gerçekleştirdiğimiz küresel araştırmaya göre, 1996 yılından sonra doğan ve Y Kuşağının ardından gelen Z Kuşağı, derin bir evrensel teknoloji anlayışının yanı sıra teknolojinin çalışma ve yaşama biçimlerimizi dönüştürme potansiyelinin de farkında.

Araştırmanın Türkiye sonuçlarına bakıldığında çarpıcı sonuçlar ortaya çıktığını dile getiren Genel Müdürümüz Sinan Dumlu, “Dünya çapındaki yaşıtlarına kıyasla çok daha özgüvenli ve teknolojoiye meraklı bir nesil Türkiye’de ortaya çıkıyor. Onlar için en son teknolojilerle çalışmak çok önemli ve belirleyici rol üstleniyor. İnsanların makinelerle birlikte entegre olarak çalışacağını düşünen bu nesil, kişisel veri güvenliğini de oldukça önemsiyor. Dijital dönüşüm ile birlikte yepyeni bir alanda rekabet edecek şirketlerin bu yeni çalışan nesline de uyum sağlaması rekabette ayakta kalmasının temellerinden birini oluşturuyor” dedi.

Dimensional Research tarafından Dell için Ağustos – Eylül 2018 arasında dünya çapında 17 ülkede 12 binden fazla lise ve lise sonrası okullara devam eden öğrencilerle yapılan çalışmanın Türkiye sonuçlarında öne çıkanlar şu şekilde:

Türkiye’deki Z Kuşağı Teknolojiyi Geliştiren Taraf Olmak İstiyor

Ülkemizdeki Z kuşağının yüzde 57’si dünya ortalamasını aşarak araştırma ve geliştirme gibi teknolojinin geliştirildiği alanlarda çalışmak istiyor.

En son teknolojilerle çalışmak bizim için belirleyici

Türkiye’deki öğrencilerin yüzde 86’sı en son teknolojilerle çalışma konusunda ilgi göstererek tüm dünyadaki akranlarını geride bırakırken, ABD’deki akranlarına (yüzde 68) büyük fark attılar. Türkiye’deki Z jenerasyonunun yüzde 66’sı aynı koşulları sunan bir iş yerinde sağlanan teknolojinin iş tercihinde önemli yeri olduğunu belirtirken bu oran Amerika Birleşik Devletleri’nde yalnızca yüzde 37.

Teknoloji okur yazarlığında kendimize güvenimiz dünya zirvesinde

Türkiye’deki Z jenerasyonu, teknoloji okur yazarlığı düşünüldüğünde yeni teknolojileri iş ve özel yaşamına entegre etmede yüzde 47 oranında mükemmel olduğunu düşünüyor. İngiltere’deki akranlarının ise yalnızca yüzde 30’u aynı şekilde düşünürken, dünya ortalaması yüzde 33.

Teknoloji yeteneklerimize güveniyoruz ama tecrübe istenmesinden endişe ediyoruz

Türkiye’deki Z jenerasyonunun yüzde 57’si, okuldan mezun olduğunda işe girerken çalışanlarda aranan teknoloji yetenekleri konusunda kendine güveniyor. Fransa’da bu oran yalnızca yüzde 40. Ancak Türkiye’deki her iki Z jenerasyonuna dahil olan gençten biri okul bitip, işe başladığında çalışmadan tecrübe edinmek mümkün olmadığı halde çalışanlardan tecrübe istenmesinden endişe ediyor.

Her 3 gençten 1’i veri analizinde mükemmel olduğunu düşünüyor

Veri analizi ve sonuçları değerlendirme yeteneklerinde de Türkiye’deki gençlerin yüzde 32’si mükemmel olduğunu düşünürken, dünya ortalamasını (yüzde 23) geride bırakıyor. Makinelerin yapabileceği çözümleri düşünebilme ve ifade etme konusunda da Türkiye’deki gençler yüzde 27 ile dünya ortalamasının (yüzde 20) ve ABD’deki akranlarının (yüzde 19) üzerinde görüş veriyor.

Makinelerle birlikte çalışacağımızı düşünüyoruz

Türkiye’deki Z jenerasyonunun yüzde 53’ü insan ve makinelerin entegre bir ekip olarak çalışmasını bekleyerek bu alanda dünyanın en iyimser kitlesini oluşturdular.

Ebeveyn ya da arkadaşlardansa Youtube’a güveniyoruz

Dünya çapında Z jenerasyonu, ilk kez bir şey yapmaya ihtiyaç duyduklarında değişik gruplardan tavsiyeler almayı tercih ediyorlar. İngiltere’de ebeveynlere ya da daha yaşlı insanlara danışılırken, Fransa’da arkadaşlara güveniliyor. Türkiye’de ise Z jenerasyonu ilk kaynak olarak ve iş yerinde bir ihtiyacı olması durumunda YouTube videolarını tercih edeceğini belirtiyor.

Veri güvenliğini en çok biz önemsiyoruz ama en az biz dikkat ediyoruz

Teknolojiyi kullanırken kişisel verinin güvenliği Türkiye’deki Z jenerasyonu için (yüzde 61) dünya ortalamasının (yüzde 44) üzerinde önem taşırken, sosyal medya paylaşımlarına dikkat etmede (yüzde 61) ortalamanın (yüzde 72) gerisinde kalıyor.

İş arkadaşlarımızla telefonda iletişim kurmayı tercih ediyoruz

Türkiye’deki Z jenerasyonu iş arkadaşı ya da yöneticisiyle telefonda (yüzde 38) iletişim kurmayı tercih ederken, dünya ortalaması yalnızca yüzde 21. ABD’de bu oran yüzde 11’e kadar düşüyor. Dünyadaki Z jenerasyonun yüzde 43’ü, ABD’deki aynı jenerasyonun yüzde 47’si yüz yüze görüşmeyi tercih ederken, Türkiye’de bu oran sadece yüzde 31.

Orjinal kaynak: Z Kuşağı Türkiye Araştırması Sonuçları
https://blog.dellemc.com/tr-tr/z-kusagi-turkiye-arastirma-sonuclari/

Başarı mı? Başarısızlık mı?

Geçtiğimiz Cumartesi, 4. Akdeniz Bilişim Zirvesi’ndeydim.

3. Akdeniz Bilişim Zirvesi konuşmacılarından olan Özgür Akın, konuşmasının sonunda bir söz vererek, 4. Akdeniz Bilişim Zirvesi‘nde, Konya’da üretilen robotlarından getirecekti. Nitekim sözünü tuttu ve geçtiğimiz Cumartesi, ikisi ‘Mini Ada’ biri de ‘Ada GH6’ model 3 robot, sahneye çıkarılarak davetlilere tanıtıldı.

Özellikleri arasında dans etmek, sorulan sorulara cevap vermek ve sunum yapmak için bulunan robotlardan ‘Mini Ada’ modellerinden biri, kontrolden çıkarak sahneden düştü. Yaklaşık 1 metreden düşen 85 bin TL değerindeki Mini Ada’nın başı ve önündeki dijital ekran parçalandı. Bu durum, sosyal medyada çok konuşuldu; Akdeniz Bilişim Zirvesi de bu vesileyle Türkiye gündemine oturdu.

Bir anda, sosyal medyada gündem olan Mini Ada, Türkiye’yi de ikiye böldü. Bir tarafta, “robotları konuşuyor olmamızın bir başarı olduğunu” dile getirenler; bir yandan da “robotların düşmemesini sağlayamayacak kadar başarısız” beyanında bulunuldu. Bu durum bir yandan da Japon robot Asimo’yu hatırlattı.

Honda’nın üretmiş olduğu, yürüyen, merdiven çıkabilen (ve de merdiven inebilen) Asimo’nun düşüş anını bir hatırlayalım:

Sonuç olarak, dünya Endüstri 4.0’ı konuşurken, Asimo’nun memleketi olan Japonya, Japonya 5.0’ı konuşmakta. Tabi ki bunda teknolojinin, hep Japonya gündeminde kalıyor olmasının avantajı büyük. Bunu da Asimo ve diğer robotların ülkelerine yaptığı hizmetlere borçlular Japonlar.

“İyi de bizim Japonlar gibi mühendislerimiz yok!” demeyin. Eğer demeye de kalkışıyorsanız, bir kez daha baştan okuyun haberleri. Konyalı Robot diyoruz Mini Ada’ya ve diğer kardeşlerine. Öyle parçalarını da başka ülkelerden alıp Konya’da monte etmeli bir üretim değil. Yani; bizim de Japonlar gibi mühendislerimiz, bu tarz zirvelerde bulunan mühendis adaylarımız var.

Türkiye’nin; siyaset, futbol, eğlence(!) programları vb. gibi başı çeken gündemlerinin arasında böyle bir haberin, ilgi görmesi ayrıca sevinilecek bir durumdur. Robotlarımız da düşe kalka büyüyecekler.

Son olarak Emrah Kozan’ın konu ile ilgili attığı tweet’i paylaşmak istiyorum:

Organizasyonda emeği geçen herkese teşekkürler.

Proje Yöneticisi nedir? Ne iş yapar?

“Yönetim Bilişim Sistemleri nedir ve YBS mezunları ne iş yapar?” başlıklı yazıda YBS mezunlarının iş skalasını sizlerle paylaşmıştım. Özellikle bilişim ayağındaki meslek gruplarının detaylı tanıtımlarını blogumda paylaştım. Bu kez, YBS’nin işletme ayağından olan, “Proje Yöneticisi” ne iş yapıyormuş, birlikte bakalım.

Proje Yöneticisi nedir?

Proje yöneticisi, bir projenin başından sonuna kadar olan süreci yöneten kişilere verilen mesleki bir unvandır. Proje yöneticisi, proje üretimi sürecindeki her ayrıntıdan sorumludur denebilir. Projede çalışacak ekipleri kurar, ekipler arasındaki koordinasyonu sağlar ve bir projenin başarıyla tamamlanması için tüm sorumluluğu üzerine alabilecek beceriye sahiptir.

Proje yöneticisinin bağlı olduğu sektöre göre iş tanımı çeşitlenir. Örneğin inşaat sektöründeki bir proje yöneticisinin sorumlulukları farklı, bir reklam ajansında çalışan proje yöneticisinden beklenenler farklıdır. Proje yöneticisinin çalışma şekli, yarı zamanlı, tam zamanlı ya da proje bazlı olabilir.

Proje Yöneticisinin Görevleri

  • Proje sunumunu hazırlar
  • Proje için en uygun kişileri bulur.
  • Proje hakkında toplantılar düzenler.
  • Zaman yönetimini yapar belirler.
  • Performans kontrolü yapar.
  • Bütçe yönetimi yapar.
  • Projedeki değişikliklerin etkisini ölçümler.
  • Proje ekibi ile ilgili eğitim ve seminerleri seçer ya da düzenler.

Proje yönetimi ile ilgili eğitim almak isteyenler, özel kurumların hazırladığı programlara katılabilir. Bu kurumlar, katılımcılarına proje yönetimi uzmanlığı sertifikası verir.

4. Akdeniz Bilişim Zirvesi’ne doğru

Piksel Akademi tarafından düzenlenmekte olan ve bu yıl dördüncüsü gerçekleştirilecek olan Akdeniz Bilişim Zirvesi; Antalya’dan, tüm Türkiye’ye yayılan bir bilişim rüzgarı başlatıyor. Geleceği günümüze taşıyan ve katılımcılarına müthiş bir inovasyon deneyimi yaşatan etkinliğin bu yıl dördüncüsü düzenleniyor.

8 Aralık 2018 Cumartesi günü Mimar Sinan Kongre Merkezi’nde gerçekleşecek olan etkinlikte, uluslararası ve ulusal marka isimler ile, Yapay Zeka , İnsansı Robotlar, Endüstri 4.0, Siber Güvenlik, Dijital Para, Girişimcilik, Bilişimde Farkındalık, Algı Yönetimi, Dijital Pazarlama, Dijital Tasarım ve Yeni Nesil iş Modelleri gibi konular konuşulacak.

Bilişim uzmanları, çevre üniversite öğrencileri ve akademisyenlerden oluşan 2500 kişilik katılımcı profili ile, bölgenin en büyük etkinliği olma özelliği taşıyan Akdeniz Bilişim Zirvesi, teknoloji ve bilişimde farkındalık mottosuyla yola çıkan etkinliği konferans havasından çıkarıp bir bilişim festivaline dönüştürmeyi hedefliyor.

KAYIT İÇİN;

Akdeniz Bilişim Zirvesi, sektör profesyonellerinin, akademisyenler ve öğrencilerin ücretsiz olarak katılabileceği bir zirvedir. Katılımcılarımızın bilişim alanında en son teknolojileri ve dünya trendlerini yakalayabilecekleri bir ortam olan Akdeniz Bilişim Zirvesi’ne ücretsiz olarak bilet almak için tıklayın.

Etkinlik Bilgileri

Tarih: 8 Aralık 2018 8:00 AM – 8:00 PM
Yer: Mimar Sinan Kongre Merkezi – Kepez/Antalya

Etkinliğe kayıt olmak içineventbrite.com/e/akdeniz-bilisim-zirvesi-2018-tickets-52484117408

Detaylı bilgiye ulaşmak için: akdenizbilisimzirvesi.com/

PİKSEL AKADEMİ

 

Network (Ağ) mühendisi ne iş yapar?

Bilgisayarın, hayatın her alanına girmesiyle birlikte, gerek ofis içinde, gerekse daha geniş bir fiziksel alan içinde, var olan bilgi kaynaklarının diğer sistemlerle uyumlu bir şekilde entegrasyonu önem kazanmaya başlamıştır. Hedef, bilgisayarda üretilen bilginin ortak bir havuzda toplanarak daha rasyonel kullanılmasıdır. Buna ilaveten, ana elektronik gücün daha rasyonel kullanılması esas sorunu oluşturacaktır. Maliyet unsurlarının minimize edilerek bilgiye daha ucuz ve yaygın şekilde ulaşılmak istenmesi ve bilgi sistemleri arasındaki bağlantının kurulmasının zorunlu hale gelmesi network mühendislerine duyulan ihtiyacı artıracaktır.

Network mühendisi, bilgisayar ağırlıklı sistemler arasında, en uygun haberleşme yöntemini saptar (En uygun network ağını seçer). Sistemi kurar ve işletime açar.

İyi bir network mühendisi olabilmek için analitik düşünme yeteneğine ve yaratıcı bir kişiliğe sahip olmak gerekmektedir. İyi bir network mühendisi, ekip çalışmasına yatkın ve insan ilişkilerinde başarılı olmalıdır.

Görev ve Faaliyetleri

  • Ağ konusundaki fiziksel bağlantılar, 2. Katman ve 3. katman topolojilerini tasarlamak ve uygulamak
  • DNS, DHCP, Firewall, Saldırı Önleme Sistemleri ve Proxy Sunucu desteği tasarlamak ve uygulamak.
  • Ağ performansı ölçümlerini analiz etmek.
  • Ağ tasarımlarının Servis Seviyesi Anlaşmaları ile uyumlu olmasını sağlamak.
  • Ağ tasarım standartlarına teşvik etmek ve uygulamak.
  • OSPF, BGP, HSRP, VRRP, Spanning Tree ve Etherchannel gibi teknolojileri tasarlamak ve uygulamak.
  • QOS(Quality of Service – Servis Kalitesi) politikasını tasarlamak ve uygulamak.
  • Ağ donanımını yükseltmek ve değiştirmek.

Network mühendisleri, başta finans sektörü olmak üzere bilgisayar ağına geçmeyi planlayan, çok şube ile çalışan tüm işletmelerde çalışabilirler.

Network mühendislerinin, bilgisayar mühendisliği veya elektronik mühendisliği formasyonuna sahip olmaları gerektiği düşünülse de son yıllarda yönetim bilişim sistemleri bölümü mezunlarının da network mühendisi (uzmanı) olarak çalıştığı görülmektedir.

Kullanılan Kaynaklar
Bilişimde Kariyer: goo.gl/pz8ndB
Görsel: bandarit.com/support

 

PHP öğrenmek hala değerli mi?

Bu yazı, Dev.to platformunda Mike Oram tarafından yayınlanan “Is PHP relevant?” adlı yazının Türkçe çevirisidir.

 

Bana akademisyenler, iş başvurusu yapanlar hatta diğer geliştiriciler tarafından en sık sorulan sorulardan biri “Neden PHP öğretiyorsun?” hatta bazen “PHP ölü bir dil değil mi?” sorusudur.

En başından bu konuda gayet açık olayım. PHP ÖLÜ BİR DİL DEĞİLDİR.

2017 yılının aralık ayında, PHP internette server tarafında kullanılan programlama dillerinin %83’ünü oluşturuyordu. Bu sonucu PHP tabanlı WordPress gibi içerik yönetim sistemlerine borçluyuz, ama bu hazır içerik yönetim sistemlerini bu orandan çıkarsak dahi, PHP web’in %54’ünden fazlasına güç vermekte. Zaten, aşağıdaki grafiğe bakarsanız, PHP’nin market payı 2017 yılında gayet tutarlıymış hatta artış göstermiş.

Eylül ayında ‘IT endüstrisi için uygun’ yetenek ve teknolojiler hakkında bir blog yazısı yazmıştım. O blog yazısını yazdığım sırada, PHP ve Javascript iş pazarında açık ara aranan özelliklerdendi. Hala da böyledir. Tesadüfi olmayan bir şekilde, akademide en çok vakit ayırdığımız iki dil de PHP ve JavaScript’tir.

Şimdi, yeni programcılara en çok öğretilen diğer dillerin kullanım istatistiklerine bir göz atalım. Üniversiteler Java veya C’ye odaklanmaya yatkınlar. Bunun sonucunda bir çok girişim uygulamalarını bu dilleri kullanarak geliştirmekte. Tüm bu çabaların sonucunda Java server tarafındaki uygulamaların %2.5’una güç veriyor. C hiç bir yerde görülmemekle beraber, bazen üniversitelerde öğretilen ASP.NET %14.2 oranına ulaşabilmiş. Programlama workshoplarında en popüler olan Python, Ruby veya sunucu tabanlı JavaScript dillerinin hepsini birden topladığımıza, internettin sadece %1.2’sine güç verebilmişler. Sunucu taraflı JavaScript (node.js) en hızlı artan sunucu taraflı teknoloji olmasına rağmen halen az kullanılıyor ancak tabiiki öğrenilmeli. (Biz akademik takvimimizde Node.js öğretmeye 1 hafta ayırıyoruz)

Peki neden bir sürü kişi PHP’nin uygunsuz ya da ölü bir dil olduğunu iddia ediyor?

Bunun, benim gördüğüm iki ana nedeni var. Birincisi, bu geliştiriciler arasında dolaşıp duran bir söylentiden ibaret. PHP, ilk zamanlarında görece olarak yavaş, nereye gittiği belli olmayan ve bir sürü tutarsızlığa sahip bir dildi. Yıllar boyunca PHP bayağı bir gelişti, hatta 2009 yılında 5.3 sürümünün yayınlanmasından beri, eski şikayetlerin çoğu düzeltildi. En son sürüm (7.1) son derece hızlı, modern ve güçlü bir şekilde nesne yönelimliliğe odaklanan bir dildir.

İkincisi, PHP esnek ve “loosely typed” yani kesin tür belirtilmemiş bir dildir. Bu, metin editörünü açıp hızlı yazılım geliştirmeye olanak verse de, kolayca kötü kod üretmeye de yol açmakta. Yani kendi başarısının bir kurbanı olduğunu söyleyebilirsiniz. Ancak, düzgün bir şekil yazıldığında, ve DRY, SOLID ve MVC gibi (bizim de akademide öğrettiğimiz) metodolojiler kullanıldığında, PHP gerçekten güçlü, iyi bir çeşitliliğe sahip, bir çok şeyleri sunabilecek hızlı bir dildir.

Yani, PHP ölmedi. Her dilde olduğu gibi kendine özgü kusurları olsa da, bırakalım istatistikler bizim yerimize bu iddialara cevap versin.

 

Orjinal dilinde yayımlanmış hali:  https://dev.to/mporam/is-php-relevant–1np
Çeviri sahibi:  mynameismidori.com