AkdeMIS.org açıldı

Akdeniz Üniversitesi, Uygulamalı Bilimler Fakültesi, Yönetim Bilişim Sistemleri öğrencileri tarafından, 2016 yılında, Uygulamalı Fikirler Topluluğu kulübünün kapsamı altında kurulan AkdeMIS; kurulduğu andan itibaren üniversitenin, fakültenin ve bölümünün tanıtımını yapma amacı içerisinde.

Benim de öğrencisi olduğum, Akdeniz Üniversitesi, Yönetim Bilişim Sistemleri bölümünün öğrencileri tarafından kurulan AkdeMIS‘i, lisans hayatıma başladığım ilk günden beri takip ediyor; düzenlenen/katılım gösterilen bütün etkinliklerde aktif rol üstleniyordum.

2018-2019 eğitim & öğretim yılı içerisinde düzenlenen, AkdeMIS Yönetim Kurulu Seçimi sonucunda Yönetim Kurulu Üyesi olduğum AkdeMIS’in resmi web sitesi, akdemis.org‘u açtık.

Fikir aşamasından, son haline kadar; bütün aşamalarında işin içerisinde olduğum akdemis.org‘un asıl amacı bölümümüzü tercih etmek isteyen öğrenciler ile iletişim kurabilmek; birincil kaynak oluşturabilmek.

İçerisinde, öğrenci topluluğu ile iletişime geçebileceğiniz, yönetim ve bilişim ayağından güncel haberleri takip edebileceğiniz, düzenlenen/düzenlenecek etkinliklerden haberdar olabileceğiniz altyapıyı bulunduran akdemis.org‘a buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

AkdeMIS: https://akdemis.org
AkdeMIS Blog: https://akdemis.org/blog

Uludağ’ın Zirvesi ve Bursa’da Yaşananlar

Yaklaşık 4-5 hafta önce, Uludağ Üniversitesi, Yönetim Bilişim Sistemleri Topluluğu üyeleri tarafından düzenlenecek olan “Uludağ’ın Zirvesi” etkinliğine davet edilmiştik. 23 Aralık 2018 tarihinde düzenlenen etkinliğe, 30 kişilik AkdeMIS ekibi olarak katılım sağladık.

Cumartesi gecesi, Antalya’da başlattığımız yolculuk, pazar sabahı 07:30 gibi bitti ve Bursa’ya vardık. İndiğimiz noktada bizi karşılayan UYBİST görevlileri ile kahvaltı noktasına gittik; zirve öncesi karnımızı doyurduk.

Soğuk havanın hakim olduğu İnegöl’de, konferans salonuna vardık. Konferans salonuna girer girmez, ikram konusuna özen gösterildiği göze çarpan bir detaydı. Misafirler, akış başlayana kadar ikramlarla birlikte birbirleriyle tanışma fırsatı buldu. Her üniversite, salona yerleştikten sonra program başlatıldı; açılış konuşması klişesi yaşandı.

Baş konuşmacı olarak İnegöl’de bulunan, Olcay Aksoy ile zirve hız kazanmaya başladı. ogrencikariyeri.com fikrinin öğrencilik yıllarında ortaya çıktığını anlatan Aksoy, girişimciliğinin, neleri başardığını ve neler hedeflediklerini anlattı.

Olcay Aksoy

2. konuşmacı olarak İnegöl’de bulunan Alper Özcan, yeni teknolojiler hakkında bilgi paylaşımında bulundu. Giyilebilir teknolojilerin geçmişten günümüze geçirdiği evrim ve gelecekte bizleri neler beklediğini anlatan Özcan, sunumu sonrasında Microsoft’un ürettiği, Hololens’in, ne gibi özelliklere sahip olduğunu, neler yapabildiğini gibi teknik özellikleri, Hololens’i kullanarak anlattı.

Hololens hakkında kısa bir videoya buradan ulaşabilirsiniz.

Alper Özcan’ın sunumundan sonra, 1.5 saatlik yemek molası fırsatı bulduk. Yemek sonrasında, Erbakan Malkoç‘un sahneye çıkmasıyla yeniden salonda yerlerimizi aldık.

Kendi çocukluğundan, iş hayatına nasıl başladığından, girişimcilik, liderlik ve başarı gibi konular üzerinde duran Erbakan Malkoç, kafalarda birçok soru işareti bıraktı. Şirketinde mühendisler çalıştıran Malkoç, ilkokul mezunu olduğunu belirtmesinun yanı sıra üniversitenin de “boş” olduğunu söyledi.


Erbakan Malkoç sonrasında sahneyi sırayla, Alper Başaran, İsa Uysal gibi isimler aldı. Alanları farklı olsa da, her ikisinin de girişimcilik hikâyelerinin birbirine benziyor olması dikkat çekti.

Zirve sonrası, AkdeMIS olarak, kısa bir Bursa gezisi yapmaya karar verdik. Fotoğraflarda gördüğünüz, Bursa’nın tarihi yerlerini çıplak gözle görme fırsatı yakaladık.

Bir günlük maraton gibi süren ‘Uludağın Zirvesi’ bir kaç aksaklığa rağmen başarılı bir şekilde sonlandı. Özellikle, Güler yüzlerle bizleri karşılayan, aynı şekilde uğurlayan Uludağ Üniversitesi, Yönetim Bilişim Sistemleri öğrencilerine teşekkürler. Güç imkanlar iceridinde etkinlik planlayan ve bu olanı uygulayabildikleri için tebrik etmek gerek.

İşkoliklik ve Organizasyon İçerisinde İşkolizm

İşkolizm, aşırı çalışma ve işe/çalışmaya karşı bağımlılık olarak tanımlanmaktadır.

Oates tarafından; kompulsif ve kontrol edilemeyen bir şekilde sürekli çalışma ihtiyacı olarak tanımlanmıştır. İşkolikliği tanımlamada, çalışma süresini kriter olarak kabul eden araştırmacılar da vardır: Araştırmacılara göre; Haftada en az 50 saat çalışan kişiler işkolik olarak değerlendirmektedir.

Statista’nın 2015 yılı verilerine göre;

Türkiye’de çalışan insanların %23.3’ü, haftalık 60 saat ve üzeri boyunca çalışıyor.

İşkoliklik, çalışma yaşamı ve üretim açısından olumlu bir kavram olarak, hatta; İYİ BİR BAĞIMLILIK olarak nitelendirilse de genellikle; OLUMSUZ bir kavram olarak kabul edilmektedir.

İŞE ADANMIŞLIK ve İŞKOLİKLİK

İşe gönülden adanma ve işkoliklik birbirinden farklı kavramlardır. Her iki durumda da; Çok çalışma söz konusudur ancak gönülden çalışanlarda İÇSEL BİR MOTİVASYON söz konusu iken, işkolikler için çalışmak istemeseler dahi İÇSEL BİR ZORLAMA söz konusudur.

  • İşle ilgili aşırı zihinsel uğraş,
  • İş ve çalışmaya aşırı zaman ayırma,
  • Çalışmadığı zamanlarda yoksunluk belirtileri,
  • Çalışmaya yönelik olarak içten gelen bir baskı ve zorlanma hissetme,
  • Aşırı çalışma yüzünden ilişkilerinde ve özel yaşamında sıkıntılar yaşama,
  • Çalışabilmek için aile üyelerine, arkadaşlarına ve çevresine yalan söyleme,
  • Çalıştığını diğer insanlardan saklama ihtiyacı ve
  • Sosyal etkinliklere, eğlenceye ve uykuya harcanan zamanın boşa harcandığını düşünmek gibi durumlar,
    işkolikliği, işe gönülden bağlı olma konusundan ayıran hususlardır.

Ayrıca; işkolik kişiler de diğer çok çalışanlar gibi, yapılan işten motivasyon duymak ile beraber işten duydukları memnuniyetlik duygusu işkoliklerde narkotik bir etki göstermektedir. İşkolikler, bu narkotik etkiyi sürekli hissedebilmek için devamlı çalışırlar.

İŞKOLİKLİK BİR HASTALIK MIDIR?

İşkolik olan kişilerde psiko-sosyal işlevlerde bozulma görüldüğü için; psikolojik bir hastalık olarak kabul edilmektedir. İşkoliklik hayatınızı etkileyen ve size zarar veren bir durum haline gelmişse bu aşamada hastalık kesinleşmiştir.

İŞKOLİKLİK ve TÜKENMİŞLİK

Yapılan araştırmalara göre işkoliklik düzeyindeki artışın;

  • Zihinsel
  • Fiziksel
  • Duygusal
  • Davranışsal

tükenmişliği arttırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Yani;
işkoliklik ile tükenmişlik arasındaki ilişkinin doğru orantılı olduğunu varsayabiliriz.

İŞKOLİKLİK TİPLERİ

İşkolizm, kişinin işe karşı tutumu ile ilgili olup, kişinin işe yüklediği anlam, işe motive olmasının nedenleri, işten elde ettiği doyum, işe karşı gösterdiği ilgi vb. faktörlere bağlı olarak farklı işkoliklik tiplerini ortaya çıkarmaktadır

  • Gerçek işkolik
  • Durumsal işkolik
  • Sözde işkolik
  • Hayalperest işkolik

olarak 4 adet işkoliklik tipi vardır.

SPENCE VE ROBBİNS İŞKOLİK TİPOLOJİSİ

ORGANİZASYON İÇERİSİNDE İŞKOLİZM

İşkoliklik davranışı gösteren çalışanlar kısa dönemde birçok başarılı çalışma ile organizasyona katkılar sağlarken, uzun dönemde;

  • Fiziksel ve psikolojik rahatsızlıklar,
  • Stres,
  • Odaklanamama,
  • Dikkat eksikliği,
  • Kronik yorgunluk,
  • İşten ayrılma isteği,
  • İşe karşı zamanla isteksizlik,
  • İşten kaçma ve işe geç kalma

gibi belirtilerle organizasyonun verimsizliğine neden olmakta, bu durum organizasyonun maliyetlerini arttırmaktadır.

İŞKOLİKLİK ÖNLENEBİLİR Mİ?

İşkoliklik, aynı alanı paylaşan kişiler arasında yayılan bulaşıcı bir hastalık özelliği göstermektedir. Organizasyonlarda işkolizmin önlenmesi için;

  • Kişisel Danışmanlık
  • Aile Terapisti
  • İşyeri Politikaları

gibi uygulamaların gerekliliği şarttır.

İŞKOLİKLİĞİN ÖNLENMESİ İÇİN İŞYERİ POLİTİKALARI

İşkolik çalışanların, organizasyon üzerinde yarattığı olumsuz etkiler, iş devir oranlarının incelenmesi ve performans değerlendirme sonuçları aracılığıyla ölçümlenebilir. Bu bağlamda, organizasyonların işkoliklik davranışının olumsuzluğundan kurtulabilecek bir kurumsal iyileştirme programını uygulamaya koyması gerekmektedir.

Organizasyonun insan kaynakları biriminin çalışan destek sistemini kurum politikalarına dahil ederek, işlerlik kazandırması işkolik çalışanların sayısının azalmasını sağlayabilir.

Organizasyonda koçluk sisteminin yerleştirilmesi ile çalışanlarla ilgilenme düzeyini arttırarak, çalışan davranışlarının daha iyi değerlendirmesine olanak tanınabilir. Böylece işkolik çalışanların belirlenerek, destek sağlanması mümkün olabilir.

Başarı mı? Başarısızlık mı?

Geçtiğimiz Cumartesi, 4. Akdeniz Bilişim Zirvesi’ndeydim.

3. Akdeniz Bilişim Zirvesi konuşmacılarından olan Özgür Akın, konuşmasının sonunda bir söz vererek, 4. Akdeniz Bilişim Zirvesi‘nde, Konya’da üretilen robotlarından getirecekti. Nitekim sözünü tuttu ve geçtiğimiz Cumartesi, ikisi ‘Mini Ada’ biri de ‘Ada GH6’ model 3 robot, sahneye çıkarılarak davetlilere tanıtıldı.

Özellikleri arasında dans etmek, sorulan sorulara cevap vermek ve sunum yapmak için bulunan robotlardan ‘Mini Ada’ modellerinden biri, kontrolden çıkarak sahneden düştü. Yaklaşık 1 metreden düşen 85 bin TL değerindeki Mini Ada’nın başı ve önündeki dijital ekran parçalandı. Bu durum, sosyal medyada çok konuşuldu; Akdeniz Bilişim Zirvesi de bu vesileyle Türkiye gündemine oturdu.

Bir anda, sosyal medyada gündem olan Mini Ada, Türkiye’yi de ikiye böldü. Bir tarafta, “robotları konuşuyor olmamızın bir başarı olduğunu” dile getirenler; bir yandan da “robotların düşmemesini sağlayamayacak kadar başarısız” beyanında bulunuldu. Bu durum bir yandan da Japon robot Asimo’yu hatırlattı.

Honda’nın üretmiş olduğu, yürüyen, merdiven çıkabilen (ve de merdiven inebilen) Asimo’nun düşüş anını bir hatırlayalım:

Sonuç olarak, dünya Endüstri 4.0’ı konuşurken, Asimo’nun memleketi olan Japonya, Japonya 5.0’ı konuşmakta. Tabi ki bunda teknolojinin, hep Japonya gündeminde kalıyor olmasının avantajı büyük. Bunu da Asimo ve diğer robotların ülkelerine yaptığı hizmetlere borçlular Japonlar.

“İyi de bizim Japonlar gibi mühendislerimiz yok!” demeyin. Eğer demeye de kalkışıyorsanız, bir kez daha baştan okuyun haberleri. Konyalı Robot diyoruz Mini Ada’ya ve diğer kardeşlerine. Öyle parçalarını da başka ülkelerden alıp Konya’da monte etmeli bir üretim değil. Yani; bizim de Japonlar gibi mühendislerimiz, bu tarz zirvelerde bulunan mühendis adaylarımız var.

Türkiye’nin; siyaset, futbol, eğlence(!) programları vb. gibi başı çeken gündemlerinin arasında böyle bir haberin, ilgi görmesi ayrıca sevinilecek bir durumdur. Robotlarımız da düşe kalka büyüyecekler.

Son olarak Emrah Kozan’ın konu ile ilgili attığı tweet’i paylaşmak istiyorum:

Organizasyonda emeği geçen herkese teşekkürler.

Proje Yöneticisi nedir? Ne iş yapar?

“Yönetim Bilişim Sistemleri nedir ve YBS mezunları ne iş yapar?” başlıklı yazıda YBS mezunlarının iş skalasını sizlerle paylaşmıştım. Özellikle bilişim ayağındaki meslek gruplarının detaylı tanıtımlarını blogumda paylaştım. Bu kez, YBS’nin işletme ayağından olan, “Proje Yöneticisi” ne iş yapıyormuş, birlikte bakalım.

Proje Yöneticisi nedir?

Proje yöneticisi, bir projenin başından sonuna kadar olan süreci yöneten kişilere verilen mesleki bir unvandır. Proje yöneticisi, proje üretimi sürecindeki her ayrıntıdan sorumludur denebilir. Projede çalışacak ekipleri kurar, ekipler arasındaki koordinasyonu sağlar ve bir projenin başarıyla tamamlanması için tüm sorumluluğu üzerine alabilecek beceriye sahiptir.

Proje yöneticisinin bağlı olduğu sektöre göre iş tanımı çeşitlenir. Örneğin inşaat sektöründeki bir proje yöneticisinin sorumlulukları farklı, bir reklam ajansında çalışan proje yöneticisinden beklenenler farklıdır. Proje yöneticisinin çalışma şekli, yarı zamanlı, tam zamanlı ya da proje bazlı olabilir.

Proje Yöneticisinin Görevleri

  • Proje sunumunu hazırlar
  • Proje için en uygun kişileri bulur.
  • Proje hakkında toplantılar düzenler.
  • Zaman yönetimini yapar belirler.
  • Performans kontrolü yapar.
  • Bütçe yönetimi yapar.
  • Projedeki değişikliklerin etkisini ölçümler.
  • Proje ekibi ile ilgili eğitim ve seminerleri seçer ya da düzenler.

Proje yönetimi ile ilgili eğitim almak isteyenler, özel kurumların hazırladığı programlara katılabilir. Bu kurumlar, katılımcılarına proje yönetimi uzmanlığı sertifikası verir.