Spotify Premium uygulaması makyaj tazeledi

Müzik severlerin, sevdikleri müziği keşfetmeleri ve daha çok keyif almaları için en iyi yolları aradığını belirten Spotify, ücretli aboneleri için geçerlitasarımsal değişiklikler yapacak.

Spotify Premium, bu değişikliklerle daha fazla kişisel ve sezgisel bir deneyim sunmak istiyor.

Güncellemenin ilk fark edildiği yer, uygulamanın navigasyon kısmı;

Önceki versiyonunda; “Ana Sayfa“, “Gözat“, “Arama“, “Radyo” ve “Kitaplığım” adında 5 adet gezinme düğmesi bulunan Spotify, bu fazlalılığın ortaya çıkardığı dağınıklıktan kurtulmak adına düğme sayısını 3’e indirdi: “Ana Sayfa“, “Arama” ve “Kitaplığım“.

Güncellemeden sonrasında “Keşif“, Arama tarafından desteklenirken, “Öneriler”, “Ana Sayfa“‘nın kapsamı altında bulunacak.

Radyo bölümü de revizyon aldı;

Güncelleme sayesinde, favori bir müzik grubu ya da şarkıcıyı aratabilir, hemen ardından “Artist Radio” çalma listelerinden birisini dinlemeye başlayabilirsiniz. Spotify Premium değişiklik notlarına göre; bu çalma listeleri, sizin zevkinize göre kişiselleştirilecek ve taze kalmak için sürekli güncellenecek.

Spotify, bu değişikliği yaparak, kullanıcıların düzinelerce çalma listesi oluşturması yerine, kişiselleştirilmiş radyoların kullanılmasını amaçlıyor.

Yeni versiyonunun dağıtımına başlayan Spotify, ayrıca, güncellemenin kendi sunucuları üzerinden yayınlanacağını, kullanıcıların herhangi bir “App Market” üzerinden güncelleme yapmalarına gerek olmadığını belirtiyor.

 

Spotify Premium güncelleme notları: newsroom.spotify.com/2018-10-18/whats-new-with-spotify-premium/
Ayrıca bakın;
Wear OS için Spotify: newsroom.spotify.com/2018-10-17/hello-wear-os-by-googletm-spotify-here/

Facebook ve FB Messenger’ın şaşırtıcı 2018 istatistikleri

Temel noktası insanların başka insanlarla iletişim kurması üzerine olan Facebook hakkında, son yıllarda yaşadığı veri ihlalleri soruşturmalarından dolayı, büyük oranlarda kullanıcılarını kaybettiği düşünülse de, istatistikler hiç oralı değil. İnternet aleminde, tam anlamıyla paralel bir internet alemi oluşturmuş olan Facebook büyümeye devam ediyor.

Blog yazarı Sibel Hoş‘un derlediği, Facebook’un, 2018 yılına ait istatistikleri;

  • Facebook aylık aktif kullanıcı sayısı: 2.234 milyar.
  • Facebook günlük aktif kullanıcı sayısı: 1.471 milyar.
  • Facebook kullanıcılarının %66’sı her gün Facebook kullanıyor.
  • Her gün dijitalde geçirilen sürenin %3’ü Facebook’ta geçiyor. (11.04.2018)
  • 16-64 yaş arası Facebook kullanıcılarının %23’ü, Facebook’a günde bir kereden fazla giriş yapıyor.
  • Facebook Stories’in (Hikayeleri) günlük aktif kullanıcı sayısı: 150 milyon. (13.08.2018)
  • Facebook Events (Etkinlik) kullanıcı sayısı: 700 milyon. (06.08.2018)
  • Aktif Facebook kullanıcılarının %51 ‘i, Facebook’u günde birkaç kez ziyaret ediyor. (01.03.2018)
  • Facebook mobil aylık aktif kullanıcı sayısı: 1.74 milyar. (01.02.2017)
  • Facebook mobil günlük aktif kullanıcı sayısı: 1.15 milyar. (01.02.2017)
  • Facebook reklam gelirlerinin %89’u mobil reklamlardan geliyor. (31.01.2018)
  • Facebook’taki işletme sayfalarının sayısı: 80 milyon. (03.05.2018)
  • Canlı video yayınladığında Facebook’taki etkileşim oranı %600 artıyor. (22.01.2018)
  • Bir işletme canlı video yayınladığında Facebook’taki etkileşim oranı %31 artıyor. (22.01.2018)
  • Facebook’ta 4 milyon reklam veren var. (10.02.2017)
  • Global dijital reklam pazarının %19.7’si Facebook’ ait. (28.03.2018)

Ayrıca, Facebook kullanıcıları arasında mesajlaşabilmemiz için Facebook aplikasyonundan ayrı olarak aplikasyonunu indirmemiz gereken Facebook Messenger’ın şaşırtıcı istatistikleri:

  • 1.3 milyar kişi Facebook Messenger kullanıyor. (13.12.2017)
  • Messenger Kids indirilme sayısı: 1.4 milyon. (13.08.2018)
  • Yaklaşık 20 milyon sayfa mesajlaşma uygulamasını kullanıyor. (31.05.2017)
  • Facebook Messenger’ı aylık aktif kullananlar dünya nüfusunun %11’ini oluşturuyor. (07.01.2016)
  • Her ay Facebook Messenger’dan 17 milyar fotoğraf gönderiliyor. (21.11.2017)
  • Her ay 400 milyon kişi Facebook Messenger’dan video arama yapıyor. (01.02.2017)
  • Facebook Messenger’da işletmeler ve kişiler arasında aylık ortalama 8 milyarlık mesaj trafiği oluyor. (01.05.2018)
  • Aylık aktif Facebook kullanıcılarının %64’ü Messenger kullanıyor. (12.04.2017)
  • 60 milyon işletme Facebook Messenger kullanıyor. (04.18.2017)
  • Facebook Messenger’da her gün 5 milyarın üzerinde emoji gönderiliyor. (17.07.2017)
  • Facebook Messenger’da her dakika ortalama 25 bin GIF gönderiliyor. (14.06.2017)
  • Facebook Messenger’daki en popüler reaksiyon: Love.

Bu istatistiklerin arkaplanında, kullanıcıların, her hareketinin izlenildiğini düşünmemek elde değil.

İstatistikler, kişisel blog yazarı olan Sibel Hoş tarafından derlenmiştir.
Buradan kişisel blog sayfasına göz atabilirsiniz.

Medium’un ilk kitabı: The Big Disruption

Twitter’ın kurucu ortağı Evan Williams tarafından geliştirilen blog platformu Medium üzerinden ücretsiz okuyabileceğiniz ilk uzun metrajlı roman yayımlandı.

Söz konusu olan kitap, Google’ın eski PR başkanı Jessica Powell  tarafından yazılan  “The Big Disruption”. Fast Company‘ye göre , Powell kitap anlaşmasından elde edilen geliri #YesWeCode’a bağışlayacak.

“Not long ago, it was Jessica Powell’s job to defend Silicon Valley. And while the events in her satire are purposefully and hilariously over the top, her diagnosis of Silicon Valley’s cultural stagnancy is so spot on that it’s barely contestable.”

–Farhad Manjoo, The New York Times

Medium sayfasındaki açıklamalara göre kitap, Slikon Vadisi’nin önemli bir şirketindeki iş yaşamının hicivli bir anlatımının ürünü. Ayrıca bir “kickass” açılış çizgisine sahip: “The only animal left standing was a one-eyed sea lion named Fred.”

The Big Disruption adlı kitap, yayımlanmış olduğu platform, (Medium) abonelerine özeldir. Medium abonesi iseniz ya da Medium’un her kullanıcısına sunduğu, “bir aylık makale okuma limitini*” geçmediyseniz ücretsiz abonelik sayesinde okuyabilirsiniz.
*Medium, ücretsiz paketinde, her kullanıcısına her ay okuyabileceği makale sayısı limiti koyuyor.

Söz konusu içeriğe disruption.medium.com bağlantısı üzerinden ulaşabilir, Medium aplikasyonları üzerinden kitabı okuyabilirsiniz.

 

Network (Ağ) mühendisi ne iş yapar?

Bilgisayarın, hayatın her alanına girmesiyle birlikte, gerek ofis içinde, gerekse daha geniş bir fiziksel alan içinde, var olan bilgi kaynaklarının diğer sistemlerle uyumlu bir şekilde entegrasyonu önem kazanmaya başlamıştır. Hedef, bilgisayarda üretilen bilginin ortak bir havuzda toplanarak daha rasyonel kullanılmasıdır. Buna ilaveten, ana elektronik gücün daha rasyonel kullanılması esas sorunu oluşturacaktır. Maliyet unsurlarının minimize edilerek bilgiye daha ucuz ve yaygın şekilde ulaşılmak istenmesi ve bilgi sistemleri arasındaki bağlantının kurulmasının zorunlu hale gelmesi network mühendislerine duyulan ihtiyacı artıracaktır.

Network mühendisi, bilgisayar ağırlıklı sistemler arasında, en uygun haberleşme yöntemini saptar (En uygun network ağını seçer). Sistemi kurar ve işletime açar.

İyi bir network mühendisi olabilmek için analitik düşünme yeteneğine ve yaratıcı bir kişiliğe sahip olmak gerekmektedir. İyi bir network mühendisi, ekip çalışmasına yatkın ve insan ilişkilerinde başarılı olmalıdır.

Görev ve Faaliyetleri

  • Ağ konusundaki fiziksel bağlantılar, 2. Katman ve 3. katman topolojilerini tasarlamak ve uygulamak
  • DNS, DHCP, Firewall, Saldırı Önleme Sistemleri ve Proxy Sunucu desteği tasarlamak ve uygulamak.
  • Ağ performansı ölçümlerini analiz etmek.
  • Ağ tasarımlarının Servis Seviyesi Anlaşmaları ile uyumlu olmasını sağlamak.
  • Ağ tasarım standartlarına teşvik etmek ve uygulamak.
  • OSPF, BGP, HSRP, VRRP, Spanning Tree ve Etherchannel gibi teknolojileri tasarlamak ve uygulamak.
  • QOS(Quality of Service – Servis Kalitesi) politikasını tasarlamak ve uygulamak.
  • Ağ donanımını yükseltmek ve değiştirmek.

Network mühendisleri, başta finans sektörü olmak üzere bilgisayar ağına geçmeyi planlayan, çok şube ile çalışan tüm işletmelerde çalışabilirler.

Network mühendislerinin, bilgisayar mühendisliği veya elektronik mühendisliği formasyonuna sahip olmaları gerektiği düşünülse de son yıllarda yönetim bilişim sistemleri bölümü mezunlarının da network mühendisi (uzmanı) olarak çalıştığı görülmektedir.

Kullanılan Kaynaklar
Bilişimde Kariyer: goo.gl/pz8ndB
Görsel: bandarit.com/support

 

PHP öğrenmek hala değerli mi?

Bu yazı, Dev.to platformunda Mike Oram tarafından yayınlanan “Is PHP relevant?” adlı yazının Türkçe çevirisidir.

 

Bana akademisyenler, iş başvurusu yapanlar hatta diğer geliştiriciler tarafından en sık sorulan sorulardan biri “Neden PHP öğretiyorsun?” hatta bazen “PHP ölü bir dil değil mi?” sorusudur.

En başından bu konuda gayet açık olayım. PHP ÖLÜ BİR DİL DEĞİLDİR.

2017 yılının aralık ayında, PHP internette server tarafında kullanılan programlama dillerinin %83’ünü oluşturuyordu. Bu sonucu PHP tabanlı WordPress gibi içerik yönetim sistemlerine borçluyuz, ama bu hazır içerik yönetim sistemlerini bu orandan çıkarsak dahi, PHP web’in %54’ünden fazlasına güç vermekte. Zaten, aşağıdaki grafiğe bakarsanız, PHP’nin market payı 2017 yılında gayet tutarlıymış hatta artış göstermiş.

Eylül ayında ‘IT endüstrisi için uygun’ yetenek ve teknolojiler hakkında bir blog yazısı yazmıştım. O blog yazısını yazdığım sırada, PHP ve Javascript iş pazarında açık ara aranan özelliklerdendi. Hala da böyledir. Tesadüfi olmayan bir şekilde, akademide en çok vakit ayırdığımız iki dil de PHP ve JavaScript’tir.

Şimdi, yeni programcılara en çok öğretilen diğer dillerin kullanım istatistiklerine bir göz atalım. Üniversiteler Java veya C’ye odaklanmaya yatkınlar. Bunun sonucunda bir çok girişim uygulamalarını bu dilleri kullanarak geliştirmekte. Tüm bu çabaların sonucunda Java server tarafındaki uygulamaların %2.5’una güç veriyor. C hiç bir yerde görülmemekle beraber, bazen üniversitelerde öğretilen ASP.NET %14.2 oranına ulaşabilmiş. Programlama workshoplarında en popüler olan Python, Ruby veya sunucu tabanlı JavaScript dillerinin hepsini birden topladığımıza, internettin sadece %1.2’sine güç verebilmişler. Sunucu taraflı JavaScript (node.js) en hızlı artan sunucu taraflı teknoloji olmasına rağmen halen az kullanılıyor ancak tabiiki öğrenilmeli. (Biz akademik takvimimizde Node.js öğretmeye 1 hafta ayırıyoruz)

Peki neden bir sürü kişi PHP’nin uygunsuz ya da ölü bir dil olduğunu iddia ediyor?

Bunun, benim gördüğüm iki ana nedeni var. Birincisi, bu geliştiriciler arasında dolaşıp duran bir söylentiden ibaret. PHP, ilk zamanlarında görece olarak yavaş, nereye gittiği belli olmayan ve bir sürü tutarsızlığa sahip bir dildi. Yıllar boyunca PHP bayağı bir gelişti, hatta 2009 yılında 5.3 sürümünün yayınlanmasından beri, eski şikayetlerin çoğu düzeltildi. En son sürüm (7.1) son derece hızlı, modern ve güçlü bir şekilde nesne yönelimliliğe odaklanan bir dildir.

İkincisi, PHP esnek ve “loosely typed” yani kesin tür belirtilmemiş bir dildir. Bu, metin editörünü açıp hızlı yazılım geliştirmeye olanak verse de, kolayca kötü kod üretmeye de yol açmakta. Yani kendi başarısının bir kurbanı olduğunu söyleyebilirsiniz. Ancak, düzgün bir şekil yazıldığında, ve DRY, SOLID ve MVC gibi (bizim de akademide öğrettiğimiz) metodolojiler kullanıldığında, PHP gerçekten güçlü, iyi bir çeşitliliğe sahip, bir çok şeyleri sunabilecek hızlı bir dildir.

Yani, PHP ölmedi. Her dilde olduğu gibi kendine özgü kusurları olsa da, bırakalım istatistikler bizim yerimize bu iddialara cevap versin.

 

Orjinal dilinde yayımlanmış hali:  https://dev.to/mporam/is-php-relevant–1np
Çeviri sahibi:  mynameismidori.com

Kağıtsız Yaşam: Ağaç Katili Olmayın!

Milyarlarca insan, her yıl milyonlarca kağıt, karton ve ürünlerini kullanıyor. Bu tüketim, içerik ve veriyi sanallaştıran teknolojiye rağmen azalma göstermiyor. Eğitimde, iş yerlerinde ve evlerde kullanılan fotokopi kağıtları, faturalar, gazeteler ve daha fazlası. Aklınıza gelen tüm kağıt ve karton türevi ürünler için ağaç kullanılıyor ya da geri dönüşümle tekrar kullanılabiliyor.

Peki, elimize aldığımız bir kağıdın, aslında bir ağacın kendisi olduğu gerçeğini unutuyor muyuz? Kağıt ürünlerini kullanmadan önce aklımıza gelmesi gereken birkaç istatistik:

  • Türkiye genelinde kağıt-karton tüketimi yıllık yaklaşık 6 milyon ton. Kişi başı tüketim ise 70 kg.
  • Geri dönüşüm oranımız % 40 seviyesinde ve hedeflenen ise 5 yıl içinde bunu % 60 seviyesine taşımak.
  • Her yıl kağıt, karton ve yaşamsal ihtiyaçlarımız için kişi başı ortalama 7 adet ağaç tüketiyoruz. Bu demek oluyor ki her sene doğaya en azından 7 fidan dikebiliriz.
  • 1 hektar alan içinde iğne yapraklı ağaçlar yılda 30 ton, geniş yapraklı ağaçlar ise 16 ton oksijen üretebiliyor.

  • Yetişkin bir kayın ağacı 1 günde yaklaşık 1000 kişinin çıkardığı karbondioksiti yok edebiliyor. Aynı zamanda yılda 7 kg toz ve yaklaşık 300 kg zehri süzebiliyor. Buna bağlı olarak da hava kirliliğinin yaklaşık % 50’si ormanlar sayesinde temizlenmiş oluyor.
  • 10 m2 alan içinde bulunan 25 metre boyunda 100 yaşında bir kayın ağacı yılda 30.000 lt. su emebiliyor bu da toprak kaymasını engelleyerek verimli toprakları korumuş olur.
  • 1 hektar alan içinde yaklaşık 10.000 ağaç bulunabilir, 10.000 ağaç ise günlük 30.000 insanın tükettiği oksijeni üretebilir. Dünyada herkes tükettiği kağıt miktarını yarı yarıya azaltırsa yılda 8 milyon hektar orman korunabilmekte ve bu rakamlar düşünüldüğünde yapılacak tasarruf ile ciddi seviyelerde fayda sağlanabiliyor.
  • Geri dönüşüm oranını artırarak kağıt ithalatı azaltılabilir ve ülke ekonomisine fayda sağlanabilir. Böylelikle kağıt üretim için harcanan yüksek enerji ve su tüketiminden tasarruf sağlanmış olur.

  • Geri dönüşüme kazandıracağımız 70 kg kağıt ile 1 ağaç kurtarabiliriz. Kurtardığımız 1 ağaç ise günde 3 insanın tükettiği oksijeni üretebilir.
  • 1 ton kağıt hamuru için 2 ton ağaç gerektiği bunun için de 20 ağacın kesildiği ve kesilen 20 ağaç ile sadece 200.000 sayfa yani 80 koli A4 fotokopi kağıdı üretilebildiği bilinmelidir.
  • Çevre ve Orman Bakanlığı verilerine göre boş yere yapılan yazışmalar olmasa 2 milyon ağaç kurtarılabilir. Ortalamaya göre bir ofis çalışanı yılda yaklaşık 80 kg. kağıdı çöpe atıyor. Bu rakamın 1 ağaçtan elde edilen kağıda eşit olduğu düşünülürse geri dönüşümün önemi daha da ön plana çıkıyor.

Dijitalleşerek kağıt tüketimini azaltabiliriz!

1. Not Tutma:

Akıllı telefonların yaygınlaşması sayesinde dijitalleşmek zor değil. Ders notu, alışveriş listesi, çalışırken ve benzeri durumlarda not defteri kullanmak yerine, akıllı telefonumuza yükleyeceğimiz Evernote ve benzeri bir uygulama kullanmak kağıt tüketimini azaltacaktır. Üstelik, bize, not alırken daha fazla işlevsellik sağlayacaktır. 

2. Bankacılık işlemleri, Faturalar ve Ektreler

Bankacılık işlemleri için şubeye gidip sıraya girmenize gerek yok. Bankanızın, mobil şube uygulamasını telefonunuza indirerek, -neredeyse bütün- bankacılık işlemlerinizi kağıt kullanmadan halledebilirsiniz. Ayrıca, hizmet sağlayıcınıza vereceğiniz e-Posta adresi ile bütün faturalarınızı e-Fatura‘ya dönüştürerek kağıt tüketimini azaltabilirsiniz.

3. Kitaplar, Dergiler, Gazeteler ve daha fazlası

Yaygınlaşan PDF’ler sayesinde kitapları, dergileri ve gazeteleri telefonumuzdan okuyabiliriz. Üstelik okunması ve taşınması basılmış halinden çok daha kolay. Okuyacağınız metnin, boyutunu, yazı tipini ve rengini kendinize göre ayarlayabiliyorsunuz. Ayrıca, bir kitap parasından daha ucuza aylık abonesi olarak, neredeyse bütün dergi ve gazetelere ulaşabileceğiniz hizmetler var. (Örn, Turkcell Dergilik) Kağıt kullanımını azalttığımız gibi paradan da tasarruf sağlayabiliriz.

4. Geri Dönüşüm

Yukarıdaki kağıt tüketimi istatistiklerine tekrar göz gezdirin: “Her yıl kağıt, karton ve yaşamsal ihtiyaçlarımız için kişi başı ortalama 7 adet ağaç tüketiyoruz. ” Bireysel olarak, artık kullanılmayacak kağıtları çöpe atmaktansa evimizde biriktirip geri dönüşüme verebiliriz. Özellikle, kurumların, 70kg. kağıt atığı geri dönüşüme kazandırması 1 ağacın kesilmesini önleyebilir. Unutmayın, kağıt kullanımını azaltarak ağaçları koruyabileceğimiz gibi, su ve gübre kullanımını da azaltmış oluyoruz. Bu da bütün milli ekonomiye pozitif etki edebilir.

 

Bu yazıda paylaşılmış olan kağıt tüketim istatistikleri AvansasBlog’dan alıntılanmıştır:
Rakamlarla Kağıt ve Ağaç Tüketimi

Xammp nedir? Xammp nasıl kurulur?

XAMPP, ücretsiz ve açık kaynaklı olarak geliştirilen, kolayca yüklenerek hazır hale getirilebilen bir web sunucusu yazılım paketidir.

Xammp’ın diğer sanal web sunucularından farkı nedir?

XAMPP’ın diğer web sunucusu türleri olan LAMP, MAMP ve WAMP’dan en büyük farkı, içerisinde barındırdığı yazılım elemanlarının farklılığı ve XAMPP’ın çapraz platformlu yani tüm işletim sistemleri üzerinde çalıştırılabilir olmasıdır.

XAMPP, diğer web sunucularından farklı olarak içerisinde web sunucusu için Apache, veritabanı yönetimi için MariaDB, geliştirme içinse PHP ve Perl’i barındırır. Taşıdığı bu özellikler ve kolay kullanımı sayesinde diğer sanal web sunucuları yerine tercih edilebilir.

Xammp Kurulumu

Xammp, çapraz platform destekli yazılım olduğu için her işletim sisteminde farklı kurulum adımları izlemek gerekebilmekte. Bu nedenle, kullanıcı, aşağıdaki 3 ayrı kurulum anlatımından kendisine uygun olanını seçerek, kurulum talimatlarını inceleyebilir.

Windows için Xammp Kurulumu

İndirdiğiniz Xammp yazılım paketini, kurmak istediğiniz disk sürücüsü dizinine (Genellikle C:) çıkartın. Ardından “setup_xampp.bat” dosyasını çalıştırarak kurulumu tamamlayın. Eğer dilerseniz XAMPP paketi içerisinde yer alan Installer’ı da kullanarak kurulumu tamamlayabilirsiniz.

Linux için Xammp Kurulumu

Kullandığınız Linux işletim sistemine ve işlemci mimarisine uygun yazılım paketini dosyasını indirin. Kurulum başlatıcı dosyanın dosya izinlerini terminal yardımıyla 755 olacak şekilde ayarlayın. Bu ayarlamayı yapmak için;

chmod 755 xampp-linux-*-installer.run

Komutunu kullanabilirsiniz. Daha sonra kurulumu başlatmak için aşağıdaki komutu kullanabilirsiniz;

sudo ./xampp-linux-*-installer.run

kurulum işlemi tamamlandığında tüm gerekli dosyalar /opt/lampp dizinin içerisine gelecektir.

MacOS için XAMMP Kurulumu

İndirdiğiniz DMG uzantılı dosya imajını çalıştırın, ardından kurulum yardımcısına çift tıklayarak kurulum işleminin başlamasını sağlayın. Kurulum tamamlandığında XAMMP, tüm dosyalarıyla birlikte Applications/XAMPP klasörünün içerisinde yer alacaktır.

Xammp İndir

Xammp’ı, kendi işletim sistemi ve işlemci mimarisine uygun indirmek için buraya tıklayarak Xammp’ın resmi sitesine ulaşabilirsiniz. Ayrıca, sitede bulunan “What’s Included” yazısına tıklayarak, indirmek istediğiniz yazılım paketi içerisindeki özellikleri inceleyebilirsiniz.

Blog sahiplerine veri analiz tavsiyeleri

Bu yazıda paylaşacağım hizmetlerin bir kısmı her türden site sahibinin işine yarar ama belki de başlığı ‘WordPress blog sahiplerine’ diye güncellemek gerekirdi (nimet adres sormaz ki?).

Google Analytics kullanmayan site var mı bilmiyorum. Sayfalarınıza ekleyeceğiniz tek bir satır ile site siteniz ve ziyaretçileriniz hakkında istemediğiniz kadar derin ve çeşitli bilgiler sunan ücretsiz bir araç. Standart hali yeterince iyi ama işi biraz daha geliştirmek isteyenler için ücretli / ücretsiz yüzlerce ek de var. Bu yazıda işinize yarayacağını düşündüğüm Analytics tabanlı birkaç yeni nesil hizmetten bahsedeceğim.

Google Analytics Dashboard

Google Analytics Dashboard adlı (ücretsiz) WordPress eklentisi bu kodu sayfalarınıza otomatik olarak eklemenizi, WordPress yönetici ekranında detaylı bir özet ekranı yerleştirmenizi ve yeni nesil Analytics kod ayarlarını kolayca yapabilmenizi sağlıyor. Kendi sitesinde detaylı açıklamalarını (ve başka güzel eklentileri) bulabilirsiniz.

Xtra.ga

Bu ücretsiz hizmet Google Analytics’in rapor sayfalarını mümkün olduğunca sadeleştirip her gün size (ya da belirleyeceğiniz bir gruba) özel formatlı bir e-posta şeklinde yolluyor. Kaç kişi ziyaret etmiş, hangi platformları kullanıyorlar, hangi siteler üstünden ve anahtar kelimelerle sayfanıza gelmişler gibi pek çok bilgiyi bir gün öncesiyle kıyaslayarak inceleyebilirsiniz.

Her site için kullanabileceğiniz güzel bir seçenek. Deneyin derim.

See your visitors

Google Analytics ve benzeri hizmetler sitenizdeki trafiği özetleme konusunda başarılılar ancak o an neler olduğuna dair en ilginç sonuçları see your visitors veriyor.

Hizmete (ücretsiz) üye olduktan sonra sayfanıza ekleyeceğiniz bir satır kod sayesinde bu hizmet -adından da anlayacağınız gibi- o an sitenizde insanlar nereye tıklıyor, nelere bakıyor bir heatmap ile gösteriyor. Böylece sitenizde ne ilgi çekiyor, ne çekmiyor inceleme fırsatı yakalıyorsunuz.

Yönetim ekranını açtığınızda sitenizin görüntüsü üstündeki renk değişimlerini gözlemlemek hipnotize edici bir hal alıyor. Uyarmış olayım 🙂

Qunb

Bir başka Analytics özetleme ve görselleştirme aracı daha. Analytics hesabınızı bağladıktan sonra blog, e-ticaret, haber sitesi gibi hangi tip bir site olduğunuzu seçtikten sonra aşağıda görebileceğiniz senaryolarla analiz verilerinizi görselleştirebiliyorsunuz (tıklayıp büyütebilirsiniz).

Kesinlikle harika ama ne yazık ki ücretli bir seçenek (ücretsiz bir deneme sürümü de var). Detayları sitesinden inceleyebilirsiniz.

Levers

Büyük veri (big data) kavramını duymamış olamazsınız. Bu aralar cümle içinde kullanmayanı dövüyorlar. Anlamıyla niyeti arasında farklar barındıran bir kavram. Anlamı adından anlaşılıyor. Ama onu anlamlı hale getiren şey koca veri yığınları içinden anlamlı bir veri çıkarıp bunu stratejiye dökmek. Yoksa hepimizin hayat boyu izleye, dinleye bitiremeyeceği dijital şarkı, türkü, film arşivi de büyük bir veri oluşturuyor.

Levers hizmeti bağladığınız Google Analytics verilerini inceleyerek gelecekte trafiğinizin nasıl şekilleneceğini öngörüyor. Bu hizmetin kısa bir süre sonra büyük bir satın alıma sahne olacağını düşünüyorum. Levers ücretsiz ancak ön kayıt gerektiriyor. Onay için sabırlı olmakta fayda var, kuyruk uzun!

MoreMetrics

Google Analytics ve bağlı hizmetler sitenize ait performansınızı ölçüyor. Peki ya sosyal medya? MoreMetrics adlı ücretsiz hizmet birkaç basit adımla sosyal medya hesaplarınızın performanısını da Analytics üstünden takip edebilmenizi sağlıyor. Şu an için Twitter, Facebok sayfaları, Youtube, Instagram ve Google+’ı ekleyebiliyorsunuz.


Zaman bazındaki iniş çıkışları gözlemlemek için kesinlikle akıllıca bir seçenek.

Faydalı olması dileğiyle.

Blog sahiplerine veri analiz tavsiyeleri

Dikkat Edilmesi Gereken 4 Online Öğrenme Trendi

Online öğrenme program ve kursları şu anda herkesin dilinde. Teknoloji temelli yapısı nedeniyle bugünün teknoloji bilen dünyasında etkili olmalarını sağlıyor. Buna neden olan faktörler arasında, şirketlerin hazır online platformları kullanarak maliyetlerini azaltması ve geleneksel sınıflarda uygulanacak programlara harcanan zaman ve çabadan tasarruf sağlamak yer alıyor. Farklı online öğrenme gelişim trendleri, katılımcıların etkileşimini arttırma ve eğitim materyallerini daha fazla elde tutmasını sağlayarak öğrenme programlarının başarı oranlarını arttırmada yardımcı oluyor. Online öğrenme hiç şüphesiz çalışma ve eğitim algımızı etkileyen teknolojinin bir yansıması.

İşte online öğrenme endüstrisinin dikkat ettiği en son trendler.

1. Mobil Öğrenme

Artan mobil cihaz kullanımı gözardı edilemez. Mobil cihazlar hayatlarımızın temel bir parçası oldu, ve insanların önemli görev ve sorumluluklarını yerine getirmesine yardımcı oluyor. Mobil öğrenme pazarındaki artışın sebebi de bu. Online bankacılık, alışveriş, oyun, ya da önemli dosyalara ulaşıp ulaşmamak olması fark etmiyor; elde bu kadar bilgi olması oldukça değer görüyor. Ayrıca mobil öğrenme, hakkında görüş ve öneri verilebilecek öğrenci projeleri ve yazı ödevleri için harika bir konu haline geldi. Online ya da elde taşınan öğrenmenin öne çıkan yararları aşağıdaki gibi sıralanmıştır:

  • Programlanmış esneklik
  • Taşınabilirlik.
  • Ulaşım kolaylığı.
  • Dikkat dağıtıcılar olmadan öğrenme.
  • Bir tuşla erişilebilen bilgi.
  • Eğitim materyaline hızlı erişim.
  • Öğrenme konseptlerinin kısa sunumu.

Online öğrenmenin birçok başarı faktörü olan bir trend olduğu şüphesiz. Her an heryerden erişilebilen öğrenmenin uygunluğu gözardı edilemez ve eminiz ki insanların giderek vazgeçilmez olacak.

2. Uyarlanabilen Programlar

İsimden anlaşılacağı üzere, bu programlar deneyimli çalışanları yeni konseptlere hızlıca adapte edebiliyor. Uyarlanabilir programların kullanımıyla, çalışanlar daha önce bildikleri şeylere çalışmak için zaman kaybetmiyor. Uyarlanabilir programlar çalışanlar için öğrenme sürecini hızlandırma ve üreterek öğrenmelerini mümkün kılıyor. Örneğin, Infografiklerin kullanımının çok etkili olduğu kanıtlandı. Bu programlar dünyanın birçok yerinde uygulanıyor. Çok kısa bir zaman içinde, yetenek odaklı online öğrenme programları online öğrenme pazarındaki rakiplerini geride bırakacak. Her öğrenciyi dahil etme odaklı uyarlanabilir online öğrenme programı olan Smart Sparrow buna iyi bir örnek.

3. Oyunlaştırma

Online öğrenme ile oyunlaştırma tekniklerini birleştirdiğinizde, konsepti yepyeni bir seviyeye taşıyosunuz! Oyunlaştırma bir süredir sahnelerde ve en güçlü online öğrenme trendlerinden biri oluyor. Öğrenmeye interaktif ve eğlenceli bir yaklaşım getiren oyun mekanizmalarını kullanan bir konsept. Oyunlaştırma trendleri çalışan katılımını ve odak muhafazasını arttırma konusunda oldukça başarılı. Çalışanlar sadece konuları daha hızlı anlamaya eğilimli olmakla kalmıyor, ayrıca etkili öğreniyorlar.

Ünlü fast-food zinciri McDonald’s da, çalışanlarını yeni kasa sistemleri konusunda eğitmek için oyunlaştırma temelli öğrenim kullanıyor. Oyun yeni kasa sisteminin çalışma şeklini simüle ediyor ve çalışanların müşterilere kaliteli hizmet sunma bilgilerini göstermelerini sağlıyor. Bu öğrenme süreci hem eğlenceli ve interaktif, hem de gerçek çalışma ortamı sunuyor. Motive edici, ve konu müşteri hizmetleri olduğunda çalışanların en iyi performanslarını göstermelerine yardımcı oluyor.

4. Automated Technology Otomatik Teknoloji

Otomatik teknolojiler, farklı online öğrenme derslerindeki çalışma materyalleri olan testler, alıştırmalar, değerlendirmeler ve oyunlara yardımcı olur. Şirketle bu teknolojileri kullandığında zamandan önemli ölçüde tasarruf sağlıyorlar. Dahası, öğrenme programı yaratmak için harcanan parada da önemli bir azalma oluyor. Otomatik teknolojilerle, online öğrenme derslerini içerik açısından zenginleştirmeye odaklanmak daha kolay oluyor. Daha fazla bilgi sağlamaya odaklanmak yerine daha kaliteli bilgi sağlamaya odaklanılıyor.

 

Kaynağı,hizmetleri ve daha fazlasını görüntülemek için;
Dikkat Edilmesi Gereken 4 Online Öğrenme Trendi
enocta.com

Gamification (Oyunlaştırma) neden bu kadar yaygınlaştı?

Gamification, (Oyunlaştırma) insanların, davranışlarını ve eğilimlerini değiştirmek için oyun mekanizmalarının, aslında oyun olmayan aktivitelere uygulanmasına denir. Bu yöntemin en büyük amacı, oyunlaştırmanın uygulandığı, aplikasyonda, web sitesinde, anket&form işlemlerinde vb. sistemlerde katılımı ve teşviki artırmaktır.

Swarm’da check-in yaparak mekanın mayor’ü olmaya çalışıyor, Yemek Sepeti’nde yemek siparişleri vererek bulunduğumuz konumun muhtarı olmaya uğraşıyor ve bazen de George Clooney* gibi 5 milyon uçuş mili toplamak için çabalıyoruz. İşte bunun sebebi, kullandığımız servislerde, gamification ile servisin içine gömülmüş olan oyun dinamiğinden** kaynaklanmaktadır.

*George Clooney’nin başrolünde oynadığı Up in the Air (Aklı Havada) filmindeki iş adamı, beş milyon uçuş mili toplamaya çalışmaktadır.
**Bir etkinliği oyun yapan eylemlere, aktivitelere ve kontrol mekanizmalarına oyun mekanikleri; bu mekaniklerin yarattığı motivasyon, elde etme arzusu duygularına oyun dinamiği denir. Ödül, seviye, rekabet, başarı gibi kavramlar oyun dinamğini oluşturur.

Gamification kavramının popüler olmasına en büyük katkıyı sağlayan 2 olay vardır. Bunlar;

  1. Rajat Paharia’nın, 2005 yılında Bunchball* adlı şirketi kurarak, müşterinin sadakat artışını sağlamak için geliştirdiği oyunlaştırma platformu,
  2. Pennsylvania Üniversitesi‘nde Hukuk Çalışmaları ve İş Etiği Profesörü olan Kevin Werbach’nın 2012 yılında Coursera yüklediği eğitim hatftalık eğitim programı.

Banchball* Tanıtım Videosu

Oyunlaştırma mekanizmasının en sık kullanıldığı alanlardan birisi de eğitimdir. 2. maddede bahsettiğim Prof. Kevin Werbach gibi eğitim alanında da oyunlaştırma mekanizması kullanılmaktadır. Bu sayede, öğrenme süreci, pasif ve sıradan olmaktan ziyade, keşfedilebilir bilgiler ile aktif ve öğrencilerin dikkatinin dağılmadığı bir öğrenim süreci elde edilebilmektedir. Eğitim alanında kullanılan gamification mekanizmasının en büyük örneği Scratch‘dir.

Scratch, ABD’de bulunan MIT’nin geliştirdiği, 8-16 yaş arası çocukların kullanımına göre tasarlanmış oldukça basit bir arayüze sahip programlama ortamıdır. Çocuklar, Scratch sayesinde, kodlama ekranından ziyadeoyunlaştırılmış bir arayüz kullanarak programlama mantığını öğrenmektedir.

Gamification, müşterilerin/kullanıcıların, kayıt olup, kişisel hesap oluşturabildiği her sisteme uygulanabilir. Basit bir forum sitesinde insanların sorunlarına cevap vererek kazandığınız puanlar da, bir e-Ticaret sitesinde alışveriş sonunda kazandığınız indirim kuponları da gamification mekanizması için örnek olarak sayılabilir. Bu tür kullanımlarda var olan müşteriyi/kullanıcıyı kaybetmeme amacı vardır.

Gamification için, firmalara proje oluşturan ve profesyonel destek veren oluşumlar Türkiye’de de yaygınlaşmaya başlamıştır. Bir çok öğrenci, GamificationAcademy gibi eğitimler sayesinde bu yönde istihdam sağlamaktadır.

Son olarak; bu yıl, Maarten Molenaar, Sylvester Arnab, An Coppens gibi isimlerin katılacağı Gamification Turkey Zirvesi‘nden bahsetmek istiyorum. Bir sonraki zirve, 15 Kasım 2018 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirilecek. Detaylı bilgiyi gamificationturkey.org sitesinden öğrenebilirsiniz.

viralicerik.com • Özgür ol, Özgür Kazan!

Paylaşılabilir içerikleri, internet yayıncılarına sunan, telif haklarını koruyarak uzlaştıran ve gelir elde edilmesini sağlayan internet sitesi viralicerik.com‘un beta sürümü bir süredir üye alımına ve içerik üretimine açık durumda.

Üyelerin oluşturduğu özgün içerikleri, sosyal medya yayıncıları üzerinden okurlarla buluşturarak, oluşan trafik üzerinden kazanılan reklam gelirlerini içerik üreticileri, içerik yayıncıları ve altyapı sağlayıcı arasında bölüştüren bir sistem viralicerik.com. Üstelik üye ve içerik üreticisi olmanız için herhangi bir tecrübeye sahip olmanız ve özgeçmiş göndermeniz gerekmiyor.

viralicerik.com Tanıtım Videosu

İçerik yayıncıları olarak şimdilik Viral İçerik’in resmi sayfasının yanı sıra Odun Herif, Kemal Ekşioğlu ve Paylaşımları gibi geniş kitlelere sahip sosyal medya hesapları bulunan viralicerik.com, sadece bu sayfalar üzerinden elde edilen reklam gelirlerini kapsamıyor. Viral İçerik  üzerinden oluşturulmuş içerikleri kişisel olarak paylaşan sosyal medya kullanıcıları da trafiği arttırıyor, böylece gelir de artmış oluyor.

Ayrıca reklam gelirlerinden gelen paranın küsuratları, her 10₺ olduğunda Tema Vakfı‘na bağışlanıyor ve adınıza fidan dikilmiş oluyor. Viral İçerik, sosyal sorumluluk projesi üzerine de ayrıca çalışmış anlayacağınız.

Viral İçerik web sitesine buradan ulaşabilirsiniz: viralicerikcom
Şu ana kadar editörlerin oluşturduğu yazıları buradan inceleyebilirsiniz: post.viralicerikcom
Viral İçerik Facebook Sayfası’nı incelemek isterseniz: facebook.com/viralicerik

Son olarak da; Viral İçerik‘in kullanıma sunulmasının 10. günündeki istatistikleri buraya bırakıyorum;

IT, IT Specialist (Bilgi İşlem ve Bilgi İşlem Uzmanı) nedir, ne iş yapar?

Hızla gelişmekte olan teknoloji ve bilişim dünyası, işletmelerin hayatına da entegre olmuş; işletmeler, bu entegrasyonun sağlıklı ve profesyonel bir şekilde sürdürülebilir kılınması için alanında uzman kişilere ihtiyaç duymaya başlamış ve sonucunda IT (Information Technology) denilen Enformasyon* Teknolojileri denilen kavramı ortaya çıkarmıştır.

*Belirli ve dar kapsamdaki bir konuyu ölçüm, deney, gözlem, araştırma ve istihbarat sonuçlarının derlenmesi ile ortaya çıkan bir bilgi parçasıdır.

IT, bir işletmenin tüm donanımsal ve yazılımsal ihtiyaçlarının satın alınmasından, kurulumundan, bakımından, iletişim şebekesinin kurulmasından, bilgisayarlarla yapılan bütün işlerin koordine edilmesinden, işletmenin verilerini saklayıp, derleyip ve gerektiğinde tekrar kullanıma hazır halde verileri geri çağıran işletme fonksiyonlarından birisidir.

IT Tarihi;

Bilgisayar teknolojilerinin gelişimi ve üretiminden çok kullanımı ve ihtiyaçlara cevap vermesi önemli olan ülkelerde, bilgisayar teknolojilerinin ne kadar etkin ve geniş kullanıldığı önemlidir. Buna bağlı olarak bu etkinliği ve genişliği artırmak için Enformasyon Teknolojileri‘ne verilen önem artmıştır ve böylece bilişim ve teknoloji dünyasında hızla yayılan IT, zamanla şirketlerin organizasyonlarında olmazsa olmaz bir departman haline gelmiş, buna bağlı olarak IT Uzmanlığı olarak bilinen bir iş alanı ortaya çıkarmıştır.

IT Uzmanları ne iş yapar?

IT Uzmanları, aldıkları eğitimler sayesinde, bilişim teknolojileri tabanlı projelerin geliştirilmesinde ve iyileştirilmesinde altyapı sağlar. Altyapı sağladığı gibi proje geliştiricisi de olabilir. Bilgisayar sistemlerinin kurulmasından ve denetlenmesinden sorumludur. Departmanların birbiri ile iletişimini sağlayandır. Ayrıca bilgi güvenliğinin sağlanması, bilginin saklanması ve gerektiğinde saklanan bilginin yeniden çağırılması üzerine çalışırlar.

IT Uzmanları ayrıca, takım çalışmalarına yatkın, yenilikçi, analiz ve sorun tespit yeteneğine sahip olmalıdır. Bilişim teknolojilerinin getirdiği yenilikleri takip eder, bu yenilikleri en yararlı biçimde uygulamaya, kullanmaya çalışır.

IT Uzmanlığı eğitimi, son yıllarda özel sertifikalı eğitimlerle desteklense de üniversitede ve meslek yüksek okulunda alınan; Bilgisayar Programcılığı önlisans programı, Yönetim Bilişim Sistemleri, Bilgisayar Mühendisliği, Yazılım Mühendisliği, Endüstri Mühendisliği lisans programı mezunları/öğrencileri, IT Uzmanlığı’na yönelim yapabilir.

IT Uzmanı Çalışma Alanları

IT uzmanlarının çalışma alanları, şirketin ihtiyacı doğrultusunda ve iş takımı içerisindeki görevlendirmelere göre değişiklik gösterebilir. IT Uzmanlarının çalışma alanlarını listelemek gerekirse;

  • Bilgisayar Sistem Analisti
  • Yazılım Geliştiriciliği
  • Bilişim Sistemleri Yöneticisi
  • Bilgi Güvenliği Uzmanlığı
  • Veri Tabanı Yöneticiliği
  • Bilgisayar Destek Analisti
  • Yazılım Proje Lideri
  • İletişim Güvenliği Uzmanı
  • Ağ Sistemleri Yöneticiliği
  • Veri Tabanı Mimarı

olarak sıralayabiliriz.

IT Nedir? | IT Uzmanı Nedir? –ElektrikPort
History of Information Techonolgy –Youtube
Bilgi Teknolojisi ne demek? –Biymed