Firebase Altyapısı ile Instagram Klon Uygulaması (Java)

FirebaseFirestore, FirebaseAuth gibi SDK’lerin yanısıra Image’ler için Picasso kütüphanesini kullandığım Instagram Klon App’ini GitHub’da paylaştım.

İçerisinde Instagram’ın temel mantığı olan kullanıcıların görsel paylaşması, görsele yorum eklemesi ve Feed’de paylaşımların görüntülenmesi amaçları sorunsuz çalışmakta.

Ayrıca yukarıdakilere ek olarak içerisinde örnek bir Timestamp olması için Profil görüntülendiğinde paylaşılan görsellerin tarihini Database’den çekip Activity’de göstermesini sağladım.

GitHub’dan indirerek “Menu, Recycler & RecyclerAdapter, FirebaseFirestore, FirebaseAuth, Picasso” vb. terimlerin nasıl kullanıldıklarını inceleyebilirsiniz.

https://firebase.google.com/ üzerinden proje oluşturduktan sonra google-services.json adlı dosyayı projeye import etmeyi unutmayın.

GitHub Bağlantısı: https://github.com/berkanaslan/A21-InstagramCloneWithFirebase

Web Tasarımının Geleceği

Web profesyonellerine soruyoruz: Önümüzdeki 20 yıl içinde web tasarım endüstrisi için ne bekliyor?

“Gelecek, hep o kadar açıktı ki, geceleri karanlık bir otoyol gibi gelmişti, şimdi keşfedilmemiş topraklardaydık, geçmişimizi tarihe çevirdik.”

Olay yerine sürekli gelen yeni teknikler, teknolojiler ve hareketlerle, işlerin nereye gittiğimize olan duygusu her zamankinden daha belirsiz. Ve bu yüzden, web tasarımının başka bir 20 yıl içinde nasıl görüneceğini araştırmak istedik.

Fakat aslında oturup tasarlamaktansa TED görüşmelerini ve Orta mesajlar yazarak mesai saatlerini daha fazla harcayan kendine özgü “fütüristler” ve “düşünce liderleri” nden söz etmemimi beklemeyin.

Bunun yerine, gerçek dünyada iş yapan bazı profesyonellere, her şeyin ilerleyeceğini düşündükleri konusunda daha temelli bir görüş elde ettik. İşte söylemiş oldukları şeyler …

Geliştirici araçları oyunu değiştirecek

Pusher’ın geliştirici araçları uygulamaları için gerçek zamanlı özellikler oluşturmayı kolaylaştırır
21. yüzyılın ortalarına doğru ilerledikçe, web tasarımının gittikçe önem kazanacağı tartışılmaz. İnsanlar hayatlarını her geçen gün daha fazla yaşarken, dijital kullanıcı deneyimleri hemen hemen her büyük organizasyonun kurulduğu kaya olacaktır. Ancak hafif bir sorun var.

Pusher’ın tasarımcısı Craig Frost, “İyi yazılımlar için bir talep var ancak genel olarak, bu şeyleri yapacak kadar iyi geliştirici yok” diyor . “Varsa dahi, altyapı çok fazla zaman ve dikkat gerektiren bir şeydir – müşteriler için özellikler oluşturmak için daha iyi harcanabilecek zaman.”

Ancak iyi bir haber: Bu boşluğu doldurmak için, şu anda geliştirici araçlarında bir patlama görüyoruz.

Örneğin, Pusher’ın araçları, uygulamalara gerçek zamanlı özellikler kazandırmayı kolaylaştırır; böylece kullanıcılar tarayıcıyı yenilemek zorunda kalmadan otomatik olarak güncellenir.

Frost, “Tekerleğin endüstride yeniden keşfedilmesine son vermeye yardımcı olmak için kuvvet çarpanı olarak hareket etmek istiyoruz” diye açıklıyor. “Bir sürü altyapı ve yazılım oluşturma aşamasına giden bu tür şeyler var ve bu yükü ürün geliştirme ekiplerinden uzak tutmak istiyoruz.”

Progress’teki mobilite geliştirici ilişkilerinin geliştirici savunucusu Sebastian Witalec de benzer bir hikayeyi anlatıyor. Açık kaynak çerçevesi NativeScript, hem masaüstü hem de mobil uygulamaları tek bir kod tabanı üzerinde oluşturmanıza olanak tanır. “Bunu yapmak için beş kez farklı takıma ihtiyaç duyarsınız, her biri tamamen devredilemez nitelikte becerilere sahipti” diye belirtiyor. “Artık hepsini yapmak zorunda olduğunuz web yeteneklerinden yararlanabilirsiniz.”

Progress’in açık kaynak çerçevesi olan NativeScript, tek bir kod tabanı üzerinde masaüstü ve mobil uygulamalar oluşturmanıza olanak tanır
Ve web sistemlerinin nasıl oluşturulduğunu yeniden tanımlama eğilimi, Reakt ve CSS’nin JavaScript’te yükselişinde tartışmalı bir şekilde görülüyor.

Pusher’ın mühendislerinden Haukur Páll Hallvarðsson, “JavaScript’in CSS’si uygulamaları nasıl dizayn ettiğimiz konusunda büyük bir değişim” dedi. “HTML’in içeriği, CSS’nin görünümü ve JavaScript’in yaptığı şeyden uzak duruyor” dedi. Fakat hala onu tamamen destekliyor. “Yeniden kullanılabilir bileşenler oluşturma üzerine yoğunlaşmak bir sürü sorunu çözdü” diye belirtiyor. “Bence her şeyi şimdi ve sonra nasıl yaptığımızı değiştirmek, onları iyileştirebilir miyiz görmek için iyi” dedi.

Ve tüm bunlar için kazanç, web deneyimlerinin daha hızlı ve daha ucuz hale gelmesi olacak, diye ekliyor Frost.

“Web sitelerini oluşturmak yavaş, pahalı ve bakıma muhtaç olmalıydı ve aynı zamanda birçok beceriye, bir sürü kişiye sahip olmak zorunda olduğunuz anlamına geliyordu. Şimdi gücü ürün yapımcılarının eline geri koyuyoruz. bu uygulamaları korumak, müşterinin ihtiyaçlarını karşılamak için daha az zaman harcayabilirsiniz. Onlarla sohbet edin, ihtiyaç duydukları şeyleri yapın. ” Kullanıcıların neye ihtiyaç duyduğunu nasıl keşfedeceğiz? Tuhaf bir şekilde, bu da değişen bir şey …

Web Tasarımın Geleceği Hakkında

Kısacası yapılan online programlar yardımıyla artık her şey eskisinden daha kolay bir hale gelmiş olacak. Bu şekilde gelişen teknolojiyle beraber de bazı kötü durumlar da yaşanabilir. Bunlardan bazıları insanların artık bu sektörde para kazanma durumu. Yapılan online sitelerde artık sürükle bırak yada sadece url yazarak mobil apk yapımı gibi programlardan ötürü bazı tasarımcı arkadaşlar artık umdukları rakamları bulmakta inanılmaz zorluklar yaşayabilir hale geliyor. Bundan dolayı da web tasarımın geleceği parlarken, web tasarımcıların geleceği aynı oranda parlamayabilir.

Bilimsel Araştırma Metotları

BİLİMSEL ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ

Araştırma, problemlere güvenilir çözümler amacı ile planlı ve sistemli olarak verilerin toplanması, çözümlenmesi (analizi) yorumlayarak değerlendirilmesi ve rapor edilmesi sürecidir.

ARAŞTIRMA TÜRLERİ

  1. Temel Uygulamalı Araştırmalar
    Araştırma türleri genel olarak “Temel” ve “Uygulamalı” olarak ikiye ayrılabilir. Temel araştırmalar, var olan bilgiye yenilerini katmayı amaçlar. Temel araştırmalar ile değişik düzeylerde bilgi üretebilmektedir.
    Bu tip araştırmalarda 4 düzey vardır.
    1. Adımlama Düzeyi
    2. Ayrıntı Saptama Düzeyi
    3. Neden-Sonuç İlişkisi Saptama Düzeyi
    4. Kuram Geliştirme Düzeyi

  2. Amaçlarına Göre Araştırmalar
    Amacına uygun olarak araştırma değişkenleri ve bunlar arasındaki ilişkileri belirleyen bir modele sahiptir. Bu anlamda üç tip araştırma modeli vardır:

    1. Bilgi Edinmeyi ve Keşfetmeyi Amaçlayan Araştırma Modeli
      Problemin teşhis edilmesi, problemin formüle edilmesi ve hipotezlerin geliştirilmesi amaçlarını kapsar.
    2. Tanımlayıcı Araştırma Modeli
      İnceleme konusu olan olayın değişkenlerini ve bu değişkenler arasındaki ilişkileri tanımlamak ve bu tanımlamaya dayanarak geleceğe dönük tahminler yapabilme modelidir. Bu tip araştırmalarda aşağıdaki kaynaklardan bilgi sağlanır:
    • Benzetim yoluyla bilgi sağlama
    • İkincil kaynaklardan bilgi sağlama
    • Anket yöntemiyle bilgi sağlama
    • Gözlem yoluyla bilgi sağlama
  1. Neden-Sonuç İlişkisini Araştıran Araştırma Modeli
    Problemle ilgili neden-sonuç ilişkilerini saptamayı amaçlayan araştırma modeli. Neden-Sonuç ilişki tipleri şunlardır:
    • Kesin veya Deterministik Neden-Sonuç İlişkisi
    • Olasılıklı Neden-Sonuç İlişkisi

BİR ARAŞTIRMADA GEÇERSİZLİK KAYNAKLARI

Bir araştırmanın geçerliliği ancak o araştırma geçersizlik kaynaklarından arındırıldığı ölçüde etkili olacaktır. En yaygın kullanılan sınıflamaya göre bir araştırmada 5 grup etken bulunabilir:

  1. Geçmişin Etkisi
  2. Olgunlaşma Etkisi
  3. Test Etkisi
  4. Araç Etkisi
  5. Seçim Etkisi

ARAŞTIRMA TASARIMI

Araştırma tasarımı, bir araştırmanın düşünce aşamasından sonuç aşamasına kadar geçen tüm çalışma süreci içerisinde bulunması gereken özelliklerdir. Araştırma planının yazılı dökümüne araştırma önerisi denir. Proje önerisinde bulunması gereken önemli özellikler şunlardır:

  1. Araştırmanın adı
  2. Konusu
  3. Amacı
  4. Önemi
  5. Yöntemi
  6. Zamanlaması
  7. Bütçesi
  8. Çalışma planı
  9. Kaynakça
  10. Ekleri

ARAŞTIRMA SÜRECİ

Araştırmanın gerçekleşmesinde birbirini izleyen aşamalar dizisidir.

Araştırma Konusunun Seçimi ve Özellikleri

  • Çözülebilirlik
  • Önemlilik
  • Yenilik
  • Yerleşik Etik

PROBLEMİN TANIMI

Problemin tanımındaki olaylar aslında değişkenden başka bir şey değildir. Bu aşamada, problemi etkilediği düşünülen önemli değişkenler tanımlanır.

Değişken: Değişebilen, en az iki değer alabilen büyüklüktür. Araştırmacı bu kavrama ifade etmek istediği şeye göre çeşitli semboller, değerler verebilir.
Örneğin, (E) Erkek – (K) Kadın gibi.

Bağımlı Değişken: Bağımsız değişkenlerden etkilenen değişkenlerdir.
Örneğin, “Tüketicinin satın alma davranışı etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla yapılan bir çalışma.”

Araştırmacı bağımsız değişkenlerin bağımlı değişken üzerindeki etkisini önlemek için kontrol değişkenlerini sabit tutmalıdır.

İLGİLİ KAYNAKLARIN TARANMASI

ARAŞTIRMA HİPOTEZLERNİN KURULMASI

Kaynak taraması ve ön bilgilerin elde edilmesinden sonra araştırma konusu ile ilgili hipotezlerin kurulmasına geçilebilir

Hipotez: Araştırmada olaylar ya da değişkenler arasında var olduğu söylenen ilişkiye hipotez denir.

İki çeşit hipotez vardır:
1.  Araştırma Hipotezi (H1)
2. Sıfır Hipotezi (İstatistiksel Hipotez (H0)

ARAŞTIRMA PLANININ YAPILMASI

VERİLERİN TOPLANMASI

VERİLERİN ANALİZİ, BULGULARIN YORUMU VE GENEL SONUÇ


VERİ TOPLAMA YÖNTEM VE ARAÇLARI

  1. Anket Yöntemi
    Araştırılacak konu ile ilgili soruların yer aldığı soru kağıdıdır.

-Ne isteniyor?
-Her soruda hangi kelime takımları kullanılıyor?
-Hangi soru planı araştırmanın amacına en iyi hizmet edecek?

  1. Gözlem Yöntemiyle Bilgi Toplama
    Bu yöntemde olaylar hiçbir etkide bulunulmadan gözlenir.
  2. Deney Yöntemi
    Özelikle neden-sonuç ilişkisini saptamak amacıyla işletme araştırmalarında deneylerden yararlanılabilir.

Veri Toplama Araçları: Bir araştırmacı araştırma tasarımında hangi yöntemin amaçlarına uygun düştüğünü saptamakla kalmaz aynı zamanda bu tekniğin nasıl kullanılacağına da karar vermek zorundadır. Bir araştırmada, veri toplama yöntemi olarak anket tekniği seçildiğinde aşağıdaki uygulama biçimleri söz konusudur.

  1. Grup Tipi Anket
  2. Kişisel Görüşme (Yüz yüze mülakat)
  3. Telefonla görüşme
  4. Posta Aracılığıyla Bilgi Elde Etme

ÖLÇME VE ÖLÇEKLEME

Ölçme: En genel anlamda ölçme “nesne ve olaylara, bazı kurallarla uygun olarak sayılar vermektir.”

Ölçümden önce ölçülecek kavramı iyi belirlemek gerekir. Yaş, cinsiyet ve çocuk sayısı somut kavramlardır, tanımlamada ve ölçümünde çok az problem yaratır. Sadakat, güç, işe bağlılık gibi diğer bireysel özelliklerin tanımında ve ölçümünde daha büyük güçlükler vardır.

ÖLÇEK TİPLERİ

NOMİNAL ÖLÇEK

En basit ölçek tipidir. Nesnelerin kimliğini veya sınıfını belirlemek amacıyla, nesnelere atanan harfler ve sayılardır.
Örneğin; Mesleklerin gruplandırılması nominal ölçekle yapılabilir.

ORDİNAL ÖLÇEK (Sıra Ölçeği)

Aynılık farklılık, büyüklük küçüklük, öncelik sonralık vs. gibi verilerin sıralarını ölçmek amacıyla kullanılır.
Örneğin; “iyi” çok kötü” gibi ölçekler ordinal ölçeklemeye girer.

ARALIK (INTERVAL) ÖLÇEĞİ

Aynılık farklılık, sıra ve veriler arasındaki uzaklığı belirleyebildiği gibi verilerle toplama çıkarma yapmaya imkan veren bir ölçektir.

ORAN ÖLÇEĞİ

Başlangıç noktası ile ölçü birimi sabittir. Sıfır, ölçekteki bir noktadır ve verilen niteliğin yokluğunu ifade ederi.

Yukarıdaki dört ölçek ile ölçülmüş verilerin istatistiksel analizinde kullanılan tanımlatıcı teknikler aşağıdaki tabloda verilmiştir.

Ölçmeyi gerçekleştirmek için uygun bir ölçüm aracının bulunması gerekir. Bir ölçüm aracının bulunmasında ve değerlendirilmesindeki temel ilkeler şunlardır:

  1. Tek Boyutluluk
  2. Doğrusallık ve Eşit Aralıklar

Güvenilirlik: Ölçülerin hatadan bağımsız kalma derecesi

Yapılan bir ölçmede üç tür güvenlirlik ölçütü aranabilir. Bunlar

  1. Zamana göre değişmezlik
  2. Bağımsız gözlemciler arası uyum
  3. İç tutarlılık

Duyarlılık: Bir ölçeğin duyarlığı önemli bir ölçüm kavramıdır, özellikle tutumlardaki ve diğer hipotetik oluşumlardaki değişmeler söz konusu olduğu zaman duyarlık, bir aracın denekteki değişkenliği tam olarak ölçebilmesini ifade eder. Örneğin, ”katılıyorum, katılmıyorum” gibi ikili yanıtlar kategorisi, tutum değişmesini tam olarak ölçmez. ”Tamamen katılıyorum”, Kısmen katılıyorum”, ”kararsız’ gibi çok sayıda ifadeyi içeren ölçeklere ihtiyaç vardır.

Kategori ölçekleri Bazı dereceleme ölçekleri, katılıyorum- katılmıyorum gibi sadece iki yanıt kategorisine sahiptir.  Yanıt kategorileri artırılabilir.

”Amiriniz size ne sıklıkla saygılı ve arkadaşça davranır?”

  • Hiçbir zaman
  • Nadiren
  • Bazen
  • Sık sık
  • Çok sık

Tutum Ölçekleri (Attitude Rating Scales)

  • Tutumla ilgili çeşitli tanımlar vardır. Tutum, kişinin sosyal çevresinde ve yaşantısında yer alan belli olay ve olgular karşısında, geliştirdiği ve gerçekleştirdiği psikolojik örgütlenmenin, kişinin kendi davranışlarını etkileyen bölümüdür. Sosyologlara göre; ”Tutum, belli bir sosyal değer karşısında, bireyin olumlu ya da olumsuz bir tavır alma eğilimidir.”
  • Sosyal psikologlar tutumu, kişinin dünyasındaki bazı olgulara karşı güdüsel, duygusal, algısal ve duyuşsal süreçlerin dayanıklı, kararlı ve sürekli bir örgütlenmesidir, şeklinde tanımlamaktadır.
  • Tutumun üç bileşeni vardır. Duygusal bileşeni, bireyin bir objeye karşı genel duygularını ve heyecanını yansıtır. Örneğin, ”işimi seviyorum”. Bir ürün, bir kişi veya obje ile ilgili duygularımız genellikle birinin inançları veya kavramasına bağlıdır. Kavrama bileşeni, bir obje ile ilgili bilgi sahibi olma ve farkında olmayı ifade eder. İşinin iyi getirisi olan bir iş olması nedeniyle, bir bayan kendini çok mutlu hissedebilir. Üçüncü bileşen, davranış bileşenidir. Bu bileşen niyet ve davranışsal beklentileri dolayısıyla eyleme doğru bir eğilimi yansıtmaktadır.

Tutum Ölçmede Kullanılan Teknikler

Tutum Dereceleme (rating) Ölçekleri: İş araştırmalarında en yoğun kullanılan yöntemlerdir. En genel şekliyle tutum ölçekleme, bir ifadeye bireysel olarak katılma- katılmama veya tek bir soru için yanıt getirir. Örneğin seçimle ilgili bir kamuoyu yoklamasında, deneğe ”başkan yeniden seçimlere girsin mi girmesin mi?” ifadesine katılıp katılmadığı sorulabilir. Bu durum, deneği iki kategoriden birine koyar. Dezavantajlarına rağmen, az eğitimli insanlar için ve anket uzun olduğunda kullanılabilir. Job Descriptive Index ‘i (JDI), çok sayıda maddenin kontrol edilmesi amacıyla bazı tatmin boyutlarını ölçer; ödeme, promosyon, iş arkadaşları (co-workers), denetleme ve işin kalitesi  vb.

 

 

 

Z Kuşağı Türkiye Araştırması Sonuçları

Teknoloji odaklı bir düşünce yapısı geliştiren Z kuşağı, iş dünyasına yeni bir soluk katmaya hazırlanıyor. Yakın zamanda gerçekleştirdiğimiz küresel araştırmaya göre, 1996 yılından sonra doğan ve Y Kuşağının ardından gelen Z Kuşağı, derin bir evrensel teknoloji anlayışının yanı sıra teknolojinin çalışma ve yaşama biçimlerimizi dönüştürme potansiyelinin de farkında.

Araştırmanın Türkiye sonuçlarına bakıldığında çarpıcı sonuçlar ortaya çıktığını dile getiren Genel Müdürümüz Sinan Dumlu, “Dünya çapındaki yaşıtlarına kıyasla çok daha özgüvenli ve teknolojoiye meraklı bir nesil Türkiye’de ortaya çıkıyor. Onlar için en son teknolojilerle çalışmak çok önemli ve belirleyici rol üstleniyor. İnsanların makinelerle birlikte entegre olarak çalışacağını düşünen bu nesil, kişisel veri güvenliğini de oldukça önemsiyor. Dijital dönüşüm ile birlikte yepyeni bir alanda rekabet edecek şirketlerin bu yeni çalışan nesline de uyum sağlaması rekabette ayakta kalmasının temellerinden birini oluşturuyor” dedi.

Dimensional Research tarafından Dell için Ağustos – Eylül 2018 arasında dünya çapında 17 ülkede 12 binden fazla lise ve lise sonrası okullara devam eden öğrencilerle yapılan çalışmanın Türkiye sonuçlarında öne çıkanlar şu şekilde:

Türkiye’deki Z Kuşağı Teknolojiyi Geliştiren Taraf Olmak İstiyor

Ülkemizdeki Z kuşağının yüzde 57’si dünya ortalamasını aşarak araştırma ve geliştirme gibi teknolojinin geliştirildiği alanlarda çalışmak istiyor.

En son teknolojilerle çalışmak bizim için belirleyici

Türkiye’deki öğrencilerin yüzde 86’sı en son teknolojilerle çalışma konusunda ilgi göstererek tüm dünyadaki akranlarını geride bırakırken, ABD’deki akranlarına (yüzde 68) büyük fark attılar. Türkiye’deki Z jenerasyonunun yüzde 66’sı aynı koşulları sunan bir iş yerinde sağlanan teknolojinin iş tercihinde önemli yeri olduğunu belirtirken bu oran Amerika Birleşik Devletleri’nde yalnızca yüzde 37.

Teknoloji okur yazarlığında kendimize güvenimiz dünya zirvesinde

Türkiye’deki Z jenerasyonu, teknoloji okur yazarlığı düşünüldüğünde yeni teknolojileri iş ve özel yaşamına entegre etmede yüzde 47 oranında mükemmel olduğunu düşünüyor. İngiltere’deki akranlarının ise yalnızca yüzde 30’u aynı şekilde düşünürken, dünya ortalaması yüzde 33.

Teknoloji yeteneklerimize güveniyoruz ama tecrübe istenmesinden endişe ediyoruz

Türkiye’deki Z jenerasyonunun yüzde 57’si, okuldan mezun olduğunda işe girerken çalışanlarda aranan teknoloji yetenekleri konusunda kendine güveniyor. Fransa’da bu oran yalnızca yüzde 40. Ancak Türkiye’deki her iki Z jenerasyonuna dahil olan gençten biri okul bitip, işe başladığında çalışmadan tecrübe edinmek mümkün olmadığı halde çalışanlardan tecrübe istenmesinden endişe ediyor.

Her 3 gençten 1’i veri analizinde mükemmel olduğunu düşünüyor

Veri analizi ve sonuçları değerlendirme yeteneklerinde de Türkiye’deki gençlerin yüzde 32’si mükemmel olduğunu düşünürken, dünya ortalamasını (yüzde 23) geride bırakıyor. Makinelerin yapabileceği çözümleri düşünebilme ve ifade etme konusunda da Türkiye’deki gençler yüzde 27 ile dünya ortalamasının (yüzde 20) ve ABD’deki akranlarının (yüzde 19) üzerinde görüş veriyor.

Makinelerle birlikte çalışacağımızı düşünüyoruz

Türkiye’deki Z jenerasyonunun yüzde 53’ü insan ve makinelerin entegre bir ekip olarak çalışmasını bekleyerek bu alanda dünyanın en iyimser kitlesini oluşturdular.

Ebeveyn ya da arkadaşlardansa Youtube’a güveniyoruz

Dünya çapında Z jenerasyonu, ilk kez bir şey yapmaya ihtiyaç duyduklarında değişik gruplardan tavsiyeler almayı tercih ediyorlar. İngiltere’de ebeveynlere ya da daha yaşlı insanlara danışılırken, Fransa’da arkadaşlara güveniliyor. Türkiye’de ise Z jenerasyonu ilk kaynak olarak ve iş yerinde bir ihtiyacı olması durumunda YouTube videolarını tercih edeceğini belirtiyor.

Veri güvenliğini en çok biz önemsiyoruz ama en az biz dikkat ediyoruz

Teknolojiyi kullanırken kişisel verinin güvenliği Türkiye’deki Z jenerasyonu için (yüzde 61) dünya ortalamasının (yüzde 44) üzerinde önem taşırken, sosyal medya paylaşımlarına dikkat etmede (yüzde 61) ortalamanın (yüzde 72) gerisinde kalıyor.

İş arkadaşlarımızla telefonda iletişim kurmayı tercih ediyoruz

Türkiye’deki Z jenerasyonu iş arkadaşı ya da yöneticisiyle telefonda (yüzde 38) iletişim kurmayı tercih ederken, dünya ortalaması yalnızca yüzde 21. ABD’de bu oran yüzde 11’e kadar düşüyor. Dünyadaki Z jenerasyonun yüzde 43’ü, ABD’deki aynı jenerasyonun yüzde 47’si yüz yüze görüşmeyi tercih ederken, Türkiye’de bu oran sadece yüzde 31.

Orjinal kaynak: Z Kuşağı Türkiye Araştırması Sonuçları
https://blog.dellemc.com/tr-tr/z-kusagi-turkiye-arastirma-sonuclari/

İşkoliklik ve Organizasyon İçerisinde İşkolizm

İşkolizm, aşırı çalışma ve işe/çalışmaya karşı bağımlılık olarak tanımlanmaktadır.

Oates tarafından; kompulsif ve kontrol edilemeyen bir şekilde sürekli çalışma ihtiyacı olarak tanımlanmıştır. İşkolikliği tanımlamada, çalışma süresini kriter olarak kabul eden araştırmacılar da vardır: Araştırmacılara göre; Haftada en az 50 saat çalışan kişiler işkolik olarak değerlendirmektedir.

Statista’nın 2015 yılı verilerine göre;

Türkiye’de çalışan insanların %23.3’ü, haftalık 60 saat ve üzeri boyunca çalışıyor.

İşkoliklik, çalışma yaşamı ve üretim açısından olumlu bir kavram olarak, hatta; İYİ BİR BAĞIMLILIK olarak nitelendirilse de genellikle; OLUMSUZ bir kavram olarak kabul edilmektedir.

İŞE ADANMIŞLIK ve İŞKOLİKLİK

İşe gönülden adanma ve işkoliklik birbirinden farklı kavramlardır. Her iki durumda da; Çok çalışma söz konusudur ancak gönülden çalışanlarda İÇSEL BİR MOTİVASYON söz konusu iken, işkolikler için çalışmak istemeseler dahi İÇSEL BİR ZORLAMA söz konusudur.

  • İşle ilgili aşırı zihinsel uğraş,
  • İş ve çalışmaya aşırı zaman ayırma,
  • Çalışmadığı zamanlarda yoksunluk belirtileri,
  • Çalışmaya yönelik olarak içten gelen bir baskı ve zorlanma hissetme,
  • Aşırı çalışma yüzünden ilişkilerinde ve özel yaşamında sıkıntılar yaşama,
  • Çalışabilmek için aile üyelerine, arkadaşlarına ve çevresine yalan söyleme,
  • Çalıştığını diğer insanlardan saklama ihtiyacı ve
  • Sosyal etkinliklere, eğlenceye ve uykuya harcanan zamanın boşa harcandığını düşünmek gibi durumlar,
    işkolikliği, işe gönülden bağlı olma konusundan ayıran hususlardır.

Ayrıca; işkolik kişiler de diğer çok çalışanlar gibi, yapılan işten motivasyon duymak ile beraber işten duydukları memnuniyetlik duygusu işkoliklerde narkotik bir etki göstermektedir. İşkolikler, bu narkotik etkiyi sürekli hissedebilmek için devamlı çalışırlar.

İŞKOLİKLİK BİR HASTALIK MIDIR?

İşkolik olan kişilerde psiko-sosyal işlevlerde bozulma görüldüğü için; psikolojik bir hastalık olarak kabul edilmektedir. İşkoliklik hayatınızı etkileyen ve size zarar veren bir durum haline gelmişse bu aşamada hastalık kesinleşmiştir.

İŞKOLİKLİK ve TÜKENMİŞLİK

Yapılan araştırmalara göre işkoliklik düzeyindeki artışın;

  • Zihinsel
  • Fiziksel
  • Duygusal
  • Davranışsal

tükenmişliği arttırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Yani;
işkoliklik ile tükenmişlik arasındaki ilişkinin doğru orantılı olduğunu varsayabiliriz.

İŞKOLİKLİK TİPLERİ

İşkolizm, kişinin işe karşı tutumu ile ilgili olup, kişinin işe yüklediği anlam, işe motive olmasının nedenleri, işten elde ettiği doyum, işe karşı gösterdiği ilgi vb. faktörlere bağlı olarak farklı işkoliklik tiplerini ortaya çıkarmaktadır

  • Gerçek işkolik
  • Durumsal işkolik
  • Sözde işkolik
  • Hayalperest işkolik

olarak 4 adet işkoliklik tipi vardır.

SPENCE VE ROBBİNS İŞKOLİK TİPOLOJİSİ

ORGANİZASYON İÇERİSİNDE İŞKOLİZM

İşkoliklik davranışı gösteren çalışanlar kısa dönemde birçok başarılı çalışma ile organizasyona katkılar sağlarken, uzun dönemde;

  • Fiziksel ve psikolojik rahatsızlıklar,
  • Stres,
  • Odaklanamama,
  • Dikkat eksikliği,
  • Kronik yorgunluk,
  • İşten ayrılma isteği,
  • İşe karşı zamanla isteksizlik,
  • İşten kaçma ve işe geç kalma

gibi belirtilerle organizasyonun verimsizliğine neden olmakta, bu durum organizasyonun maliyetlerini arttırmaktadır.

İŞKOLİKLİK ÖNLENEBİLİR Mİ?

İşkoliklik, aynı alanı paylaşan kişiler arasında yayılan bulaşıcı bir hastalık özelliği göstermektedir. Organizasyonlarda işkolizmin önlenmesi için;

  • Kişisel Danışmanlık
  • Aile Terapisti
  • İşyeri Politikaları

gibi uygulamaların gerekliliği şarttır.

İŞKOLİKLİĞİN ÖNLENMESİ İÇİN İŞYERİ POLİTİKALARI

İşkolik çalışanların, organizasyon üzerinde yarattığı olumsuz etkiler, iş devir oranlarının incelenmesi ve performans değerlendirme sonuçları aracılığıyla ölçümlenebilir. Bu bağlamda, organizasyonların işkoliklik davranışının olumsuzluğundan kurtulabilecek bir kurumsal iyileştirme programını uygulamaya koyması gerekmektedir.

Organizasyonun insan kaynakları biriminin çalışan destek sistemini kurum politikalarına dahil ederek, işlerlik kazandırması işkolik çalışanların sayısının azalmasını sağlayabilir.

Organizasyonda koçluk sisteminin yerleştirilmesi ile çalışanlarla ilgilenme düzeyini arttırarak, çalışan davranışlarının daha iyi değerlendirmesine olanak tanınabilir. Böylece işkolik çalışanların belirlenerek, destek sağlanması mümkün olabilir.

Proje Yöneticisi nedir? Ne iş yapar?

“Yönetim Bilişim Sistemleri nedir ve YBS mezunları ne iş yapar?” başlıklı yazıda YBS mezunlarının iş skalasını sizlerle paylaşmıştım. Özellikle bilişim ayağındaki meslek gruplarının detaylı tanıtımlarını blogumda paylaştım. Bu kez, YBS’nin işletme ayağından olan, “Proje Yöneticisi” ne iş yapıyormuş, birlikte bakalım.

Proje Yöneticisi nedir?

Proje yöneticisi, bir projenin başından sonuna kadar olan süreci yöneten kişilere verilen mesleki bir unvandır. Proje yöneticisi, proje üretimi sürecindeki her ayrıntıdan sorumludur denebilir. Projede çalışacak ekipleri kurar, ekipler arasındaki koordinasyonu sağlar ve bir projenin başarıyla tamamlanması için tüm sorumluluğu üzerine alabilecek beceriye sahiptir.

Proje yöneticisinin bağlı olduğu sektöre göre iş tanımı çeşitlenir. Örneğin inşaat sektöründeki bir proje yöneticisinin sorumlulukları farklı, bir reklam ajansında çalışan proje yöneticisinden beklenenler farklıdır. Proje yöneticisinin çalışma şekli, yarı zamanlı, tam zamanlı ya da proje bazlı olabilir.

Proje Yöneticisinin Görevleri

  • Proje sunumunu hazırlar
  • Proje için en uygun kişileri bulur.
  • Proje hakkında toplantılar düzenler.
  • Zaman yönetimini yapar belirler.
  • Performans kontrolü yapar.
  • Bütçe yönetimi yapar.
  • Projedeki değişikliklerin etkisini ölçümler.
  • Proje ekibi ile ilgili eğitim ve seminerleri seçer ya da düzenler.

Proje yönetimi ile ilgili eğitim almak isteyenler, özel kurumların hazırladığı programlara katılabilir. Bu kurumlar, katılımcılarına proje yönetimi uzmanlığı sertifikası verir.

YBS (MIS) uzmanı ne iş yapar?

Yönetim Bilişim Sistemleri öğrencilerine ve öğrenci adaylarına, kaynak oluşturabilmek adına çoğu zaman bölümle ilgili terimleri blogumda paylaşıyorum. Bunlardan, başı çeken de YBS (MIS) mezunlarının meslek grupları tanıtımları oluyor. Bu sefer; Yönetim Bilişim Sistemleri Uzmanının ne iş yaptığını derleyeceğim.

Günümüzde, teknolojinin durmak bilmez gelişmesi ile birlikte devasa boyutlarda ve durmaksızın bir bilgi akışı sağlanmakta ve saniyeler içerisinde birçok veri elde edilebilmektedir. Yönetim Bilişim Sistemleri Uzmanları ise, bilişim sistemleri yolu ile elde edilen verileri kullanarak Yönetim Bilişim Sistemleri alt yapısını oluşturup, elde edilen verileribilgiye dönüştürebilmelidir. Oluşturulan altyapı; yönetim, bilişim ve işletme alanlarındaki planların uygulanmasını sağlayan, elde edilen sonuçların değerlendirilmesini ve analizini yapan ve karşısına çıkan sorunları saptayarak çözüme ulaştıracak olan kişinin; Yönetim Bilişim Sistemleri Uzmanı‘nın eseridir.

Kuruluşların ömrü sonsuz olarak kabul edilir. Bütün planlar sonsuzluk esasına göre yapılır. Bu kuruluşlar, varlıklarını sürdürüp kendilerini geliştirmek ve ilgili bilgileri saklayıp tutmak, işlemlerini hızlı bir şekilde gerçekleştirebilmek adına Yönetim Bilişim Sistemleri Uzmanına ihtiyaç duymaktadır.

Yönetim Bilişim Sistemlerinin Geleceği

Her ne kadar geleceğin mesleği olarak adlandırılsa da; Yönetim Bilişim Sistemleri bölümü, günümüzün de mesleğidir. Özellikla Avrupa’da ve Amerika’da yaygın olan MIS, (Management Informations Systems) ülkemizde de yeni yeni tanınmaya ve ilgi görmeye başlamıştır. Bu nedenle; bir önceki paragrafta belirttiğim gibi, varlığının sonsuz olduğunu düşünen büyük kurum ve kuruluş firmalarında ve devlet dairelerinde YBS Uzmanlarına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu ihtiyaç giderek artmaktadır.

Yönetim Bilişim Sistemleri Uzmanının Görevleri

  • Bulunduğu işletmenin bilgi verimliliğini sağlamak,
  • Verileri saklayabilmek için donanım ve yazılım sistemleri oluşturmak,
  • Bilgisayar sistemini ve network ağını oluşturmak,
  • Hedeflere ulaşabilmek için kısa ve uzun planlar oluşturabilmek,
  • Herhangi bir işletme probleminin giderilmesi için, önceden elde edilmiş veriyi, bilgiye dönüştürmek,
  • İş süreçlerini yönetmek,
  • Takım çalışmasını tasarlamak ve yönetmek,
  • Proje yönetimine ve döngüsüne yatkın olmaktır.
Yönetim Bilişim Sistemleri Uzmanının Gereklilikleri
  • Dikkatli ve sabırlı olma,
  • Matematiksel ve mantıksal (makine dili) düşünebilmek,
  • Analiz yapabilmek,
  • İnsan psikolojisinden anlamak,
  • Takım çalışmasında aktif rol üstlenebilmek,
  • Kritik analizi yapabilmek,
  • Risk üstlenebilmektir.

İlgili yazılara aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:
berkanaslan.com/category/yonetim-bilisim-sistemleri/

WhatsApp reklam göstermeye hazırlanıyor

WhatsApp‘ı satın almak adına, 2014 yılında 16 milyar $ ödeme yapan Facebook, dünyanın en büyük sosyal ağı WhatsApp‘tan para kazanmayı planlıyor. WhatsApp‘a sonradan eklenen “Durum” özelliğinin reklam yayınlamak için kullanılacağı ortaya çıktı. Şirketten sızan bilgilere göre, uygulamanın ana gelir kaynağı “Durum” özelliğinden sağlanacak.

Durum özelliği esasında Hikayeler özelliğinin bir uzantısı olarak mesajlaşma uygulamasına dahil edilmişti. Şirketin bu “Durum” bölümünde reklam gösterme kararı pek sürpriz olmadı zira aynı şirket (Facebook), Instagram Hikayeler‘de zaten reklam gösteriyor ve bununla hatırı sayılır bir başarı elde etmişti.

WhatsApp Başkan Yardımcısı Chris Daniels, şirketin Durum sekmesinde reklam gösterimi yapacağına dair açıklamalarını yineledi. Deneyimli yönetici konuyla ilgili olarak “Bu şirket için ana para kazanma modeli olacak ve aynı zamanda işletmelerin WhatsApp’taki insanlara ulaşmaları için bir fırsat sunacak” dedi.

Github vs. Gitlab

Git nedir?

Git, Linus Torvalds tarafından tasarlanıp ve geliştirilmiş olup, yazdığımız projeleri veya uygulamaları, bilgisayarımızda ya da harici disklerde değil; internet üzerinde saklamamızı ve yönetmemizi sağlayan bir versiyon kontrol sistemidir.

GitHub nedir?

Github, sürüm kontrol sistemi olarak Git kullanan yazılım projeleri için bir depolama servisidir. Açık kaynak kodlu projeler için ücretsiz sürüm sunan Github, özel depolar için ücretli üyelik seçenekleri sunmakta. Ayrıca Github, öğrenciler için özel üyelik seçeneği “education” ile ücretsiz özel depo hizmeti vermekte:

education.github.com

GitLab nedir?

GitLab, GitHub’ın kullanıcılarına sağladığı işlevlerin tamamını sunan bir Git hizmetidir. Açık kaynak projelerinizi bu servis üzerinde ücretsiz olarak oluşturabilir ve yönetebilirsiniz. GitLab, ücretsiz sürümünde sunduğu, sadece kurum içi kullanıcıların erişebileceği bir GitLab servisi imkanı sunduğundan, daha çok firmalar tarafından tercih edilmektedir.

GitHub vs. GitLab

Felsefe

GitLab, profesyonel bir Git deposu yöneticisidir. Uygulamalarınızı test edebilmeniz adına bir çok araç sunar. Kendi sunucularında barındırabilme hakkı en büyük avantajı.
GitHub ise, daha çok sosyal ağ gibidir. Neredeyse her büyük açık kaynak kütüphanelerini, araç kitlerini ve frameworkleri içerisinde barındırır.

GitLab;

  • Güçlü CI araçları
  • Ücretli ve ücretsiz Docker kayıt defteri
  • Ücretsiz özel depolar gibi özellikler sunmaktadır ama;

Eğer sıfırdan bir proje kodlamaya başlayacaksanız, GitHub sizin için daha iyi bir seçenek olacaktır. GitHub, daha çok bir sosyal ağ gibidir. Bu özelliği sayesinde projeniz üzerinde yardım alabileceğiniz daha çok muhatap bulabilirsiniz.

Facebook ve FB Messenger’ın şaşırtıcı 2018 istatistikleri

Temel noktası insanların başka insanlarla iletişim kurması üzerine olan Facebook hakkında, son yıllarda yaşadığı veri ihlalleri soruşturmalarından dolayı, büyük oranlarda kullanıcılarını kaybettiği düşünülse de, istatistikler hiç oralı değil. İnternet aleminde, tam anlamıyla paralel bir internet alemi oluşturmuş olan Facebook büyümeye devam ediyor.

Blog yazarı Sibel Hoş‘un derlediği, Facebook’un, 2018 yılına ait istatistikleri;

  • Facebook aylık aktif kullanıcı sayısı: 2.234 milyar.
  • Facebook günlük aktif kullanıcı sayısı: 1.471 milyar.
  • Facebook kullanıcılarının %66’sı her gün Facebook kullanıyor.
  • Her gün dijitalde geçirilen sürenin %3’ü Facebook’ta geçiyor. (11.04.2018)
  • 16-64 yaş arası Facebook kullanıcılarının %23’ü, Facebook’a günde bir kereden fazla giriş yapıyor.
  • Facebook Stories’in (Hikayeleri) günlük aktif kullanıcı sayısı: 150 milyon. (13.08.2018)
  • Facebook Events (Etkinlik) kullanıcı sayısı: 700 milyon. (06.08.2018)
  • Aktif Facebook kullanıcılarının %51 ‘i, Facebook’u günde birkaç kez ziyaret ediyor. (01.03.2018)
  • Facebook mobil aylık aktif kullanıcı sayısı: 1.74 milyar. (01.02.2017)
  • Facebook mobil günlük aktif kullanıcı sayısı: 1.15 milyar. (01.02.2017)
  • Facebook reklam gelirlerinin %89’u mobil reklamlardan geliyor. (31.01.2018)
  • Facebook’taki işletme sayfalarının sayısı: 80 milyon. (03.05.2018)
  • Canlı video yayınladığında Facebook’taki etkileşim oranı %600 artıyor. (22.01.2018)
  • Bir işletme canlı video yayınladığında Facebook’taki etkileşim oranı %31 artıyor. (22.01.2018)
  • Facebook’ta 4 milyon reklam veren var. (10.02.2017)
  • Global dijital reklam pazarının %19.7’si Facebook’ ait. (28.03.2018)

Ayrıca, Facebook kullanıcıları arasında mesajlaşabilmemiz için Facebook aplikasyonundan ayrı olarak aplikasyonunu indirmemiz gereken Facebook Messenger’ın şaşırtıcı istatistikleri:

  • 1.3 milyar kişi Facebook Messenger kullanıyor. (13.12.2017)
  • Messenger Kids indirilme sayısı: 1.4 milyon. (13.08.2018)
  • Yaklaşık 20 milyon sayfa mesajlaşma uygulamasını kullanıyor. (31.05.2017)
  • Facebook Messenger’ı aylık aktif kullananlar dünya nüfusunun %11’ini oluşturuyor. (07.01.2016)
  • Her ay Facebook Messenger’dan 17 milyar fotoğraf gönderiliyor. (21.11.2017)
  • Her ay 400 milyon kişi Facebook Messenger’dan video arama yapıyor. (01.02.2017)
  • Facebook Messenger’da işletmeler ve kişiler arasında aylık ortalama 8 milyarlık mesaj trafiği oluyor. (01.05.2018)
  • Aylık aktif Facebook kullanıcılarının %64’ü Messenger kullanıyor. (12.04.2017)
  • 60 milyon işletme Facebook Messenger kullanıyor. (04.18.2017)
  • Facebook Messenger’da her gün 5 milyarın üzerinde emoji gönderiliyor. (17.07.2017)
  • Facebook Messenger’da her dakika ortalama 25 bin GIF gönderiliyor. (14.06.2017)
  • Facebook Messenger’daki en popüler reaksiyon: Love.

Bu istatistiklerin arkaplanında, kullanıcıların, her hareketinin izlenildiğini düşünmemek elde değil.

İstatistikler, kişisel blog yazarı olan Sibel Hoş tarafından derlenmiştir.
Buradan kişisel blog sayfasına göz atabilirsiniz.

Network (Ağ) mühendisi ne iş yapar?

Bilgisayarın, hayatın her alanına girmesiyle birlikte, gerek ofis içinde, gerekse daha geniş bir fiziksel alan içinde, var olan bilgi kaynaklarının diğer sistemlerle uyumlu bir şekilde entegrasyonu önem kazanmaya başlamıştır. Hedef, bilgisayarda üretilen bilginin ortak bir havuzda toplanarak daha rasyonel kullanılmasıdır. Buna ilaveten, ana elektronik gücün daha rasyonel kullanılması esas sorunu oluşturacaktır. Maliyet unsurlarının minimize edilerek bilgiye daha ucuz ve yaygın şekilde ulaşılmak istenmesi ve bilgi sistemleri arasındaki bağlantının kurulmasının zorunlu hale gelmesi network mühendislerine duyulan ihtiyacı artıracaktır.

Network mühendisi, bilgisayar ağırlıklı sistemler arasında, en uygun haberleşme yöntemini saptar (En uygun network ağını seçer). Sistemi kurar ve işletime açar.

İyi bir network mühendisi olabilmek için analitik düşünme yeteneğine ve yaratıcı bir kişiliğe sahip olmak gerekmektedir. İyi bir network mühendisi, ekip çalışmasına yatkın ve insan ilişkilerinde başarılı olmalıdır.

Görev ve Faaliyetleri

  • Ağ konusundaki fiziksel bağlantılar, 2. Katman ve 3. katman topolojilerini tasarlamak ve uygulamak
  • DNS, DHCP, Firewall, Saldırı Önleme Sistemleri ve Proxy Sunucu desteği tasarlamak ve uygulamak.
  • Ağ performansı ölçümlerini analiz etmek.
  • Ağ tasarımlarının Servis Seviyesi Anlaşmaları ile uyumlu olmasını sağlamak.
  • Ağ tasarım standartlarına teşvik etmek ve uygulamak.
  • OSPF, BGP, HSRP, VRRP, Spanning Tree ve Etherchannel gibi teknolojileri tasarlamak ve uygulamak.
  • QOS(Quality of Service – Servis Kalitesi) politikasını tasarlamak ve uygulamak.
  • Ağ donanımını yükseltmek ve değiştirmek.

Network mühendisleri, başta finans sektörü olmak üzere bilgisayar ağına geçmeyi planlayan, çok şube ile çalışan tüm işletmelerde çalışabilirler.

Network mühendislerinin, bilgisayar mühendisliği veya elektronik mühendisliği formasyonuna sahip olmaları gerektiği düşünülse de son yıllarda yönetim bilişim sistemleri bölümü mezunlarının da network mühendisi (uzmanı) olarak çalıştığı görülmektedir.

Kullanılan Kaynaklar
Bilişimde Kariyer: goo.gl/pz8ndB
Görsel: bandarit.com/support

 

PHP öğrenmek hala değerli mi?

Bu yazı, Dev.to platformunda Mike Oram tarafından yayınlanan “Is PHP relevant?” adlı yazının Türkçe çevirisidir.

 

Bana akademisyenler, iş başvurusu yapanlar hatta diğer geliştiriciler tarafından en sık sorulan sorulardan biri “Neden PHP öğretiyorsun?” hatta bazen “PHP ölü bir dil değil mi?” sorusudur.

En başından bu konuda gayet açık olayım. PHP ÖLÜ BİR DİL DEĞİLDİR.

2017 yılının aralık ayında, PHP internette server tarafında kullanılan programlama dillerinin %83’ünü oluşturuyordu. Bu sonucu PHP tabanlı WordPress gibi içerik yönetim sistemlerine borçluyuz, ama bu hazır içerik yönetim sistemlerini bu orandan çıkarsak dahi, PHP web’in %54’ünden fazlasına güç vermekte. Zaten, aşağıdaki grafiğe bakarsanız, PHP’nin market payı 2017 yılında gayet tutarlıymış hatta artış göstermiş.

Eylül ayında ‘IT endüstrisi için uygun’ yetenek ve teknolojiler hakkında bir blog yazısı yazmıştım. O blog yazısını yazdığım sırada, PHP ve Javascript iş pazarında açık ara aranan özelliklerdendi. Hala da böyledir. Tesadüfi olmayan bir şekilde, akademide en çok vakit ayırdığımız iki dil de PHP ve JavaScript’tir.

Şimdi, yeni programcılara en çok öğretilen diğer dillerin kullanım istatistiklerine bir göz atalım. Üniversiteler Java veya C’ye odaklanmaya yatkınlar. Bunun sonucunda bir çok girişim uygulamalarını bu dilleri kullanarak geliştirmekte. Tüm bu çabaların sonucunda Java server tarafındaki uygulamaların %2.5’una güç veriyor. C hiç bir yerde görülmemekle beraber, bazen üniversitelerde öğretilen ASP.NET %14.2 oranına ulaşabilmiş. Programlama workshoplarında en popüler olan Python, Ruby veya sunucu tabanlı JavaScript dillerinin hepsini birden topladığımıza, internettin sadece %1.2’sine güç verebilmişler. Sunucu taraflı JavaScript (node.js) en hızlı artan sunucu taraflı teknoloji olmasına rağmen halen az kullanılıyor ancak tabiiki öğrenilmeli. (Biz akademik takvimimizde Node.js öğretmeye 1 hafta ayırıyoruz)

Peki neden bir sürü kişi PHP’nin uygunsuz ya da ölü bir dil olduğunu iddia ediyor?

Bunun, benim gördüğüm iki ana nedeni var. Birincisi, bu geliştiriciler arasında dolaşıp duran bir söylentiden ibaret. PHP, ilk zamanlarında görece olarak yavaş, nereye gittiği belli olmayan ve bir sürü tutarsızlığa sahip bir dildi. Yıllar boyunca PHP bayağı bir gelişti, hatta 2009 yılında 5.3 sürümünün yayınlanmasından beri, eski şikayetlerin çoğu düzeltildi. En son sürüm (7.1) son derece hızlı, modern ve güçlü bir şekilde nesne yönelimliliğe odaklanan bir dildir.

İkincisi, PHP esnek ve “loosely typed” yani kesin tür belirtilmemiş bir dildir. Bu, metin editörünü açıp hızlı yazılım geliştirmeye olanak verse de, kolayca kötü kod üretmeye de yol açmakta. Yani kendi başarısının bir kurbanı olduğunu söyleyebilirsiniz. Ancak, düzgün bir şekil yazıldığında, ve DRY, SOLID ve MVC gibi (bizim de akademide öğrettiğimiz) metodolojiler kullanıldığında, PHP gerçekten güçlü, iyi bir çeşitliliğe sahip, bir çok şeyleri sunabilecek hızlı bir dildir.

Yani, PHP ölmedi. Her dilde olduğu gibi kendine özgü kusurları olsa da, bırakalım istatistikler bizim yerimize bu iddialara cevap versin.

 

Orjinal dilinde yayımlanmış hali:  https://dev.to/mporam/is-php-relevant–1np
Çeviri sahibi:  mynameismidori.com