Kategori arşivi: Genel

Takip Edilesi YouTube Kanalları

Bilgisayar başında geçirmeyi tercih ettiğim zamanımın neredeyse tamamını eğitim yazıları, videoları ve GitHub repositoryleri inceleyerek geçiriyorum. Özellikle Udemy üzerinden birçok kurs bitirdim ve izlemeye devam ettiğim eğitimler var.

Eğitim için YouTube platformu uzun bir süre benim için bir alternatif olmadı. Daha çok, “How to fix?” videoları için kullandığım YouTube, meğer çok kaliteli eğitim videolarına sahipmiş.

10 yıla yaklaşan YouTube geçmişimde abone olduğum kanal sayısı 0 idi. Bu durumu, bir gün Spring JWT implementation keywordleri ile arama yapmam sonucu tesadüfen bir Türkçe kanala denk gelmem ile bozdum. Anlatım sadeliği, içeriği, video kalitesi ve vurgularıyla, videoya hayran kaldım.

Bu noktadan sonra YouTube’u daha çok keşfetmem gerektiğini anladım; aradıkça buldum, buldukça takip ettim. En sonunda ise uzun bir süredir takip etmekten keyif aldığım YouTube kanallarını, kendilerine bir teşekkür babında blogumda paylaşmak istedim.

Bora Kaşmer

kablosuzkedi

HardwareAndro

Emre Altunbilek

code is life

Haydi Kodlayalim

Adem Ilter

Istanbul Java User Group

Z Kuşağı Türkiye Araştırması Sonuçları

Teknoloji odaklı bir düşünce yapısı geliştiren Z kuşağı, iş dünyasına yeni bir soluk katmaya hazırlanıyor. Yakın zamanda gerçekleştirdiğimiz küresel araştırmaya göre, 1996 yılından sonra doğan ve Y Kuşağının ardından gelen Z Kuşağı, derin bir evrensel teknoloji anlayışının yanı sıra teknolojinin çalışma ve yaşama biçimlerimizi dönüştürme potansiyelinin de farkında.

Araştırmanın Türkiye sonuçlarına bakıldığında çarpıcı sonuçlar ortaya çıktığını dile getiren Genel Müdürümüz Sinan Dumlu, “Dünya çapındaki yaşıtlarına kıyasla çok daha özgüvenli ve teknolojoiye meraklı bir nesil Türkiye’de ortaya çıkıyor. Onlar için en son teknolojilerle çalışmak çok önemli ve belirleyici rol üstleniyor. İnsanların makinelerle birlikte entegre olarak çalışacağını düşünen bu nesil, kişisel veri güvenliğini de oldukça önemsiyor. Dijital dönüşüm ile birlikte yepyeni bir alanda rekabet edecek şirketlerin bu yeni çalışan nesline de uyum sağlaması rekabette ayakta kalmasının temellerinden birini oluşturuyor” dedi.

Dimensional Research tarafından Dell için Ağustos – Eylül 2018 arasında dünya çapında 17 ülkede 12 binden fazla lise ve lise sonrası okullara devam eden öğrencilerle yapılan çalışmanın Türkiye sonuçlarında öne çıkanlar şu şekilde:

Türkiye’deki Z Kuşağı Teknolojiyi Geliştiren Taraf Olmak İstiyor

Ülkemizdeki Z kuşağının yüzde 57’si dünya ortalamasını aşarak araştırma ve geliştirme gibi teknolojinin geliştirildiği alanlarda çalışmak istiyor.

En son teknolojilerle çalışmak bizim için belirleyici

Türkiye’deki öğrencilerin yüzde 86’sı en son teknolojilerle çalışma konusunda ilgi göstererek tüm dünyadaki akranlarını geride bırakırken, ABD’deki akranlarına (yüzde 68) büyük fark attılar. Türkiye’deki Z jenerasyonunun yüzde 66’sı aynı koşulları sunan bir iş yerinde sağlanan teknolojinin iş tercihinde önemli yeri olduğunu belirtirken bu oran Amerika Birleşik Devletleri’nde yalnızca yüzde 37.

Teknoloji okur yazarlığında kendimize güvenimiz dünya zirvesinde

Türkiye’deki Z jenerasyonu, teknoloji okur yazarlığı düşünüldüğünde yeni teknolojileri iş ve özel yaşamına entegre etmede yüzde 47 oranında mükemmel olduğunu düşünüyor. İngiltere’deki akranlarının ise yalnızca yüzde 30’u aynı şekilde düşünürken, dünya ortalaması yüzde 33.

Teknoloji yeteneklerimize güveniyoruz ama tecrübe istenmesinden endişe ediyoruz

Türkiye’deki Z jenerasyonunun yüzde 57’si, okuldan mezun olduğunda işe girerken çalışanlarda aranan teknoloji yetenekleri konusunda kendine güveniyor. Fransa’da bu oran yalnızca yüzde 40. Ancak Türkiye’deki her iki Z jenerasyonuna dahil olan gençten biri okul bitip, işe başladığında çalışmadan tecrübe edinmek mümkün olmadığı halde çalışanlardan tecrübe istenmesinden endişe ediyor.

Her 3 gençten 1’i veri analizinde mükemmel olduğunu düşünüyor

Veri analizi ve sonuçları değerlendirme yeteneklerinde de Türkiye’deki gençlerin yüzde 32’si mükemmel olduğunu düşünürken, dünya ortalamasını (yüzde 23) geride bırakıyor. Makinelerin yapabileceği çözümleri düşünebilme ve ifade etme konusunda da Türkiye’deki gençler yüzde 27 ile dünya ortalamasının (yüzde 20) ve ABD’deki akranlarının (yüzde 19) üzerinde görüş veriyor.

Makinelerle birlikte çalışacağımızı düşünüyoruz

Türkiye’deki Z jenerasyonunun yüzde 53’ü insan ve makinelerin entegre bir ekip olarak çalışmasını bekleyerek bu alanda dünyanın en iyimser kitlesini oluşturdular.

Ebeveyn ya da arkadaşlardansa Youtube’a güveniyoruz

Dünya çapında Z jenerasyonu, ilk kez bir şey yapmaya ihtiyaç duyduklarında değişik gruplardan tavsiyeler almayı tercih ediyorlar. İngiltere’de ebeveynlere ya da daha yaşlı insanlara danışılırken, Fransa’da arkadaşlara güveniliyor. Türkiye’de ise Z jenerasyonu ilk kaynak olarak ve iş yerinde bir ihtiyacı olması durumunda YouTube videolarını tercih edeceğini belirtiyor.

Veri güvenliğini en çok biz önemsiyoruz ama en az biz dikkat ediyoruz

Teknolojiyi kullanırken kişisel verinin güvenliği Türkiye’deki Z jenerasyonu için (yüzde 61) dünya ortalamasının (yüzde 44) üzerinde önem taşırken, sosyal medya paylaşımlarına dikkat etmede (yüzde 61) ortalamanın (yüzde 72) gerisinde kalıyor.

İş arkadaşlarımızla telefonda iletişim kurmayı tercih ediyoruz

Türkiye’deki Z jenerasyonu iş arkadaşı ya da yöneticisiyle telefonda (yüzde 38) iletişim kurmayı tercih ederken, dünya ortalaması yalnızca yüzde 21. ABD’de bu oran yüzde 11’e kadar düşüyor. Dünyadaki Z jenerasyonun yüzde 43’ü, ABD’deki aynı jenerasyonun yüzde 47’si yüz yüze görüşmeyi tercih ederken, Türkiye’de bu oran sadece yüzde 31.

Orjinal kaynak: Z Kuşağı Türkiye Araştırması Sonuçları
https://blog.dellemc.com/tr-tr/z-kusagi-turkiye-arastirma-sonuclari/

İşkoliklik ve Organizasyon İçerisinde İşkolizm

İşkolizm, aşırı çalışma ve işe/çalışmaya karşı bağımlılık olarak tanımlanmaktadır.

Oates tarafından; kompulsif ve kontrol edilemeyen bir şekilde sürekli çalışma ihtiyacı olarak tanımlanmıştır. İşkolikliği tanımlamada, çalışma süresini kriter olarak kabul eden araştırmacılar da vardır: Araştırmacılara göre; Haftada en az 50 saat çalışan kişiler işkolik olarak değerlendirmektedir.

Statista’nın 2015 yılı verilerine göre;

Türkiye’de çalışan insanların %23.3’ü, haftalık 60 saat ve üzeri boyunca çalışıyor.

İşkoliklik, çalışma yaşamı ve üretim açısından olumlu bir kavram olarak, hatta; İYİ BİR BAĞIMLILIK olarak nitelendirilse de genellikle; OLUMSUZ bir kavram olarak kabul edilmektedir.

İŞE ADANMIŞLIK ve İŞKOLİKLİK

İşe gönülden adanma ve işkoliklik birbirinden farklı kavramlardır. Her iki durumda da; Çok çalışma söz konusudur ancak gönülden çalışanlarda İÇSEL BİR MOTİVASYON söz konusu iken, işkolikler için çalışmak istemeseler dahi İÇSEL BİR ZORLAMA söz konusudur.

  • İşle ilgili aşırı zihinsel uğraş,
  • İş ve çalışmaya aşırı zaman ayırma,
  • Çalışmadığı zamanlarda yoksunluk belirtileri,
  • Çalışmaya yönelik olarak içten gelen bir baskı ve zorlanma hissetme,
  • Aşırı çalışma yüzünden ilişkilerinde ve özel yaşamında sıkıntılar yaşama,
  • Çalışabilmek için aile üyelerine, arkadaşlarına ve çevresine yalan söyleme,
  • Çalıştığını diğer insanlardan saklama ihtiyacı ve
  • Sosyal etkinliklere, eğlenceye ve uykuya harcanan zamanın boşa harcandığını düşünmek gibi durumlar,
    işkolikliği, işe gönülden bağlı olma konusundan ayıran hususlardır.

Ayrıca; işkolik kişiler de diğer çok çalışanlar gibi, yapılan işten motivasyon duymak ile beraber işten duydukları memnuniyetlik duygusu işkoliklerde narkotik bir etki göstermektedir. İşkolikler, bu narkotik etkiyi sürekli hissedebilmek için devamlı çalışırlar.

İŞKOLİKLİK BİR HASTALIK MIDIR?

İşkolik olan kişilerde psiko-sosyal işlevlerde bozulma görüldüğü için; psikolojik bir hastalık olarak kabul edilmektedir. İşkoliklik hayatınızı etkileyen ve size zarar veren bir durum haline gelmişse bu aşamada hastalık kesinleşmiştir.

İŞKOLİKLİK ve TÜKENMİŞLİK

Yapılan araştırmalara göre işkoliklik düzeyindeki artışın;

  • Zihinsel
  • Fiziksel
  • Duygusal
  • Davranışsal

tükenmişliği arttırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Yani;
işkoliklik ile tükenmişlik arasındaki ilişkinin doğru orantılı olduğunu varsayabiliriz.

İŞKOLİKLİK TİPLERİ

İşkolizm, kişinin işe karşı tutumu ile ilgili olup, kişinin işe yüklediği anlam, işe motive olmasının nedenleri, işten elde ettiği doyum, işe karşı gösterdiği ilgi vb. faktörlere bağlı olarak farklı işkoliklik tiplerini ortaya çıkarmaktadır

  • Gerçek işkolik
  • Durumsal işkolik
  • Sözde işkolik
  • Hayalperest işkolik

olarak 4 adet işkoliklik tipi vardır.

SPENCE VE ROBBİNS İŞKOLİK TİPOLOJİSİ

ORGANİZASYON İÇERİSİNDE İŞKOLİZM

İşkoliklik davranışı gösteren çalışanlar kısa dönemde birçok başarılı çalışma ile organizasyona katkılar sağlarken, uzun dönemde;

  • Fiziksel ve psikolojik rahatsızlıklar,
  • Stres,
  • Odaklanamama,
  • Dikkat eksikliği,
  • Kronik yorgunluk,
  • İşten ayrılma isteği,
  • İşe karşı zamanla isteksizlik,
  • İşten kaçma ve işe geç kalma

gibi belirtilerle organizasyonun verimsizliğine neden olmakta, bu durum organizasyonun maliyetlerini arttırmaktadır.

İŞKOLİKLİK ÖNLENEBİLİR Mİ?

İşkoliklik, aynı alanı paylaşan kişiler arasında yayılan bulaşıcı bir hastalık özelliği göstermektedir. Organizasyonlarda işkolizmin önlenmesi için;

  • Kişisel Danışmanlık
  • Aile Terapisti
  • İşyeri Politikaları

gibi uygulamaların gerekliliği şarttır.

İŞKOLİKLİĞİN ÖNLENMESİ İÇİN İŞYERİ POLİTİKALARI

İşkolik çalışanların, organizasyon üzerinde yarattığı olumsuz etkiler, iş devir oranlarının incelenmesi ve performans değerlendirme sonuçları aracılığıyla ölçümlenebilir. Bu bağlamda, organizasyonların işkoliklik davranışının olumsuzluğundan kurtulabilecek bir kurumsal iyileştirme programını uygulamaya koyması gerekmektedir.

Organizasyonun insan kaynakları biriminin çalışan destek sistemini kurum politikalarına dahil ederek, işlerlik kazandırması işkolik çalışanların sayısının azalmasını sağlayabilir.

Organizasyonda koçluk sisteminin yerleştirilmesi ile çalışanlarla ilgilenme düzeyini arttırarak, çalışan davranışlarının daha iyi değerlendirmesine olanak tanınabilir. Böylece işkolik çalışanların belirlenerek, destek sağlanması mümkün olabilir.

Proje Yöneticisi nedir? Ne iş yapar?

“Yönetim Bilişim Sistemleri nedir ve YBS mezunları ne iş yapar?” başlıklı yazıda YBS mezunlarının iş skalasını sizlerle paylaşmıştım. Özellikle bilişim ayağındaki meslek gruplarının detaylı tanıtımlarını blogumda paylaştım. Bu kez, YBS’nin işletme ayağından olan, “Proje Yöneticisi” ne iş yapıyormuş, birlikte bakalım.

Proje Yöneticisi nedir?

Proje yöneticisi, bir projenin başından sonuna kadar olan süreci yöneten kişilere verilen mesleki bir unvandır. Proje yöneticisi, proje üretimi sürecindeki her ayrıntıdan sorumludur denebilir. Projede çalışacak ekipleri kurar, ekipler arasındaki koordinasyonu sağlar ve bir projenin başarıyla tamamlanması için tüm sorumluluğu üzerine alabilecek beceriye sahiptir.

Proje yöneticisinin bağlı olduğu sektöre göre iş tanımı çeşitlenir. Örneğin inşaat sektöründeki bir proje yöneticisinin sorumlulukları farklı, bir reklam ajansında çalışan proje yöneticisinden beklenenler farklıdır. Proje yöneticisinin çalışma şekli, yarı zamanlı, tam zamanlı ya da proje bazlı olabilir.

Proje Yöneticisinin Görevleri

  • Proje sunumunu hazırlar
  • Proje için en uygun kişileri bulur.
  • Proje hakkında toplantılar düzenler.
  • Zaman yönetimini yapar belirler.
  • Performans kontrolü yapar.
  • Bütçe yönetimi yapar.
  • Projedeki değişikliklerin etkisini ölçümler.
  • Proje ekibi ile ilgili eğitim ve seminerleri seçer ya da düzenler.

Proje yönetimi ile ilgili eğitim almak isteyenler, özel kurumların hazırladığı programlara katılabilir. Bu kurumlar, katılımcılarına proje yönetimi uzmanlığı sertifikası verir.

YBS (MIS) uzmanı ne iş yapar?

Yönetim Bilişim Sistemleri öğrencilerine ve öğrenci adaylarına, kaynak oluşturabilmek adına çoğu zaman bölümle ilgili terimleri blogumda paylaşıyorum. Bunlardan, başı çeken de YBS (MIS) mezunlarının meslek grupları tanıtımları oluyor. Bu sefer; Yönetim Bilişim Sistemleri Uzmanının ne iş yaptığını derleyeceğim.

Günümüzde, teknolojinin durmak bilmez gelişmesi ile birlikte devasa boyutlarda ve durmaksızın bir bilgi akışı sağlanmakta ve saniyeler içerisinde birçok veri elde edilebilmektedir. Yönetim Bilişim Sistemleri Uzmanları ise, bilişim sistemleri yolu ile elde edilen verileri kullanarak Yönetim Bilişim Sistemleri alt yapısını oluşturup, elde edilen verileribilgiye dönüştürebilmelidir. Oluşturulan altyapı; yönetim, bilişim ve işletme alanlarındaki planların uygulanmasını sağlayan, elde edilen sonuçların değerlendirilmesini ve analizini yapan ve karşısına çıkan sorunları saptayarak çözüme ulaştıracak olan kişinin; Yönetim Bilişim Sistemleri Uzmanı‘nın eseridir.

Kuruluşların ömrü sonsuz olarak kabul edilir. Bütün planlar sonsuzluk esasına göre yapılır. Bu kuruluşlar, varlıklarını sürdürüp kendilerini geliştirmek ve ilgili bilgileri saklayıp tutmak, işlemlerini hızlı bir şekilde gerçekleştirebilmek adına Yönetim Bilişim Sistemleri Uzmanına ihtiyaç duymaktadır.

Yönetim Bilişim Sistemlerinin Geleceği

Her ne kadar geleceğin mesleği olarak adlandırılsa da; Yönetim Bilişim Sistemleri bölümü, günümüzün de mesleğidir. Özellikla Avrupa’da ve Amerika’da yaygın olan MIS, (Management Informations Systems) ülkemizde de yeni yeni tanınmaya ve ilgi görmeye başlamıştır. Bu nedenle; bir önceki paragrafta belirttiğim gibi, varlığının sonsuz olduğunu düşünen büyük kurum ve kuruluş firmalarında ve devlet dairelerinde YBS Uzmanlarına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu ihtiyaç giderek artmaktadır.

Yönetim Bilişim Sistemleri Uzmanının Görevleri

  • Bulunduğu işletmenin bilgi verimliliğini sağlamak,
  • Verileri saklayabilmek için donanım ve yazılım sistemleri oluşturmak,
  • Bilgisayar sistemini ve network ağını oluşturmak,
  • Hedeflere ulaşabilmek için kısa ve uzun planlar oluşturabilmek,
  • Herhangi bir işletme probleminin giderilmesi için, önceden elde edilmiş veriyi, bilgiye dönüştürmek,
  • İş süreçlerini yönetmek,
  • Takım çalışmasını tasarlamak ve yönetmek,
  • Proje yönetimine ve döngüsüne yatkın olmaktır.
Yönetim Bilişim Sistemleri Uzmanının Gereklilikleri
  • Dikkatli ve sabırlı olma,
  • Matematiksel ve mantıksal (makine dili) düşünebilmek,
  • Analiz yapabilmek,
  • İnsan psikolojisinden anlamak,
  • Takım çalışmasında aktif rol üstlenebilmek,
  • Kritik analizi yapabilmek,
  • Risk üstlenebilmektir.

İlgili yazılara aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:
berkanaslan.com/category/yonetim-bilisim-sistemleri/

Network (Ağ) mühendisi ne iş yapar?

Bilgisayarın, hayatın her alanına girmesiyle birlikte, gerek ofis içinde, gerekse daha geniş bir fiziksel alan içinde, var olan bilgi kaynaklarının diğer sistemlerle uyumlu bir şekilde entegrasyonu önem kazanmaya başlamıştır. Hedef, bilgisayarda üretilen bilginin ortak bir havuzda toplanarak daha rasyonel kullanılmasıdır. Buna ilaveten, ana elektronik gücün daha rasyonel kullanılması esas sorunu oluşturacaktır. Maliyet unsurlarının minimize edilerek bilgiye daha ucuz ve yaygın şekilde ulaşılmak istenmesi ve bilgi sistemleri arasındaki bağlantının kurulmasının zorunlu hale gelmesi network mühendislerine duyulan ihtiyacı artıracaktır.

Network mühendisi, bilgisayar ağırlıklı sistemler arasında, en uygun haberleşme yöntemini saptar (En uygun network ağını seçer). Sistemi kurar ve işletime açar.

İyi bir network mühendisi olabilmek için analitik düşünme yeteneğine ve yaratıcı bir kişiliğe sahip olmak gerekmektedir. İyi bir network mühendisi, ekip çalışmasına yatkın ve insan ilişkilerinde başarılı olmalıdır.

Görev ve Faaliyetleri

  • Ağ konusundaki fiziksel bağlantılar, 2. Katman ve 3. katman topolojilerini tasarlamak ve uygulamak
  • DNS, DHCP, Firewall, Saldırı Önleme Sistemleri ve Proxy Sunucu desteği tasarlamak ve uygulamak.
  • Ağ performansı ölçümlerini analiz etmek.
  • Ağ tasarımlarının Servis Seviyesi Anlaşmaları ile uyumlu olmasını sağlamak.
  • Ağ tasarım standartlarına teşvik etmek ve uygulamak.
  • OSPF, BGP, HSRP, VRRP, Spanning Tree ve Etherchannel gibi teknolojileri tasarlamak ve uygulamak.
  • QOS(Quality of Service – Servis Kalitesi) politikasını tasarlamak ve uygulamak.
  • Ağ donanımını yükseltmek ve değiştirmek.

Network mühendisleri, başta finans sektörü olmak üzere bilgisayar ağına geçmeyi planlayan, çok şube ile çalışan tüm işletmelerde çalışabilirler.

Network mühendislerinin, bilgisayar mühendisliği veya elektronik mühendisliği formasyonuna sahip olmaları gerektiği düşünülse de son yıllarda yönetim bilişim sistemleri bölümü mezunlarının da network mühendisi (uzmanı) olarak çalıştığı görülmektedir.

Kullanılan Kaynaklar
Bilişimde Kariyer: goo.gl/pz8ndB
Görsel: bandarit.com/support

 

Dikkat Edilmesi Gereken 4 Online Öğrenme Trendi

Online öğrenme program ve kursları şu anda herkesin dilinde. Teknoloji temelli yapısı nedeniyle bugünün teknoloji bilen dünyasında etkili olmalarını sağlıyor. Buna neden olan faktörler arasında, şirketlerin hazır online platformları kullanarak maliyetlerini azaltması ve geleneksel sınıflarda uygulanacak programlara harcanan zaman ve çabadan tasarruf sağlamak yer alıyor. Farklı online öğrenme gelişim trendleri, katılımcıların etkileşimini arttırma ve eğitim materyallerini daha fazla elde tutmasını sağlayarak öğrenme programlarının başarı oranlarını arttırmada yardımcı oluyor. Online öğrenme hiç şüphesiz çalışma ve eğitim algımızı etkileyen teknolojinin bir yansıması.

İşte online öğrenme endüstrisinin dikkat ettiği en son trendler.

1. Mobil Öğrenme

Artan mobil cihaz kullanımı gözardı edilemez. Mobil cihazlar hayatlarımızın temel bir parçası oldu, ve insanların önemli görev ve sorumluluklarını yerine getirmesine yardımcı oluyor. Mobil öğrenme pazarındaki artışın sebebi de bu. Online bankacılık, alışveriş, oyun, ya da önemli dosyalara ulaşıp ulaşmamak olması fark etmiyor; elde bu kadar bilgi olması oldukça değer görüyor. Ayrıca mobil öğrenme, hakkında görüş ve öneri verilebilecek öğrenci projeleri ve yazı ödevleri için harika bir konu haline geldi. Online ya da elde taşınan öğrenmenin öne çıkan yararları aşağıdaki gibi sıralanmıştır:

  • Programlanmış esneklik
  • Taşınabilirlik.
  • Ulaşım kolaylığı.
  • Dikkat dağıtıcılar olmadan öğrenme.
  • Bir tuşla erişilebilen bilgi.
  • Eğitim materyaline hızlı erişim.
  • Öğrenme konseptlerinin kısa sunumu.

Online öğrenmenin birçok başarı faktörü olan bir trend olduğu şüphesiz. Her an heryerden erişilebilen öğrenmenin uygunluğu gözardı edilemez ve eminiz ki insanların giderek vazgeçilmez olacak.

2. Uyarlanabilen Programlar

İsimden anlaşılacağı üzere, bu programlar deneyimli çalışanları yeni konseptlere hızlıca adapte edebiliyor. Uyarlanabilir programların kullanımıyla, çalışanlar daha önce bildikleri şeylere çalışmak için zaman kaybetmiyor. Uyarlanabilir programlar çalışanlar için öğrenme sürecini hızlandırma ve üreterek öğrenmelerini mümkün kılıyor. Örneğin, Infografiklerin kullanımının çok etkili olduğu kanıtlandı. Bu programlar dünyanın birçok yerinde uygulanıyor. Çok kısa bir zaman içinde, yetenek odaklı online öğrenme programları online öğrenme pazarındaki rakiplerini geride bırakacak. Her öğrenciyi dahil etme odaklı uyarlanabilir online öğrenme programı olan Smart Sparrow buna iyi bir örnek.

3. Oyunlaştırma

Online öğrenme ile oyunlaştırma tekniklerini birleştirdiğinizde, konsepti yepyeni bir seviyeye taşıyosunuz! Oyunlaştırma bir süredir sahnelerde ve en güçlü online öğrenme trendlerinden biri oluyor. Öğrenmeye interaktif ve eğlenceli bir yaklaşım getiren oyun mekanizmalarını kullanan bir konsept. Oyunlaştırma trendleri çalışan katılımını ve odak muhafazasını arttırma konusunda oldukça başarılı. Çalışanlar sadece konuları daha hızlı anlamaya eğilimli olmakla kalmıyor, ayrıca etkili öğreniyorlar.

Ünlü fast-food zinciri McDonald’s da, çalışanlarını yeni kasa sistemleri konusunda eğitmek için oyunlaştırma temelli öğrenim kullanıyor. Oyun yeni kasa sisteminin çalışma şeklini simüle ediyor ve çalışanların müşterilere kaliteli hizmet sunma bilgilerini göstermelerini sağlıyor. Bu öğrenme süreci hem eğlenceli ve interaktif, hem de gerçek çalışma ortamı sunuyor. Motive edici, ve konu müşteri hizmetleri olduğunda çalışanların en iyi performanslarını göstermelerine yardımcı oluyor.

4. Automated Technology Otomatik Teknoloji

Otomatik teknolojiler, farklı online öğrenme derslerindeki çalışma materyalleri olan testler, alıştırmalar, değerlendirmeler ve oyunlara yardımcı olur. Şirketle bu teknolojileri kullandığında zamandan önemli ölçüde tasarruf sağlıyorlar. Dahası, öğrenme programı yaratmak için harcanan parada da önemli bir azalma oluyor. Otomatik teknolojilerle, online öğrenme derslerini içerik açısından zenginleştirmeye odaklanmak daha kolay oluyor. Daha fazla bilgi sağlamaya odaklanmak yerine daha kaliteli bilgi sağlamaya odaklanılıyor.

 

Kaynağı,hizmetleri ve daha fazlasını görüntülemek için;
Dikkat Edilmesi Gereken 4 Online Öğrenme Trendi
enocta.com

Gamification (Oyunlaştırma) neden bu kadar yaygınlaştı?

Gamification, (Oyunlaştırma) insanların, davranışlarını ve eğilimlerini değiştirmek için oyun mekanizmalarının, aslında oyun olmayan aktivitelere uygulanmasına denir. Bu yöntemin en büyük amacı, oyunlaştırmanın uygulandığı, aplikasyonda, web sitesinde, anket&form işlemlerinde vb. sistemlerde katılımı ve teşviki artırmaktır.

Swarm’da check-in yaparak mekanın mayor’ü olmaya çalışıyor, Yemek Sepeti’nde yemek siparişleri vererek bulunduğumuz konumun muhtarı olmaya uğraşıyor ve bazen de George Clooney* gibi 5 milyon uçuş mili toplamak için çabalıyoruz. İşte bunun sebebi, kullandığımız servislerde, gamification ile servisin içine gömülmüş olan oyun dinamiğinden** kaynaklanmaktadır.

*George Clooney’nin başrolünde oynadığı Up in the Air (Aklı Havada) filmindeki iş adamı, beş milyon uçuş mili toplamaya çalışmaktadır.
**Bir etkinliği oyun yapan eylemlere, aktivitelere ve kontrol mekanizmalarına oyun mekanikleri; bu mekaniklerin yarattığı motivasyon, elde etme arzusu duygularına oyun dinamiği denir. Ödül, seviye, rekabet, başarı gibi kavramlar oyun dinamğini oluşturur.

Gamification kavramının popüler olmasına en büyük katkıyı sağlayan 2 olay vardır. Bunlar;

  1. Rajat Paharia’nın, 2005 yılında Bunchball* adlı şirketi kurarak, müşterinin sadakat artışını sağlamak için geliştirdiği oyunlaştırma platformu,
  2. Pennsylvania Üniversitesi‘nde Hukuk Çalışmaları ve İş Etiği Profesörü olan Kevin Werbach’nın 2012 yılında Coursera yüklediği eğitim hatftalık eğitim programı.

Banchball* Tanıtım Videosu

Oyunlaştırma mekanizmasının en sık kullanıldığı alanlardan birisi de eğitimdir. 2. maddede bahsettiğim Prof. Kevin Werbach gibi eğitim alanında da oyunlaştırma mekanizması kullanılmaktadır. Bu sayede, öğrenme süreci, pasif ve sıradan olmaktan ziyade, keşfedilebilir bilgiler ile aktif ve öğrencilerin dikkatinin dağılmadığı bir öğrenim süreci elde edilebilmektedir. Eğitim alanında kullanılan gamification mekanizmasının en büyük örneği Scratch‘dir.

Scratch, ABD’de bulunan MIT’nin geliştirdiği, 8-16 yaş arası çocukların kullanımına göre tasarlanmış oldukça basit bir arayüze sahip programlama ortamıdır. Çocuklar, Scratch sayesinde, kodlama ekranından ziyadeoyunlaştırılmış bir arayüz kullanarak programlama mantığını öğrenmektedir.

Gamification, müşterilerin/kullanıcıların, kayıt olup, kişisel hesap oluşturabildiği her sisteme uygulanabilir. Basit bir forum sitesinde insanların sorunlarına cevap vererek kazandığınız puanlar da, bir e-Ticaret sitesinde alışveriş sonunda kazandığınız indirim kuponları da gamification mekanizması için örnek olarak sayılabilir. Bu tür kullanımlarda var olan müşteriyi/kullanıcıyı kaybetmeme amacı vardır.

Gamification için, firmalara proje oluşturan ve profesyonel destek veren oluşumlar Türkiye’de de yaygınlaşmaya başlamıştır. Bir çok öğrenci, GamificationAcademy gibi eğitimler sayesinde bu yönde istihdam sağlamaktadır.

Son olarak; bu yıl, Maarten Molenaar, Sylvester Arnab, An Coppens gibi isimlerin katılacağı Gamification Turkey Zirvesi‘nden bahsetmek istiyorum. Bir sonraki zirve, 15 Kasım 2018 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirilecek. Detaylı bilgiyi gamificationturkey.org sitesinden öğrenebilirsiniz.