Aylık arşivler: Eylül 2018

PHP öğrenmek hala değerli mi?

Bu yazı, Dev.to platformunda Mike Oram tarafından yayınlanan “Is PHP relevant?” adlı yazının Türkçe çevirisidir.

 

Bana akademisyenler, iş başvurusu yapanlar hatta diğer geliştiriciler tarafından en sık sorulan sorulardan biri “Neden PHP öğretiyorsun?” hatta bazen “PHP ölü bir dil değil mi?” sorusudur.

En başından bu konuda gayet açık olayım. PHP ÖLÜ BİR DİL DEĞİLDİR.

2017 yılının aralık ayında, PHP internette server tarafında kullanılan programlama dillerinin %83’ünü oluşturuyordu. Bu sonucu PHP tabanlı WordPress gibi içerik yönetim sistemlerine borçluyuz, ama bu hazır içerik yönetim sistemlerini bu orandan çıkarsak dahi, PHP web’in %54’ünden fazlasına güç vermekte. Zaten, aşağıdaki grafiğe bakarsanız, PHP’nin market payı 2017 yılında gayet tutarlıymış hatta artış göstermiş.

Eylül ayında ‘IT endüstrisi için uygun’ yetenek ve teknolojiler hakkında bir blog yazısı yazmıştım. O blog yazısını yazdığım sırada, PHP ve Javascript iş pazarında açık ara aranan özelliklerdendi. Hala da böyledir. Tesadüfi olmayan bir şekilde, akademide en çok vakit ayırdığımız iki dil de PHP ve JavaScript’tir.

Şimdi, yeni programcılara en çok öğretilen diğer dillerin kullanım istatistiklerine bir göz atalım. Üniversiteler Java veya C’ye odaklanmaya yatkınlar. Bunun sonucunda bir çok girişim uygulamalarını bu dilleri kullanarak geliştirmekte. Tüm bu çabaların sonucunda Java server tarafındaki uygulamaların %2.5’una güç veriyor. C hiç bir yerde görülmemekle beraber, bazen üniversitelerde öğretilen ASP.NET %14.2 oranına ulaşabilmiş. Programlama workshoplarında en popüler olan Python, Ruby veya sunucu tabanlı JavaScript dillerinin hepsini birden topladığımıza, internettin sadece %1.2’sine güç verebilmişler. Sunucu taraflı JavaScript (node.js) en hızlı artan sunucu taraflı teknoloji olmasına rağmen halen az kullanılıyor ancak tabiiki öğrenilmeli. (Biz akademik takvimimizde Node.js öğretmeye 1 hafta ayırıyoruz)

Peki neden bir sürü kişi PHP’nin uygunsuz ya da ölü bir dil olduğunu iddia ediyor?

Bunun, benim gördüğüm iki ana nedeni var. Birincisi, bu geliştiriciler arasında dolaşıp duran bir söylentiden ibaret. PHP, ilk zamanlarında görece olarak yavaş, nereye gittiği belli olmayan ve bir sürü tutarsızlığa sahip bir dildi. Yıllar boyunca PHP bayağı bir gelişti, hatta 2009 yılında 5.3 sürümünün yayınlanmasından beri, eski şikayetlerin çoğu düzeltildi. En son sürüm (7.1) son derece hızlı, modern ve güçlü bir şekilde nesne yönelimliliğe odaklanan bir dildir.

İkincisi, PHP esnek ve “loosely typed” yani kesin tür belirtilmemiş bir dildir. Bu, metin editörünü açıp hızlı yazılım geliştirmeye olanak verse de, kolayca kötü kod üretmeye de yol açmakta. Yani kendi başarısının bir kurbanı olduğunu söyleyebilirsiniz. Ancak, düzgün bir şekil yazıldığında, ve DRY, SOLID ve MVC gibi (bizim de akademide öğrettiğimiz) metodolojiler kullanıldığında, PHP gerçekten güçlü, iyi bir çeşitliliğe sahip, bir çok şeyleri sunabilecek hızlı bir dildir.

Yani, PHP ölmedi. Her dilde olduğu gibi kendine özgü kusurları olsa da, bırakalım istatistikler bizim yerimize bu iddialara cevap versin.

 

Orjinal dilinde yayımlanmış hali:  https://dev.to/mporam/is-php-relevant–1np
Çeviri sahibi:  mynameismidori.com

Xammp nedir? Xammp nasıl kurulur?

XAMPP, ücretsiz ve açık kaynaklı olarak geliştirilen, kolayca yüklenerek hazır hale getirilebilen bir web sunucusu yazılım paketidir.

Xammp’ın diğer sanal web sunucularından farkı nedir?

XAMPP’ın diğer web sunucusu türleri olan LAMP, MAMP ve WAMP’dan en büyük farkı, içerisinde barındırdığı yazılım elemanlarının farklılığı ve XAMPP’ın çapraz platformlu yani tüm işletim sistemleri üzerinde çalıştırılabilir olmasıdır.

XAMPP, diğer web sunucularından farklı olarak içerisinde web sunucusu için Apache, veritabanı yönetimi için MariaDB, geliştirme içinse PHP ve Perl’i barındırır. Taşıdığı bu özellikler ve kolay kullanımı sayesinde diğer sanal web sunucuları yerine tercih edilebilir.

Xammp Kurulumu

Xammp, çapraz platform destekli yazılım olduğu için her işletim sisteminde farklı kurulum adımları izlemek gerekebilmekte. Bu nedenle, kullanıcı, aşağıdaki 3 ayrı kurulum anlatımından kendisine uygun olanını seçerek, kurulum talimatlarını inceleyebilir.

Windows için Xammp Kurulumu

İndirdiğiniz Xammp yazılım paketini, kurmak istediğiniz disk sürücüsü dizinine (Genellikle C:) çıkartın. Ardından “setup_xampp.bat” dosyasını çalıştırarak kurulumu tamamlayın. Eğer dilerseniz XAMPP paketi içerisinde yer alan Installer’ı da kullanarak kurulumu tamamlayabilirsiniz.

Linux için Xammp Kurulumu

Kullandığınız Linux işletim sistemine ve işlemci mimarisine uygun yazılım paketini dosyasını indirin. Kurulum başlatıcı dosyanın dosya izinlerini terminal yardımıyla 755 olacak şekilde ayarlayın. Bu ayarlamayı yapmak için;

chmod 755 xampp-linux-*-installer.run

Komutunu kullanabilirsiniz. Daha sonra kurulumu başlatmak için aşağıdaki komutu kullanabilirsiniz;

sudo ./xampp-linux-*-installer.run

kurulum işlemi tamamlandığında tüm gerekli dosyalar /opt/lampp dizinin içerisine gelecektir.

MacOS için XAMMP Kurulumu

İndirdiğiniz DMG uzantılı dosya imajını çalıştırın, ardından kurulum yardımcısına çift tıklayarak kurulum işleminin başlamasını sağlayın. Kurulum tamamlandığında XAMMP, tüm dosyalarıyla birlikte Applications/XAMPP klasörünün içerisinde yer alacaktır.

Xammp İndir

Xammp’ı, kendi işletim sistemi ve işlemci mimarisine uygun indirmek için buraya tıklayarak Xammp’ın resmi sitesine ulaşabilirsiniz. Ayrıca, sitede bulunan “What’s Included” yazısına tıklayarak, indirmek istediğiniz yazılım paketi içerisindeki özellikleri inceleyebilirsiniz.

Blog sahiplerine veri analiz tavsiyeleri

Bu yazıda paylaşacağım hizmetlerin bir kısmı her türden site sahibinin işine yarar ama belki de başlığı ‘WordPress blog sahiplerine’ diye güncellemek gerekirdi (nimet adres sormaz ki?).

Google Analytics kullanmayan site var mı bilmiyorum. Sayfalarınıza ekleyeceğiniz tek bir satır ile site siteniz ve ziyaretçileriniz hakkında istemediğiniz kadar derin ve çeşitli bilgiler sunan ücretsiz bir araç. Standart hali yeterince iyi ama işi biraz daha geliştirmek isteyenler için ücretli / ücretsiz yüzlerce ek de var. Bu yazıda işinize yarayacağını düşündüğüm Analytics tabanlı birkaç yeni nesil hizmetten bahsedeceğim.

Google Analytics Dashboard

Google Analytics Dashboard adlı (ücretsiz) WordPress eklentisi bu kodu sayfalarınıza otomatik olarak eklemenizi, WordPress yönetici ekranında detaylı bir özet ekranı yerleştirmenizi ve yeni nesil Analytics kod ayarlarını kolayca yapabilmenizi sağlıyor. Kendi sitesinde detaylı açıklamalarını (ve başka güzel eklentileri) bulabilirsiniz.

Xtra.ga

Bu ücretsiz hizmet Google Analytics’in rapor sayfalarını mümkün olduğunca sadeleştirip her gün size (ya da belirleyeceğiniz bir gruba) özel formatlı bir e-posta şeklinde yolluyor. Kaç kişi ziyaret etmiş, hangi platformları kullanıyorlar, hangi siteler üstünden ve anahtar kelimelerle sayfanıza gelmişler gibi pek çok bilgiyi bir gün öncesiyle kıyaslayarak inceleyebilirsiniz.

Her site için kullanabileceğiniz güzel bir seçenek. Deneyin derim.

See your visitors

Google Analytics ve benzeri hizmetler sitenizdeki trafiği özetleme konusunda başarılılar ancak o an neler olduğuna dair en ilginç sonuçları see your visitors veriyor.

Hizmete (ücretsiz) üye olduktan sonra sayfanıza ekleyeceğiniz bir satır kod sayesinde bu hizmet -adından da anlayacağınız gibi- o an sitenizde insanlar nereye tıklıyor, nelere bakıyor bir heatmap ile gösteriyor. Böylece sitenizde ne ilgi çekiyor, ne çekmiyor inceleme fırsatı yakalıyorsunuz.

Yönetim ekranını açtığınızda sitenizin görüntüsü üstündeki renk değişimlerini gözlemlemek hipnotize edici bir hal alıyor. Uyarmış olayım 🙂

Qunb

Bir başka Analytics özetleme ve görselleştirme aracı daha. Analytics hesabınızı bağladıktan sonra blog, e-ticaret, haber sitesi gibi hangi tip bir site olduğunuzu seçtikten sonra aşağıda görebileceğiniz senaryolarla analiz verilerinizi görselleştirebiliyorsunuz (tıklayıp büyütebilirsiniz).

Kesinlikle harika ama ne yazık ki ücretli bir seçenek (ücretsiz bir deneme sürümü de var). Detayları sitesinden inceleyebilirsiniz.

Levers

Büyük veri (big data) kavramını duymamış olamazsınız. Bu aralar cümle içinde kullanmayanı dövüyorlar. Anlamıyla niyeti arasında farklar barındıran bir kavram. Anlamı adından anlaşılıyor. Ama onu anlamlı hale getiren şey koca veri yığınları içinden anlamlı bir veri çıkarıp bunu stratejiye dökmek. Yoksa hepimizin hayat boyu izleye, dinleye bitiremeyeceği dijital şarkı, türkü, film arşivi de büyük bir veri oluşturuyor.

Levers hizmeti bağladığınız Google Analytics verilerini inceleyerek gelecekte trafiğinizin nasıl şekilleneceğini öngörüyor. Bu hizmetin kısa bir süre sonra büyük bir satın alıma sahne olacağını düşünüyorum. Levers ücretsiz ancak ön kayıt gerektiriyor. Onay için sabırlı olmakta fayda var, kuyruk uzun!

MoreMetrics

Google Analytics ve bağlı hizmetler sitenize ait performansınızı ölçüyor. Peki ya sosyal medya? MoreMetrics adlı ücretsiz hizmet birkaç basit adımla sosyal medya hesaplarınızın performanısını da Analytics üstünden takip edebilmenizi sağlıyor. Şu an için Twitter, Facebok sayfaları, Youtube, Instagram ve Google+’ı ekleyebiliyorsunuz.


Zaman bazındaki iniş çıkışları gözlemlemek için kesinlikle akıllıca bir seçenek.

Faydalı olması dileğiyle.

Blog sahiplerine veri analiz tavsiyeleri

Dikkat Edilmesi Gereken 4 Online Öğrenme Trendi

Online öğrenme program ve kursları şu anda herkesin dilinde. Teknoloji temelli yapısı nedeniyle bugünün teknoloji bilen dünyasında etkili olmalarını sağlıyor. Buna neden olan faktörler arasında, şirketlerin hazır online platformları kullanarak maliyetlerini azaltması ve geleneksel sınıflarda uygulanacak programlara harcanan zaman ve çabadan tasarruf sağlamak yer alıyor. Farklı online öğrenme gelişim trendleri, katılımcıların etkileşimini arttırma ve eğitim materyallerini daha fazla elde tutmasını sağlayarak öğrenme programlarının başarı oranlarını arttırmada yardımcı oluyor. Online öğrenme hiç şüphesiz çalışma ve eğitim algımızı etkileyen teknolojinin bir yansıması.

İşte online öğrenme endüstrisinin dikkat ettiği en son trendler.

1. Mobil Öğrenme

Artan mobil cihaz kullanımı gözardı edilemez. Mobil cihazlar hayatlarımızın temel bir parçası oldu, ve insanların önemli görev ve sorumluluklarını yerine getirmesine yardımcı oluyor. Mobil öğrenme pazarındaki artışın sebebi de bu. Online bankacılık, alışveriş, oyun, ya da önemli dosyalara ulaşıp ulaşmamak olması fark etmiyor; elde bu kadar bilgi olması oldukça değer görüyor. Ayrıca mobil öğrenme, hakkında görüş ve öneri verilebilecek öğrenci projeleri ve yazı ödevleri için harika bir konu haline geldi. Online ya da elde taşınan öğrenmenin öne çıkan yararları aşağıdaki gibi sıralanmıştır:

  • Programlanmış esneklik
  • Taşınabilirlik.
  • Ulaşım kolaylığı.
  • Dikkat dağıtıcılar olmadan öğrenme.
  • Bir tuşla erişilebilen bilgi.
  • Eğitim materyaline hızlı erişim.
  • Öğrenme konseptlerinin kısa sunumu.

Online öğrenmenin birçok başarı faktörü olan bir trend olduğu şüphesiz. Her an heryerden erişilebilen öğrenmenin uygunluğu gözardı edilemez ve eminiz ki insanların giderek vazgeçilmez olacak.

2. Uyarlanabilen Programlar

İsimden anlaşılacağı üzere, bu programlar deneyimli çalışanları yeni konseptlere hızlıca adapte edebiliyor. Uyarlanabilir programların kullanımıyla, çalışanlar daha önce bildikleri şeylere çalışmak için zaman kaybetmiyor. Uyarlanabilir programlar çalışanlar için öğrenme sürecini hızlandırma ve üreterek öğrenmelerini mümkün kılıyor. Örneğin, Infografiklerin kullanımının çok etkili olduğu kanıtlandı. Bu programlar dünyanın birçok yerinde uygulanıyor. Çok kısa bir zaman içinde, yetenek odaklı online öğrenme programları online öğrenme pazarındaki rakiplerini geride bırakacak. Her öğrenciyi dahil etme odaklı uyarlanabilir online öğrenme programı olan Smart Sparrow buna iyi bir örnek.

3. Oyunlaştırma

Online öğrenme ile oyunlaştırma tekniklerini birleştirdiğinizde, konsepti yepyeni bir seviyeye taşıyosunuz! Oyunlaştırma bir süredir sahnelerde ve en güçlü online öğrenme trendlerinden biri oluyor. Öğrenmeye interaktif ve eğlenceli bir yaklaşım getiren oyun mekanizmalarını kullanan bir konsept. Oyunlaştırma trendleri çalışan katılımını ve odak muhafazasını arttırma konusunda oldukça başarılı. Çalışanlar sadece konuları daha hızlı anlamaya eğilimli olmakla kalmıyor, ayrıca etkili öğreniyorlar.

Ünlü fast-food zinciri McDonald’s da, çalışanlarını yeni kasa sistemleri konusunda eğitmek için oyunlaştırma temelli öğrenim kullanıyor. Oyun yeni kasa sisteminin çalışma şeklini simüle ediyor ve çalışanların müşterilere kaliteli hizmet sunma bilgilerini göstermelerini sağlıyor. Bu öğrenme süreci hem eğlenceli ve interaktif, hem de gerçek çalışma ortamı sunuyor. Motive edici, ve konu müşteri hizmetleri olduğunda çalışanların en iyi performanslarını göstermelerine yardımcı oluyor.

4. Automated Technology Otomatik Teknoloji

Otomatik teknolojiler, farklı online öğrenme derslerindeki çalışma materyalleri olan testler, alıştırmalar, değerlendirmeler ve oyunlara yardımcı olur. Şirketle bu teknolojileri kullandığında zamandan önemli ölçüde tasarruf sağlıyorlar. Dahası, öğrenme programı yaratmak için harcanan parada da önemli bir azalma oluyor. Otomatik teknolojilerle, online öğrenme derslerini içerik açısından zenginleştirmeye odaklanmak daha kolay oluyor. Daha fazla bilgi sağlamaya odaklanmak yerine daha kaliteli bilgi sağlamaya odaklanılıyor.

 

Kaynağı,hizmetleri ve daha fazlasını görüntülemek için;
Dikkat Edilmesi Gereken 4 Online Öğrenme Trendi
enocta.com

Gamification (Oyunlaştırma) neden bu kadar yaygınlaştı?

Gamification, (Oyunlaştırma) insanların, davranışlarını ve eğilimlerini değiştirmek için oyun mekanizmalarının, aslında oyun olmayan aktivitelere uygulanmasına denir. Bu yöntemin en büyük amacı, oyunlaştırmanın uygulandığı, aplikasyonda, web sitesinde, anket&form işlemlerinde vb. sistemlerde katılımı ve teşviki artırmaktır.

Swarm’da check-in yaparak mekanın mayor’ü olmaya çalışıyor, Yemek Sepeti’nde yemek siparişleri vererek bulunduğumuz konumun muhtarı olmaya uğraşıyor ve bazen de George Clooney* gibi 5 milyon uçuş mili toplamak için çabalıyoruz. İşte bunun sebebi, kullandığımız servislerde, gamification ile servisin içine gömülmüş olan oyun dinamiğinden** kaynaklanmaktadır.

*George Clooney’nin başrolünde oynadığı Up in the Air (Aklı Havada) filmindeki iş adamı, beş milyon uçuş mili toplamaya çalışmaktadır.
**Bir etkinliği oyun yapan eylemlere, aktivitelere ve kontrol mekanizmalarına oyun mekanikleri; bu mekaniklerin yarattığı motivasyon, elde etme arzusu duygularına oyun dinamiği denir. Ödül, seviye, rekabet, başarı gibi kavramlar oyun dinamğini oluşturur.

Gamification kavramının popüler olmasına en büyük katkıyı sağlayan 2 olay vardır. Bunlar;

  1. Rajat Paharia’nın, 2005 yılında Bunchball* adlı şirketi kurarak, müşterinin sadakat artışını sağlamak için geliştirdiği oyunlaştırma platformu,
  2. Pennsylvania Üniversitesi‘nde Hukuk Çalışmaları ve İş Etiği Profesörü olan Kevin Werbach’nın 2012 yılında Coursera yüklediği eğitim hatftalık eğitim programı.

Banchball* Tanıtım Videosu

Oyunlaştırma mekanizmasının en sık kullanıldığı alanlardan birisi de eğitimdir. 2. maddede bahsettiğim Prof. Kevin Werbach gibi eğitim alanında da oyunlaştırma mekanizması kullanılmaktadır. Bu sayede, öğrenme süreci, pasif ve sıradan olmaktan ziyade, keşfedilebilir bilgiler ile aktif ve öğrencilerin dikkatinin dağılmadığı bir öğrenim süreci elde edilebilmektedir. Eğitim alanında kullanılan gamification mekanizmasının en büyük örneği Scratch‘dir.

Scratch, ABD’de bulunan MIT’nin geliştirdiği, 8-16 yaş arası çocukların kullanımına göre tasarlanmış oldukça basit bir arayüze sahip programlama ortamıdır. Çocuklar, Scratch sayesinde, kodlama ekranından ziyadeoyunlaştırılmış bir arayüz kullanarak programlama mantığını öğrenmektedir.

Gamification, müşterilerin/kullanıcıların, kayıt olup, kişisel hesap oluşturabildiği her sisteme uygulanabilir. Basit bir forum sitesinde insanların sorunlarına cevap vererek kazandığınız puanlar da, bir e-Ticaret sitesinde alışveriş sonunda kazandığınız indirim kuponları da gamification mekanizması için örnek olarak sayılabilir. Bu tür kullanımlarda var olan müşteriyi/kullanıcıyı kaybetmeme amacı vardır.

Gamification için, firmalara proje oluşturan ve profesyonel destek veren oluşumlar Türkiye’de de yaygınlaşmaya başlamıştır. Bir çok öğrenci, GamificationAcademy gibi eğitimler sayesinde bu yönde istihdam sağlamaktadır.

Son olarak; bu yıl, Maarten Molenaar, Sylvester Arnab, An Coppens gibi isimlerin katılacağı Gamification Turkey Zirvesi‘nden bahsetmek istiyorum. Bir sonraki zirve, 15 Kasım 2018 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirilecek. Detaylı bilgiyi gamificationturkey.org sitesinden öğrenebilirsiniz.